|
Sürekli zam görmeye
alışmış okurlarımı şaşırtacak bir yazı yazacağım bugün... Elli
altmış yıldan bu yana "zam" derdinden kendimizi kurtaramadık.
Hiçbir şey yerinde durmuyor, ekmekten ete, peynire, zeytine kadar.
Türk lirasının değeri gün gün aşağılara iniyor. Yabancı paralar
kat kat yükseliyor. Enflasyon adı verilen olay bu işte! Elinizdeki
paranın bir yıl sonra, hatta bir-iki ay sonra yarı yarıya eksilmesi!..
Cumhuriyet tarihinde
yalnız bir dönem var, bir on beş, haydi haydi yirmi yıl, yurttaşlar
zam görmek şöyle dursun, parasının bir yıl önceye oranla değer
kazandığını görmüştü! Hangi yıllar mı? 1923'ten 1938'e, biraz
da 40'lara...
Prof. Feridun Ergin
bu konudaki ncelemesinde şöyle yazmıştı:
"Türkiye'de fiyatlar
1923-38 arasında yüzde 17 ucuzlamıştır. Türk lirası 1931'den sonra
dolar, sterlin, frank, florin ve diğer serbest dövizler karşısında
değer kazanmıştır. 1923'te kişi başına gayri safi hasıla ABD'de
695 dolardı, Türkiye'de ise 83 lira 84 kuruştu. ABD'de de kişi
başına düşen gelir memleketimizdekinin 12 katını aşıyordu. Ama
1939'da dolar 126 kuruşa düşmüş ve kişi başına gayri safi milli
hasıla 118 lira 78 kuruşa yükselmiş bulunuyordu. Bu miktarın döviz
karşılığı 94 dolar 27 sent idi. ABD'de kişi başına gayri safi
milli hasıla 700 dolar tuttuğunda fark 7'de bire inmişti. Sağlam
paralı ve denk bütçeli bir ülke olan Türkiye 1930'dan sonra mesafeyi
azımsanmayacak ölçüde kapatmayı başarmıştı."
Bugün Türkiye'de kişi
başına düşen milli hasıla ile ABD'de kişi başına düşen milli hasılayı
bir karşılaştırdınız mı, aradaki farkın dev büyüklüğü yükseldiğini
görürsünüz.
1934'te dışsatım 92
milyon liradır, dışalım ise 86 milyon lira. 1935'te dışsatım 92
milyon oysa içalım 88 milyon. 1937'de dışsatım 138 milyon, dışalım
ise 114 milyon... Herşey açık değil mi? Dışarıya sattığımız malın
değeri yurda soktuğumuz malların değerinden daha yüksek!
Ya gereksinim maddeleri?
1927'de ekmeğin kilosu 15 kuruş, pirinç, makarna 42, patates 12,
kurufasülye 39, kahve 171, yumurta 6, koyun eti 90 kuruş... Aradan
on yıl geçmiş bu maddelerin fiyatlarında hiçbir artış yok, tersine
ucuzlama var! Ekmek 10 kuruş, pirinç, makarna 28, patates 12,
kahve 148, kurufasülye 19, yumurta 2, koyun eti 47... On beş yıllık
Atatürk döneminde yurttaş zam diye bir olay yaşamıyor.
Gelelim döviz kurlarına...
1930'da sterlin 732 kuruş iken 1934'de 637 kuruşa inmiş... Dolar
212 kuruştan 126 kuruşa, Fransız frangı 1930'da 8 kuruş iken 1938'de
üçbuçuk kuruş olmuş. İsviçre frangı 41'den 29 kuruşa düşmüş...
Düş gibi bir şey!
İnsan inanamıyor! Ama sağlam devlet politikasının sonuçları bunlar.
Denk bütçe, kararlı tutum, halktan yana bir davranış... KİT'ler
de zaten halka yarar sağlamak için kurulmamış mıydı? Sümerbank
başta!.. KİT'lerin amacı kar sağlamak değil, yurttaşlara ucuz
mal üretmekti, ucuz ayakkabı, ucuz kumaş, ucuz giysi!
Bir özdeyiş vardı
çocukluğumda, her ulusal bayramda asarlardı: "Düne bak, bugünü
daha iyi anlarsın". Bu özdeyişi bugünlerde kullanmalı! 1930'lara
bak, Atatürk'ün, İnönü'nün Türkiye'sinin saygınlığına, önemine,
sağlamlığına bak, son elli yılda nerden nereye gerilediğimizi
anla!
Birtakım gerçekleri
unutmamak gerek. Sürekli hatırlamak, yanılgılar içindekileri uyarmak
gerekiyor... Dünün de bugünün de daha iyi yorumlanmasını sağlamak...
Milliyet - 12.06.1996
|