Kastamonu’daki Tarihi Konaklarda

 

                 Restorasyonun Biri Bitmeden

 

                 Diğeri Başlıyor

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KÜLTÜR BAKANLIĞI’NIN KATKISI :

Kastamonu’daki koruma seferberliğinin öncülerinden

Liva Paşa Konağı restorasyonu da Kültür Bakanlığı’nca

gerçekleştirildi ve 1997’den bu yana Etnoğrafya Müzesi olarak

 hizmet veriyor.(Üstte) Halk Kültürü ve Geleneksel Sanatlar

 Araştırma Merkezi işleviyle restorasyon çalışmalarının

başlatıldığı Yücebıyıklar Konağı’nda ise çalışmalar

tamamlanmak üzere…

 

Korumanın Şampiyonu

 

Şafakla yola çıkıp İstanbul'dan 5 saatte Kastamonu'ya vardığımız otomobili Av. Oktay Önal kullanıyor... Meslektaşı Hüseyin Özbek'le neden Ilgaz Dağı yerine Araç yolu­nu yeğledikleri, heyecanlarından anlaşılıyor...

Çünkü her ikisi de "oralı"... Dünya güzeli orman köyleriyle selamlaşarak Kastamonu'ya kavuşmak, "Dünya Günü" için de en iyi baş­langıç...

Prof. Metin Sözen ve Ardahanlı genç kameraman Ozan Turgut'la birlikte bu köyleri de öğreniyoruz. Oktay'ın Köyü Kavacık, Hüseyin'in baba ve ana köyleri Yukarıyazı ile Aşağıyazı... Derken Avlağıçayırı, Gemi ve Giremez köyleri... Bir de Nalcıkuyucağı var, at nalı yaparlarmış...

Vedat Tek'in anısına

Bu gözlemlerle kente vardığımız da, Metin Hoca'nın o sabahki "Sana  süpriz  var" sözünün ne anlama geldiğini "çarpılarak" gördüğümü söylesem abartma saymayın... "Dünya Günü" kutlamaları, Kastamonu'daki ünlü Hükümet Konağı binasının (1930) mimarı Vedat Tek'in adına ve anısına düzenlenmiş bir "kültür ve üretim alanında" yapılmıyor mu?

Kamusal ve sivil tüm olanakları seferber ederek Kastamonu'da 5 yıl içinde "30'u aşkın" tarihi konağı değişik işlevlerle restore edip yeniden yaşama kavuşturan, kültür mi­rası sevdalısı Vali Enis Yeter'in son büyük projelerinden biri de işte bu­rası...

Yıllardır "kömür deposu" olarak kullanılan eski ambarlar ve büyük sundurmalar elden geçip yeni ve özgün yapılarla da bezenerek "Ve­dat Tek Anı, Sanat ve Restorasyon Merkezi’ne dönüştürülmüş...

ÇEKÜL temsilcisi Mimar Nuray Yüksel ve arkadaşları Dünya Günü'nü burada yaşamaktan öylesine mutlular ki koca alanı bir "düğün bahçesi" gibi süslemişler, belli ki sabahtan beri koşturuyorlar...

 

'Kentli' tüccarlar...

Bu çarpıcı gösterinin ardından Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası'nın (KATSO) 1887 doğumlu tarihi binasındayız.

KATSO Başkanı Halil Öztosun, söze başlarken; "Bugüne kadar ar­sa gözüyle bakılan bu mimarlık hazinelerimizi yıkmak yerine korumak bizi daha güçlü kılacaktır.." de­yince, "Darısı diğer tüccarlarımıza" demeden edemiyorum...

Nitekim oradan geçtiğimiz Münire Medresesi'ndeki restorasyonun "amacı" bile aynı şekilde etkileyici... Valilik bu anıtsal külliyeyi de "el sanatları sergileme ve satış merkezi" olarak kente yeniden kazan­dırıyor...

Yine o gün restorasyonu başlatı­lan "Ellezler Konağı"nın ise onarımı bittiği zaman "El Dokumacılığı Müzesi" olacağını öğrendiğimizde, şu birkaç saat içinde tanık olduğumuz  böylesi bir "koruma kampanyası" için  ne diyeceğimizi not ediyorum  "Korumanın şampiyonu Kastamonu"... Ve altına bir not daha;”Hemde antikçağı bile kucaklayarak ..."

Çünkü otobüsümüz "Kaya Mezarları Peyzaj Projesi" alanına ulaşıyor... 10 7. yüzyılın tanıkları önlerini kapatan binalar yüzünden "gözden ırak" kalmışlarken valilik bunları kamulaştırıp "yıkıyor" ve Kastamonu'yu antik geçmişiyle de buluşturuyor...

Peyzaj düzenlemesinin ilk harcım koyan içişleri Bakanlığı Müsteşarı Muzaffer Ecemiş, vaktiyle Safranbolu'daki ilk koruma kampanyalarının unutulmaz kaymakamı olduğu yıllarını da anımsayarak diyor ki: "Tarihe saygı sözle değil, işte böyle ve onu korumakla olur." Müsteşarının bıraktığı küreğin sapına adeta bir "yapı ustası" gibi sarılan Mahalli idareler Genel Müdürü Kayhan Kavas ise karşıdaki kaya mezarlarına bakarak diyor ki: "Burası artık her an 2700 yılıyla yüzleşen bir kent.” Yanlış yapması olanaksız..."

Kamıı-sivil birliktelik

Kaya mezarlarının ardından yine aynı kültür projeleri zincirinden "el dokumaları atölyelerini" gezdik; sonra da "Uğurlu Konağının rölövelerini çıkartan Gazi Üniversitesi grubuna "kolay gelsin" ziyaretinde bulunduk...

Valilik bu konağın da "turizm amaçlı" kullanımını öngörüyor... Hocalar ve öğrenciler metrelere ve su terazilerine sarılmışlar, dur durak bilmeden ölçüleri tamamlıyorlar...

Restorasyonu tamamlanan Eflanili Konağı'nda ise tam bir "kamu sivil kültür ortaklığı" ile karşı karşıyayız… Mimarlar Odası, ÇEKÜL ve diğer sivil kurumlar odaları üleşmişler… Vali Enis Yeter bu jestiyle tarihi binanın bir “toplumsal duyarlılık  merkezi” olmasını  sağlamış…

 

 

 

 

Kastamonu Kalkınma Vakfı’nca

kentin tanıtım hizmetlerinde

Kullanılan Mazlumcular Konağı (2000)

 

1997’den 2000’lere armağanlar

Kastamonu'daki tarihi dokunun ilk büyük yıkımı, 1960'larm valisi Necdet Yalçın döneminde yaşanmış...

Günümüzün koruma kültürünü özümsemiş valilerinden Enis Yeter ise Kastamonu'daki işte o talihsiz dönemin de yaralarını sarmaya soyunmuş gibi... 5 yıldır valiliğin öncülüğünde yapılan restorasyonları ve diğer koruma projelerini "1997'den 2000'lere" diyerek bir belgesel de derlemiş...

 …Ve Sıra Belediyede

 

Kastamonu İl Turizm Müdürü ve sanat tarihçisi Zühtü Yaman'dan bu belgeselde eksik olup olmadığını sorduğumda, Daday ilçesindeki tarihi "Kaymakamlık Binası "m da anımsatıyor... Şair Eşrefin 1890'larda kaymakam olarak kullandığı oda da eski dekoruyla ve "aynı işlevle" kullanılıyor...

Kastamonu'daki sivil mimarlık örneği olarak tescil edilmiş 534 tarihi binaya: "Bu eser korunması gerekli kültür  varlığıdır" yazılı tabelalar asan Vali Enis Yeter'in bütün bu örnek çabalan karşısında ise belediyeye düşen sorumluluk için Başkan Turan Topçuoğlu 'ndan beklenen İki önemli katkıyı şöyle belirliyoruz:

"1- Öncelikte kentin imar planı tümüyle yeniden ele alınıp tarihi dokuyla uyumsuz ve eski      binaların rant uğruna yıkılmalarını Özendiren yüksek ve dengesiz yapılaşma tahribatı durdurulmalı...

  2- Yayalaştırma  alanları olabildiğince genişletilip tarihi sokaklarda cephe bakımları , yenilemeler ve geçmişle uyumlu düzenlemeler  başlatılmalı..."

O akşam Kastamonu'dan ayrılmadan Belediye Başkanı Topçuoğlu ile de İşte bu konularda görüş birliğine vararak kentle vedalaşmak, coşkumuza yeni umutlar ekledi..."Teşekkürler Kastamonu'ya" dedik ve yola çıkınca notumuzu bu kez seslenerek dile getirdik; "Şampiyon Kastamonu..."

 

Oktay EKİNCİ / CUMHURİYET /

 

02 Mayıs 2002

 

Kaynak:www.kastamonu.gov.tr

 

geri dönüş