Nazım'ı kurtarın

Bence Nazım Hikmet bu adamların eline düşmemeli...

Büyük şair, bu adamların kara ellerine, münasebetsiz ağızlarına, tükenmiş vicdanlarına kalmamalı...

Toplum zaten Nazım Hikmet'i kendi şairi, kendi parçası, kendi soyundan-sopundan, kendi içinde görüyorsa görüyor...

Eğer o akılsız-şom ağızlı adamın izni ile Nazım Hikmet Türkiye'ye dönecekse...

Dönmesin...

Tarikat şeyhinin İstanbul'un en özel yerine gömülmesi için iki saatte toplanan imzalar, Nazım Hikmet gibi bir evrensel şair için bir türlü toparlanamadı...

Birisi tarikat şeyhi...

Çağdaşlığa ve aydınlığa direnişin simgesi...

Türkiye Batı'ya açılmak isterken, yaratılan kara tablolara, ülkenin önüne set çeken anlayışın sembolü...

Öbürü şiirlerini tüm dünyanın okuduğu, Alaska'dan Malezya'ya kadar tüm toplulukların tanıdığı, harflerle yarattığı sevgi-barış dünyasına Batılıların gıpta ettikleri bir büyük şair...

Birincisi en bulunmaz yere gömmek için telaşlanan-koşuşturan-yırtınanlar, ne yazık ki sıra Nazım'a gelince, olmadık hakaretleri sıralamaya başlıyorlar...

Nazım'ı Türkiye'ye getirme ya da vatandaşlığını iade etme onurunu bunlara vermeyin...

Bırakın kalsın...

Yine; kentlerin tepeleri anıt mezarlarla doldu...

Milliyetçi-maneviyatçı Büyük Türk Büyüklerinin mezarları ile...

Gazetelerde ise her gün onların arkalarında bıraktıkları yıkıntıyı, çetelerini, esrarengiz servetlerini, şaşırtıcı-garip ilişkilerini okuyorsunuz...

Onlara tepelerde yer var...

Ama Nazım'a bir ağaç gölgesi yok...

Olmasın da...

Bu adamların gönlü ile Nazım'a iade-i itibar verilecekse verilmesin, kalsın...

Ne bir zırnık onur...

Ne bir ağaç gölgesi...

Toplumun vefası gibi o yüce duyguda, o tarihi belgede, o sevgi ve barış isteyen girişimde, bu adamların imzası olmasın...

Bence Nazım'ı bunların elinden kurtarın...

Kalsın...


Bekir Coşkun - Hürriyet - 15.02.2001

<Geri Dönüş