|
Yaş nedir?
Bu dünyada geçirilen zaman.
Kimi kısa yaşar, derin izler bırakır dünyamızda. Çoğunluk kısa
da yaşasa uzun da unutulup gider.
Unutulmamanın hazır yolları yoktur.
Yaşamanın amacı da unutulmamak olamaz aslında.
Yaşarsınız bu dünyada herkes gibi ya da bildiğiniz gibi.
Bu yaşam süreci içinde yaptıklarınız, başkalarıyla ilişkileriniz
sizi unutulur ya da unutulmaz kılar.
Vedat Günyol doksan yaşını doldurdu.
İnanılır gibi değil.
Bakıyorum, 1974'te ''Yeni Ufuklar'' dergisinin odasında Metin
Gümrükçü' nün tanıştırdığı insan, sanki hiç değişmedi bu yıllar
içinde. O zamanlar altmış üç yaşındaymış, şimdi doksan. O zaman
da gözüme ellilerinde görünürdü, şimdi de öyle görünüyor.
Vedat Günyol'u hiç yalnız bir insan
ya da aydın olarak düşünemem.
O, Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonra
filizlenip güçlenmiş, onurlu, yurtsever, insansever aydınlar kuşağının
alçakgönüllü bir temsilcisidir.
Hayatının her döneminde kendini geride
tutan, ortak yapılan işlerin öne çıktığı çalışmalar içinde oldu:
Halide Edib ile Adnan Adıvar' ın yanlarında gönüllü sekreterliği,
Orhan Burian' la ''Yücel'' dergisini yayımlamaları, Tercüme Bürosu'ndaki
toplu çeviri eylemi. Tonguç' un isteğiyle Hasanoğlan Köy Enstitüsü'nde
Fransızca öğretmenliği, sonraları Sabahattin Eyuboğlu' yla omuz
omuza yürüttükleri ''Yeni Ufuklar'' dergisi, çok sayıda ortak çeviri...
Vedat Günyol'un ilk kitapları Yeni
Türkiye Ardında ile Dile Gelseler' in yayım tarihleri 1966. Yani
eli beş yaşına dek kendi kitabını yayımlama gereği duymamış. Günümüz
yazarlarıyla kıyaslandığında ne denli aykırı bir davranış!
Çevresine sevgi yayan bir kişilik
Vedat Günyol. İstanbul Erkek Lisesi'nden 1972'de emekli olmasının
üzerinden neredeyse otuz yıl geçti. O yıllarda başlattığı, öğrencileriyle
her yıl 19 Mayıs'ta Burgazada'daki Kalpazankaya'ya yapılan geziler,
aralıksız bugün de aynı heyecanla ve her yıl daha da kalabalıklaşarak
sürüyor: O günlerin öğrencilerinin yaşları elliyi geçti. Kiminin
çocukları, kiminin torunları var. Bunlar arasından adları ''Vedat''
ya da ''Günyol'' olanların sayısı kimbilir kaç! Her 19 Mayıs'ta
bu yaşlı öğrenciler, aileleriyle birlikte koca bir sevgi şenliği
oluşturuyorlar hocalarının çevresinde.
Eleştirmen ve denemeci olarak çalışmaları
edebiyatımızın ve düşünce hayatımızın son elli yılı için açıklayıcı
ve aydınlatıcı olmuştur. Görünmeyeni ortaya çıkarıp göstermenin,
duyulmayanı duyurmanın inceliklerini bulup önüne serer okurun.
Sanki yaşamında hiç kötü gün olmamış
gibidir.
1964'te başlayıp dört yıl mahkeme
kapılarında sürünmelerine neden olan Babeuf Davası'nı anımsatın,
ya da 1972'de Maltepe Cezaevi'nde dört ay tutuklu kalışını; hep
öteki birlikte yapılmış işler gibi, o günleri de birlikte geçirdiği
arkadaşlarını, dostlarını anacak, İlhan Selçuk' un, Harun Karadeniz'
in Thilda Kemal' in güzelliklerini anlatmaya başlayacaktır.
Geçen yaz, Hüseyin Erdem' in girişimiyle
Vedat Günyol'u, uzun zamandır görüşemediği dostu Halet Çambel' le
buluşturduk. Arnavutköy'deki ünlü aşı boyalı yalıdan Halet Hanım'ı
aldık, Maltepe'ye, Maltepe Üniversitesi'nin lojmanlarında oturan
Günyol'a götürdük.
Daha yenilerde görüşmüşler gibi kaldıkları
yerden sürdürdüler konuşmalarını. Söz arasında anladım ki en son
Harun Karadeniz'in cenazesinde (1975) görmüşler birbirlerini.
Böyledir işte dostluk ışıkları. Ayrı
da kalsanız durmadan ışır yanı başınızda.
Edebiyat incelemeleri yapıtlardan
yola çıkarak gerçekleştirilir. İyi de Vedat Günyol gibi, can dostu
Sabahattin Eyuboğlu gibi, yapıtlarını aşıp, kişiliğiyle öne çıkanları
ne yapacağız? Nasıl anlatacağız onları gelecek kuşaklara?
Onların gösterdikleri yaşama kültürü,
belki nice yapıtlardan daha iyi gelecektir bungunluk içindeki günümüz
insanına.
Cumhuriyet - 14.03.2001
|