|
Karşındakinin yararına
gerçeği söylemek
Karşısındakini
korumak amaçlı gerçeğin saklanması, başa çıkmayı ve uyumu güçleştiren,
karşılıklı güven ilişkisini bozan bir eylemdir.
Kötü bir haber almak
sizi nasıl etkiler? Yanıt, tabii ki, olayın kötülüğüne göre değişir
biçimde olacaktır. Ama söyleniş biçiminin hiç mi etkisi yoktur?
Karşıdaki bireyi bu habere hazırlamak, bunu kabul edilir şekilde
duyurmak aktaranın hünerine kalmıştır.
Bazı durumlarda ise,
kişi, böylesi bir haberi duyurmaktagüçlük çeker ya da hiç duyurmayabilir.
Örneğin kanser tanısı koyduğu bir hastasına doktor bu tanıyı nasıl
açıklayabilir? Gerek ülkemizde gerekse birçok batı ülkesinde doktorlar
bu açıklamayı çok zorlukla yapmaktadırlar. Hastaya anlamayacağı
bir dille söylemek (aşırı tıbbi terimlerle dolu bir biçimde) ya
da sadece yakınlarına açıklamak bu stratejilerden bazılarıdır. Ya
da eşi tarafından aldatılan bir bireye bu durum nasıl anlatılacaktır?
Çoğu kişi böyle bir durumu bilse bile, açıklamadan durumu idare
etmeye çalışır.
Böylesi durumlar yalnızca
bireyler arasındaki ilişkide ortaya çıkmaz. Bazen, kurumlar ile
bireyler arasında da benzer sorunlar olur. Örneğin Çernobil'de olan
nükleer santral kazası sonrasında, yetkililerin zehirsiz olduğu
savıyla toplum önünde radyasyonlu fındığı yiyip çayı içmeleri hala
zihinlerdedir. Yine halk arasında Marmara depremi sonrasında açıklanan
bazı rakamların olduğundan düşük verildiği kuşkusu kulaktan kulağa
yayıldı. Kurumların böylesi durumlarda tutumları çok başka dinamiklerden
etkilendiğinden ve neden olan gerekçeler farklı olduğundan, burada
yalnızca bireylerdeki durum incelenecektir.
Kötü haberi saklamanın
ardında iki tür motivasyon vardır. Bunlardan birincisi tamamen aktaran
kişiyle ilişkili sorundur. Böyle bir haber vererek kötü kişi olmak,
karşısındakini üzmek hemen herkes için hoş olmasa gerek. "Kötü"
kişi olmaktansa, hiç açıklamamak daha iyi gibi görünebilir. Başkasına
zarar vermeme isteği ön plana çıkabilir. Buna, o haberi duyururken
bireyde ortaya çıkabilecek duygusal tepkilere katlanma sorunu da
eklenir. İşten çıkarılması planlanan kişinin göstereceği öfke, üzüntü,
belki suçlama gibi tepkilerle başa çıkmak hiç kolay değildir. Bunlara
göğüs germek ya da katlanmak, ama aynı zamanda o bireye yardımda
bulunmak zor gibi görünebilir ama varılmak istenen asıl hedef budur.
İkinci motivasyon ise
karşıdaki kişinin kaynaklarına güvenmemektir. Bilindiği gibi stres
yaratacak bir olayla karşı karşıya kalan bireyde bir takım savunma
düzenekleri ve başa çıkma stratejileri devreye girer. Birey bu durumla
adeta savaşır, kendine göre bir yol bulup bu durumu bir çözüme kavuşturur.
Böyle bir haberi karşıdaki bireye aktarmayan kişideki egemen düşünce
ise, bireyin bu habere dayanamayacağı, katlanamayacağı, hatta bu
haber karşısında perişan olacağı beklentisidir. Yani, karşıdakinin
savunma düzeneklerine ve başa çıkma stratejilerine olan güvenmeme
temel motivasyondur. Böylece ondan saklayarak ona iyilik yapmış
ve sahte umut aşılamış olur. "Hastaya kendisinde kanser olduğunu
söylersem, intihar bile edebilir" mantığıyla hareket eden doktor
hastasına gerçeği açıklayamaz. Ya da eşi tarafından aldatılan bireye
olan biten söylenirse, perişan olacağı düşüncesi egemendir.
Oysa, stres yaratacak
bir durumla karşılaşan bireyde gelişen tepkilerin belki de en başında
yadsıma (inkâr) geliyordur. Yani, siz haberi bas bas bağırarak verseniz
dahi, kişi bu habere hazır değilse, onu hiç duymayacak, kendi başına
gelmiş gibi hissetmeyecektir. Adeta yok sayacak, yaşanmamış kabul
edecektir. Yani, haberi duyurmaktan çekinen kişinin varmak istediği
hedef, bireyin bilinçdışının bir oyunu ya da savunması olarak devreye
girecektir. Bireylerin psikolojisinin çeşitli kontrol sistemleri
vardır ve hemen her zaman zarardan korumaya programlanmıştır.
Gelelim böyle durumlarda
ne yapılması gerektiğine. Burada temel ilke "umudu yok etmeden
gerçeğin kabullenişini sağlamak"tır. Bireyin stresle karşı
karşıya kaldığı bir durumda bunun boyutlarını bilmesi, bununla nasıl
savaşacağı konusunda neler yapması gerektiğini planlamasının ilk
ve en önemli parçasıdır. Önce gerçeği bildireceğiz ve bireyin bunu
kabullenmesini sağlayacağız. Ama aynı zamanda umudu da yok etmeyeceğiz.
Yani kişinin durumu çaresiz gibi görmesini, buna teslim olup herşeyi
oluruna bırakmasını da engelleyeceğiz. Başa çıkma stratejileri geliştirmesine-aktif
ya da pasif biçimde-aracılık edeceğiz. Karşıdakini korumak amaçlı
gerçeğin saklanması, başa çıkmayı ve uyumu güçleştiren, karşılıklı
güven ilişkisini bozan bir eylemdir. Belki zor olsa bile, uygun
olanı, kişinin kaynaklarını harekete geçirecek tarzda gerçeği açıklamak
ve bireye destek olmaktır.
Doç.Dr.Ömer Aydemir
Cumhuriyet. BİL-TEK - 10.03.2001
|