Boğaziçi'nde Eylem ve Politika...

Bugün Boğaziçi 'nde ''eylem'' var. Hazar petrollerinin Karadeniz limanlarından Boğazlar yoluyla dünyaya dağıtılmasına karşı çok sayıda gönüllü kuruluş ''Tekneni al, gel'' sloganıyla denizi işgal edecek. 5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeniyle düzenlenen ve Çevre Bakanlığı 'nca desteklenen eyleme ''dünya basını'' da davet edildi...

Boğaziçi'nin ''petrol yolu olmaması'' yönündeki ilk ''uyarı'' niteliğindeki etkinlikleri 1993 yılında Gemi Mühendisleri Odası ile Mimarlar Odası düzenlemişti. Ardından ICOMOS (Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi) Türkiye Komitesi de bu kampanyaya katıldı. Derken 1996 yılı Haziran ayındaki Habitat-II Kent Zirvesi sırasında yine Dünya Çevre Günü kutlamaları ''Boğaziçi petrol kanalı değildir'' sloganları altında deniz gösterileriyle gerçekleşti. Geçen yıl Novorossisk limanından petrol taşımacılığı başlayınca da Esenyurt Belediyesi geniş katılımlı bir toplantı düzenleyerek ''İstanbul'u yönetenleri, bu dünya mirasını korumaya'' çağırdı...

Bütün bu etkinliklerde ''öne çıkan'' gerçekleri ve önemli değerlendirmeleri şöyle özetleyebiliriz:

1- Türkiye bu konuyu ''ekonomik beklentiler'' içinde değil, öncelikle ''kent ve kültür hakları'' açısından tartışmalıdır. Çünkü hiçbir ekonomik gerekçe, Boğaziçi'nin evrensel değer taşıyan tarih, kültür ve doğa zenginliğinin gözardı edilmesinde haklılık payı taşıyamaz.

2- Boğaziçi'nin bu ''tüm insanlığa ait'' uygarlık değerlerini koruma görevi, sadece Türkiye'ye ait değil, yine tüm insanlığa ve tüm ülkelere aittir. Birçok uluslararası sözleşme de zaten bu ''ortak yükümlülüğü'' vurgulamaktadır.

3- Petrolü Boğazlar'dan tankerlerle geçirmek ''alternatifsiz'' de değildir. Karadeniz ile Akdeniz arasında herhangi bir boru hattı, sorunu kökünden çözmüş olacaktır.

4- Türkiye, gerekirse böyle bir boru hattından ''ücret bile almamayı'' teklif ederek tek amacın ''İstanbul'u korumak olduğunu'' söylemeli ve kanıtlamalıdır.

5- Güçlü bir radar sistemiyle deniz trafiğini ''güvenli geçişe bağlamak'' gibi önlemleri savunmak, yukardaki temel ilkelerden ''ödün'' vermek ve Boğaziçi'ni yine ''tanker yolu'' yapmak demektir. Hele bu trafik yönetimini ''özelleştirme'' yoluyla ''rant aracı'' haline dönüştürme hazırlıkları ise İstanbul'u ve Boğaziçi'ni ''satmaktan'' başka bir anlam taşımıyor...

'Tarih, doğa ve deniz vadisi'

Boğaziçi'nde bugün düzenlenen eylem, işte bu değerlendirmeleri ''şimdi hükümete de anımsatmak'' bakımından ayrıca önem kazanıyor.

Çünkü tanker baskınına karşı ''Boğaziçi'nin bir SİT olduğu'' yönündeki en temel tezimizin 55. Hükümet tarafından da hemen hiç ''önemsenmediği'' anlaşılıyor.

Örneğin Bakanlar Kurulu, bu eşsiz ''kültür, doğa ve deniz vadisinin'' elde kalan yeşilini ve hatta tarihi bahçelerini bile ''turistik tesis arsasına'' dönüştürme kararları alırken Bayındırlık Bakanlığı da aynı vadinin geri kalan tüm SİT değerlerini yok edeceği ''kesin'' olan 3. Boğaziçi Köprüsü projesini bakın artık nasıl savunuyor: ''Ayrıca otomobil sahiplerinin de araçlarını kullanmaları en demokratik ve doğal haklarıdır..'' (Nokta, s. 850)

Şimdi, bunları duyan dünya petrol tröstleri, sözgelimi Bayındırlık Bakanı Yaşar Topçu 'ya bir mektup yazarak, şunu söylemezler mi? ''Boğaz'ı koruyalım diyorsunuz ama bizden önce siz yağma kararlarıyla tahrip ediyorsunuz. Ayrıca tanker sahiplerinin de gemilerini kullanarak petrol taşımaları doğal haklarıdır ve tıpkı sizin 3. köprü mantığınız içinde Boğaz'dan da geçeceklerdir...''

Boğaziçi'ndeki son turizm merkezi kararları, duyarlı kuruluşların tepkileri ve meslek odalarının açtıkları ''davalar'' sonucunda durduruldu. Aynı duyarlılık, ''toplumsal bir direnişe'' dönüşebilirse 3. köprü de engellenebilecek.

Bunun önkoşullarından biri ise imar yağması ve otomobil sevdası ile petrol geçişindeki ''tanker dayatması'' arasındaki ''ulusal ve küresel ilişkileri'' kurabilmek. Çünkü tankerlere yeni ve ''özel'' bir paralı trafik düzeni kurmayı önerenlerle, 3. köprüyü ve turizm merkezlerini savunanlar hep aynı taraftalar...

Bakalım bugünkü eyleme katılan ve yardım eden Çevre Bakanı İmren Aykut hangi tarafta yer alacak?..


Oktay EKİNCİ/CUMHURIYET/07 Haziran 98

 

geri dönüş