Nâzım ve "Endüstri Bölgeleri"...
Oktay EKİNCİ

Kültür Bakanı İstemihan Talay 'ın girişimiyle imzaya açılan ''Nâzım Hikmet'e T.C. Vatandaşlığı'' kararnamesi kimi ''milliyetçi'' bakanların ''direnişine'' takıldığında ilk çileden çıkan Bekir Coşkun olmuştu... Yine o enfes ve ''gerçekçi'' üslubuyla kaleme aldığı ''Nâzım'ı Kurtarın'' başlıklı yazısında geniş bir kesimin ortak duygularını şöyle özetliyordu:

''Bence Nâzım Hikmet bu adamların eline düşmemeli (...) Toplum zaten kendi şairi, kendi parçası, kendi soyundan-sopundan, kendi içinde görüyorsa görüyor (...) Bu adamların gönlü ile Nâzım'a iade-i itibar verilecekse verilmesin, kalsın (...) Nâzım'ı bunların elinden kurtarın...'' (Hürriyet - 15/Şubat/2001)

Ardından Ataol Behramoğlu da benzer çıkışını, ''Nâzım'ı Rahat Bırakın'' diyerek yapıyor, yazısını her zamanki gibi yine iyi niyetli bir ''dilekle'' noktalıyordu: ''Sizler, onun hepinizden bin kat fazla sahip olduğu yurttaşlık hakkını ona geri vermek şurda dursun, bugünkü cehalet ve karanlığınızdan kurtulup onunla yurttaşlığa layık olmaya çalışın...'' (Cumhuriyet - 17/Şubat/2001)

Nâzım'a karşı bu ''saygı'' yüklü içten yazıları okuduğumda, ''acaba'' dedim kendi kendime, ''İstemihan Talay gerçekten yanlış mı yaptı?..'' Nâzım Hikmet'e karşı ''ulusal borcumuzu'' ödemeye önayak olurken bu borcun ayrımında olmayanların ''gurur kırıcı'' tutumlarını da hesaba katması gerekmez miydi?..

Bunu düşünürken masamın üzerindeki bir ''yasa taslağına'' gözüm ilişti ve kafamdaki aynı soru işaretleri de bir anda uçup gidiverdi... Galiba Talay yine de ''doğrusunu'' yapmıştı ve böylece kendilerini ''milliyetçi'' ilan edenlerin neye ''evet'' , neye ''hayır'' dediklerinin de iyice ''açığa çıkmasına'' katkıda bulunmuştu...

Yaşamı boyunca ''memleketim'' diyen ve artık efsaneleşmiş bir ''vatan sevgisiyle'' tarihe geçen Nâzım Hikmet'in yurttaşlık hakkına karşı ''kem-küm'' edip duran bu milliyetçi bakanlar, aynı memleketin ve aynı vatanın tüm güzelliklerini ''yabancı sermayeye koşulsuz teslim edecek'' bir yeni sömürgecilik yasasını nasıl da bir çırpıda düzenleyivermişlerdi?..

Son günlerde hükümetin gündemine getirilen ''endüstri bölgeleri'' yasa tasarısının hazırlanışıyla Nâzım Hikmet'in yurttaşlığına karşı gösterilen ''direniş'' arasındaki koşutluk bir rastlantı sayılabilir miydi?.. Biri, elâleme, ''alın bu memleketi serbestçe yağmalayın'' diyen anlayışın ürünüydü; öbürü de yürek dolusu bağlılık içinde ''bu memleket bizim'' diyen bir şairin yurttaşlık hakkıydı...

Bekir Coşkun'un ''bu adamlar'' dediği, Ataol'un da ''Nâzım'la yurttaşlığa layık olun'' diye tavsiyede bulunduğu ''milliyetçi siyasetçiler'' , endüstri bölgeleri yasasıyla Türkiye'mizi özetle şu kurala tutsak kılmak istiyorlar: ''Yabancı yatırımcılar, tesislerini kurmak için uygun yerler dururken gözlerini kıyılarımıza, ormanlarımıza, tarihi ve doğal koruma alanlarımıza, tarım alanlarımıza ve SİT'lerimize dikerlerse... Onların bu niyetlerine karşı yurt değerlerimizi koruyan yasalar hemen geçersiz sayılacak ve yağmalamak istedikleri yerler endüstri bölgesi ilan edilerek 15 gün içinde ellerine teslim edilecek...''

Şimdi daha iyi anlaşılmıyor mu Nâzım'ı neden istemedikleri?..

Ancak, geriye bir soru daha kalıyor: Acaba, Nâzım'a ''evet'' diyenler böylesi bir yasaya neden hâlâ ''tepkisizler'' ?.. Eğer sömürgeciliğe onay vereceklerse Nâzım'ı da gerçekten rahat bıraksınlar...

Cumhuriyet - 25 Şubat 2001

<Geri Dönüş