|
Türkiye'de sanayileşmeyle birlikte hızla artan nüfus hızlı kentleşme
sonucunu yaratmıştır. Hızlı kentleşme sonucunda doğal olarak konut
talebi artıyor tabii ki. Konut arzı ise talebi karşılayacak oranda
artmıyor. Bunun sonucu konut açığıdır.
Konut açığı sağlıksız yapılaşma, gecekondulaşma yani kısaca çarpık
kentleşme demektir. Konut açığı Türkiye'nin gündemine sık sık
imar aflarını getirmiştir. İmar afları maalesef ülkemizin kaderi
olarak görülmüştür. Konut açığı için gerekli önlemleri almayan
kamu otoritesi onun yarattığı olumsuz sonuçları giderebilmek,
ıslah edebilmek için imar affı dediğimiz düzenlemelere gitmek
zorunda kalmıştır.
Konut açığının kapatılamamasının, yani konut üretiminin, arzının
yeterince artmamasının iki temel nedeni var.
1. Finansman problemi,
2. Arsa üretim politikalarının yetersizliği.
İmar aflarının kaderimiz olmasını istemiyorsak bu iki problemi
çözmek zorundayız. Soruna doğru bakış açısıyla yaklaşırsak çözümler
zor değil.
Finansman problemi temelde tasarruf ve kaynak yetersizliğiyle
bağlantılı olsa da çoğunlukla finansmanda kullanılabilecek fonları
ellerinde bulunduranlar ile bu fonlara gereksinme duyanlar arasında
bağlantıyı kuracak mekanizmaların olmaması veya iyi işlememesi
ile ilgilidir.
Artık kişisel birikimlerin kullanılması yoluyla ya da banka sisteminin
veya devletin konut sektörünü doğrudan kredilendirmesi yoluyla
finansman geçerli yöntemler değil. Bu yöntemlerle sektörü harekete
geçirmek, ivme kazandırmak mümkün değil. Zaten ülkemizdeki uygulamasında
ipotek kredilerinin konutların maliyetine oranı en yüksek (loan
to value) yüzde 20'ler düzeyinde (1997 yılı) düzeyinde gerçekleşmiş
olup, bu oranın yüzde 70 - 80'ler düzeyinde olması gerektiği dikkate
alındığında, bu oranın finansman sağlaaktan öte sadece bir destek
niteliği taşıdığı ortadadır.
Ayrıca enflasyonist bir ortamda banka sisteminden, toplanan kısa
vadeli kaynakları uzun vadede kout sektörünü finanse etmekte kulanmalarnı
beklemek gerçekçi olmaz.
Sermaye piyasalarının konut finansmanında kullanılması önemli
bir alternatiftir. Başta ABD olmak üzere bir çok gelişmiş ülke
konut finansmanını sermaye piyasaları aracılığıyla gerçekleştirmektedir.
Türkiye de bunu yapmak zorundadır. Bunun için konut kredilerinin
teminatı olan ipoteğin alınıp satıldığı piyasalar olacaktır. Bankalar
açmış oldukları ipotek kredilerini topluca bir kuruma devredebilecekler
ve bu kredileri toplayan kurum da bunları bir menkul kıymete bağlayarak
ikincil piyasada satacaktır. Yani işin esası bu kredilerin bir
şekilde alınıp satılacağı piyasaların oluşturulmasıdır.
Burada devlete görev düşmektedir. Bu konuda bürokratik örgütlenmelerden
çok konut sektörünün finansman problemini çözecek örgütlenmelere
gitmek daha doğru olacaktır.
M.Akif HAMZAÇEBİ
- Finansal Forum / 25 Nisan 2001
|