|
Araştırma
iki safhalı olarak planlanmıştır. Birinci aşamada, dar hacimli konutlarda
oturanların kullandıkları mobilyalardaki genel şikayetleri ve isteklerini
belirleme amacıyla bir anket düzenlenmiş ve bu anket Eryaman/Ankara'da
1+1 ve 2+1 konutlarda oturan 247 aile ile yüz-yüze temas metodu
ile doldurulmuştur. İkinci aşamada ise, bu anket sonuçlarına göz
önüne alarak mobilya tasarımının esasları belirlemiş, bu esaslara
uygun olarak çözümlemesi yapılmış ve 1+1 konuta uygulanmıştır. Bu
bildiri, anılan araştırmanın ikinci safhası ile ilgilidir.
Dar hacimli konutlara uygun mobilya
tasarımı ile ilgili olarak, anketten öncelikli olarak aşağıdaki
üç tasarım faktörünün öne çıkarılması gerektiği saptanmıştır.
I) Fonksiyon öncelikli tasarım ve çok
fonksiyonluluk
II) Modülerlik
III) Ürün çeşitlendirme ve ürün farklılaştırma
Ortaya çıkan bu öncelikli tasarım faktörleri
ve kullanıcı isteklerine göre, tek bir konutun mekânlarına uyan
mobilyalar yerine konut planı ne olursa olsun her tür dar hacimli
konuta uygulanabilecek genel bir sistem içeren mobilya tasarımına
yönelinmiştir. Bu genel sistem üç alt sistemden oluşmaktadır:
I) Kutu mobilya sistemi (TOKİ ERY KMS)
II) Oturma ve yatma mobilya sistemi (TOKİ ERY OYS)
III) Masif mobilya sistemi (TOKİ ERY MMS)
Bu üç alt sistem çok fonksiyonluluk,
modülerlik ve ürün farklılaştırma hedefleri içerisinde analiz edilerek
genel esaslar ortaya konuş ve ortaya konan sistem esaslarının 1+1
konuta uygulaması yapılmıştır. Bu uygulamada, bildiri sonunda verilmiştir.
Bildiri ile ilgili kısıtlar nedeniyle sistem yaratmaya yönelik çalışmalar
verilememiştir. Ancak kongrede görsel olarak sunulacaktır.
1. Giriş
Tasarım, belirli (spesifik) bir ihtiyacı
karşılamak için ortaya konan yaratıcı planlama çalışmaları olarak
tanımlanan tasarlama faaliyeti sonucu ortaya konan ürün olarak tanımlanmaktadır.
Oldukça kapsamlı bir süreç olan tasarlama faaliyeti içerisinde,
spesifik bir ihtiyacı karşılamak için endüstriyel bir malzemeye
veya malzemelere tekil veya kozmopolit bir yapı içerisinde endüstriyel
işleme teknikleriyle bir değer katılarak tasarım olarak adlandırılan
"ürün" ortaya çıkarılır. Malzemeye katılan bu değer "ürün
değeri" olarak adlandırılıp bu değerin seviyesi aynı zamanda
ürün kalite göstergesidir.
Genel olarak bir üründe, özel olarak
da mobilyanın tasarlanma sürecinde ürün değeri ile ilgili aşağıdaki
beş karakteristiğin eksiksiz olarak yansıtılması gerekir:
1.Fonksiyonellik:
Mobilyanın veya mobilya elemanlarını kendisine yüklemiş bulunan
fonksiyon ve fonksiyonları yerine getirebilme özelliği
2.Güvenilirlik: Normal şartlar
altında mobilyanın ne kadar süre fonsiyonunu yerine getirebildiğinin
bir ölçüsüdür.
3.Dayanıklılık: Güvenilirliğin
tersine olumsuz şartlar altında mobilyanın ne kadar süre ile ve
ne kadar iyi olarak fonksiyonunun yerine getirebileceğinin bir ölçüsüdür.
4.Estetik Özellikleri: Mobilyada
görsel özelliklerin tatmin ediciliğidir. Ölçülendirme uygunluğu,
orantı, armoni, yüzey özellikleri, düzgünlük, kusursuzluk, üst yüzey
işlemleri gibi görsel ve estetik kuralları esas alır.
5. Emniyet: Mobilyanın ve mobilya
elemanlarının, fonksiyonunu kullanıcı açısından tehlike yaratmayacak
şekilde yerine getirmesi özelliğidir.
Bu beş karakteristiğin mobilyaya yansıması
ancak tasarlama sürecinin bir plan dahilinde gerçekleştirilmesiyle
mümkündür. Ancak; bu planlamanın yaratıcı planlama olması gerekmektedir.
Yaratıcılık; her zaman için ürünün bir özelliğinde bir yenilik gerektirir.
Bu yenilik malzemede formda fonksiyonda veya ürünün yapısal sisteminde
olabilir. Spesifik ihtiyaç kelimesi ise gerçekleştirilmekte olan
tasarlama faaliyetinin tam olarak bilinçli olarak yürütülüp yürütülmediğini
gösterir. Tasarımcı neyi tasarladığını ve niçin tasarladığını bilmek
zorundadır. Bir başka deyişle sorun açık bir şekilde tanımlanarak
ortaya konmalıdır. Sorunun tanımlanması tasarımcının çabalarını,
amaçlanan yaratıcı planlama yönünde harcanmasına olanak sağlar.
Sonuçta tasarlama faaliyeti bir ihtiyaçla başlar. Ürün (tasarım)
bu ihtiyacı gidermede bir yardımcı araçtır.
Dar hacimli konutlara uygun mobilya
tasarımını hedefleyen ve Başkanlığa bağlı Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca
(TOKİ) sponsorlukla desteklenen bu araştırmada problemin net olarak
ortaya konması açısından bir anket çalışması düzenlenmiştir. Ankete,
TOKİ'nin Ankara/Eryaman'da yaptığı dar hacimli konutlarda (1+1 ve
2+1) mobilya kullanımıyla ilgili şikayetleri ve istekleri, bu tip
konutların hane halkına yetip yetmediği konut ve mobilya ilişkilerinin
ortaya çıkarılmasına yönelik bilgilerin derlenmesi ve değerlendirilmesine
yönelik sorular sorulmuştur. Anketin uygulanması için Eryaman Toplu
Yapı Yönetimleri'nin 4.Etabı ile diyaloğa geçilerek buraya bağlı
320 konuttan rastgele seçilen 247 konut belirlenmiş ve konut sakinlerine
projenin amacına bağlı olarak, 21 soru yöneltilmiştir. Kişilerin
anket sorularına verdikleri cevaplar istatistiksel anlamda değerlendirilip,
frekans dağılımları bulunarak özet sonuçları Tablo 1'de verilmiştir.

2.Durum Saptaması
Dar hacimli konutlara uygun olarak
tasarlanacak mobilyalarda tasarıma temel teşkil edecek verilerin
ortaya konması açısından saha çalışması ile yapılan anket analiz
edilerek aşağıdaki saptamalara varılmıştır.
2.1 Dar Hacimli Konutlara Olan Talebin
Nedenleri
Bir toplumun demografik özellikleri
pazarlama ile ilgili olarak alınan en önemli faktörlerden biridir.
Konut ile ilgili olarak da içerisinde farklı kişi sayılarını barındırabilmek
için farklı büyüklüklerde konutlar üretilmektedir. Ancak; satın
alma kararında konut içerisinde yaşayan kişi sayısı etkili faktör
olması gerekirken, özellikle dar gelirli ailelerde "Başımı
sokacak bir yer" anlayışı hakim olarak ekonomik faktörler ön
plana çıkmaktadır. Bu durum %75 lik bir oranla ankette de doğrulanmaktadır.(Tablo
1)
Saptama:
Mekân aynı olmasına rağmen mekân içerisinde
yaşayan kişi sayısı değişmektedir. Kişi sayısına göre mobilya gereksinimi
değişeceğinden konutlarda standart mobilya kullanımı yerine, içinde
yaşayacak kişi sayısının gereksinimlerini karşılamak yetecek şekilde
mobilya sayısının ve hacminin ayarlanabilir olması gerekmektedir.
2.2 Dar Hacimli Konutlarda Oturan
Kişi Sayısı
Ekonomik faktörlerin öne çıkmasıyla
konut içerisinde yaşayan kişi sayısı da farklılık göstemrektedir
(Tablo 1). Az kişinin yaşadığı dar hacimli bir konutta, genel amaçlı
üretilmiş mobilyalar yeterli olabilirken çok kişinin yaşaması durumunda
özellikle mahremiyetin arandığı fonksiyonların karşılanması hem
mekân hem de mekân donatım elemanı (mobilya) açısından sorun olmaktadır.
Dar hacimli konutta yaşayan kişi sayısının
artması, ancak konut hacminin aynı olması mobilyaların ihtiyacı
karşılamak üzere her zaman ihtiyacı karşılamaya hazır olma durumu
yerine, zaman dahilinde ihtiyaç ortaya çıktıkça mobilyanın o ihtiyacı
karşılama üzere hazırlanması ilkesi esas alınmalıdır. Yatma, çalışma,
yemek yeme gibi. Bu durumda bir mobilyada birden fazla fonksiyon
birleştirilerek "Çok fonksiyonluluk" durumu ortaya çıktıkça
mobilyanın o ihtiyacı karşılamak üzere hazırlanması ilkesi esas
alınmalıdır. Yatma çalışma, yemek yeme gibi. Bu durumda bir mobilyada
birden fazla fonksiyon birleştirilerek "Çok fonksiyonluluk"
durumu ortaya çıkar. Koltuklara oturma fonksiyonunu karşılamak üzere
masa oluşumu, karyolalarda yavru yatak uygulaması, masalarda büyüyen
masa uygulaması, yine masalarda dolap tipi ayaklar kullanılarak
depolama fonksiyonlu masa uygulaması buna örnek verilebilir. Temel
prensip; konstürksiyonel yapıdan ortaya çıkan ölün alanları değerlendirerek
mobilyanın ihtiyaç karşılama seviyesinin arttırılmasıdır.
Saptama:
Dar hacimli konutlarda kullanılacak
mobilyalarda, her zaman ihtiyacı karşılamak üzere hazır olma yerine
ihtiyaç ortaya çıktığı anda mobilyanın veya fonksiyonun devreye
sokulması ilke edinilmelidir. Bu durumda, çok fonksiyonluluk ortaya
çıkar. Dar hacimli ancak çok kişinin barındığı konularda kullanılacak
mobilyaların tasarımında çok fonksiyonluluk esası alınmalıdır.
2.3 Dar Hacimli Konutların Mülkiyet
Durumu
Konutların mülkiyet durumu, içerisinde
yaşayan kişinin mobilya tercihi açısından önemlidir. Konutun mülkiyeti
içerisinde yaşayan kişinin olması durumunda, satın alma kararı,
konuta uygunluğa göre yapılır veya özel siparişe göre mobilya yaptırılabilir.
Ancak, kiracılık halinde, ailenin sık-sık yer değiştirme durumu
söz konusudur ve sahip olduğu mobilyayı konuta yerleştirmek durumundadır.
Bu durumda, kirada yaşayan aileler, mobilya satın alırken, her türlü
hacme uyum sağlayacak şekilde tasarlanmış mobilyaları tercih etmek
zorundadırlar. Yapılan anketle, dar hacimli konutlarda yaşayanların
yarıya yakın kısmı kiracı durumdadırlar (Tablo 1).
Saptama:
Dar hacimli konutlarda yaşayanların
önemli bir kısmı kiracı durumundadırlar. Bunların belirli zamanlarda
konut değiştirme durumunda farklı yapı ve büyüklükteki mekânlarda
oyum sağlayabilecek şekilde olması gerekir.
2.4 Dar Hacimli Konutlarda Yaşayanların
Statüleri
Anket sonuçlarına göre dar hacimli
konutlarda, ağırlıklı olarak, memurlar barınmakla birlikte farklı
uğraşlara sahip insanlar da kalabilmektedir. (Tablo1)
Aynı meslekten olsalar bile, insanların
yaıları ve sosyal statüleri gereği konut içerisindeki gereksinimleri
vardır. Örneğin; Okumayı seven bir insan daha fazla kitap depolama
gereksinimine, boşzaman uğraşıları-hobileri olan bir insan daha
fazla sergilime hacmine, sık misafirleri gelen sosyal bir insan
daha fazla oturma alanına gereksinim duyacaktır.
Saptama:
Mobilyalar, insanların farklı gereksinimlerini
farklı oranlarda karşılayabilecek şekilde olmalıdır. Çünkü tek kişinin
barındığı ve iç-dış kişi sirkülasyonunun az olduğu bir konutta,
çok fazla oturma elemanı veya herhangi bir üründe fonsiyon zenginleştirmesi
bir anlam ifade etmemektedir. Dahası, fazladan yer işgal etmesi
veya mobilyanın ekonomik ömrünün azalması gibi sorunlar baş gösterir.
2.5 Dar Hacimli Konutlarda Yaşayanların
Aile Geliri
Mobilya satın alma kararının verilmesine
gelir seviyesi son derece önemli bir faktördür. Ailenin gelir seviyesi
arttıkça, mobilyada bir ihtiyacı karşılamaya yönelik fonksiyon ve
fiyat öncelikli satın alma kararı yerine, kalite ve estetik öncelikli
satın alma kararı ortaya çıkmaktadır. Dahası, gelir seviyesi arttıkça,
mobilya ihtiyacının tam olarak karşılanması söz konusu iken, düşük
gelir seviyelerde ihtiyacın şiddeti doğrultusunda öncelik sırasına
göre ve kısıtlı olarak ihtiyaç karşılanmaktadır.
Dar hacimli konutlarda yaşayan aile
gelirlerindeki farklılık Tablo1'de açıkça görülmektedir. Kişi başına
düşen milli gelir gözönüne alındığında (2200$), bu tür konutlarda
yaşayanların yardan fazlasının Türkiye ortalamasının altında olduğu
görülecektir.
Saptama:
Gelir seviyesi arttıkça satın alma
kararında kalite ve estetik tatmin ön plana geçer. Bu nedenle mobilyaların
farklı gelir seviyelerine hitap edecek şekilde tasralanması gerekir.
2.6. Mobilyaların Kalite Boyutları
Daha önce de açıklandığı gibi, mobilya,
ürün değerini ortaya çıkaran beş karakteristik açısından tatmin
edici olmalıdır. Bunlar, fonksiyonellik, sağlamlık, dayanıklılık,
estetik özellikler ve emniyettir. Bu karakteristikler mobilyada
kalite boyutları olarak adlandırılır. Bu karakteristiklerin mobilyaya
yansıtılma derecesi, mobilyanın kalite seviyesinin bir göstergesidir.
Bunlara ilaveten "Makul fiyat" işleme açısından bir rekabet
unsurudur.
Yapılan ankette de, dar hacimli konutlarda
yaşayanlar da bu kalite boyutlarının farkındadır. Satın alma kararında
en fazla fiyat ve etkili görünüm etkili olurken fonksiyonellik ve
sağlamlık da yakınlılık önemli karakteristiklerdir.
Dar hacimli konutlarda yaşayanların
mevcut mobilyalarındaki sorunlar ele alındığında, benzer karakteristiklerin
öne çıktığı ve yeterince tatmin edilmediği ortaya çıkmaktadır.
Saptama:
Mobilya tasarımında son zamanlarında
moda pazarlama sloganları olan "Müşteri mutluluğu" ve
"Toplam Kalite Yönetimi" nin esas alınması gerekir. Bu
da ancak ürün kalite boyutları olarak adlandırılan ve ürün değerini
temsil eden karakteristikler olarak fonksiyonellik,sağlamlık, dayanıklılık,
estetik özellikler ve emniyetten oluşan unsurların tatmin ediciliği
ile sağlanabilir.
2.7. Konut Büyüklülüğünün Mobilya
Tasarımına Etkisi
Küçük konutlarda, hacim darlığı nedeniyle,
konut içerisindeki yerleştirilecek her mobilya konut içi sirkülasyonu
olumsuz olarak etkileyecektir. Bu nedenle, sırf estetik kaygılarla
mobilyanın ölçüsünü fonksiyonun gerektirdiğinden daha büyük tutmak
daha az mobilya konulmasına neden olarak ihtiyacın karşılanma seviyesini
düşürüp, konut içi sirkülasyonu ve konforu olumsuz etkiler. Bu sonuç
ankette de desteklenmektedir.
Saptama:
Dar hacimli konutlarda, hacimin darlığı
nedeniyle, içerisinde kullanılacak olan mobilyalarda fonksiyonun
gerektirdiği ölçüler dahilinde bölümlendirme yapılarak mevcut mobilya
hacminden maksimum yararlanma esas alınmalıdır. Mobilyanın konkurunda,
sırf estetik kaygılarla, fonksiyonun gerektirmediği abartılmış formlara
yer verilmemelidir.
3. Tasarım Çözümlemesi
Buraya kadar yapılan değerlendirmeler
ışığında, dar hacimli konutlarda mobilya tasarımı ile gilili durum
saptamasından ortaya çıkan sonuçlar aşağıdaki gibi özetlenebilir:
- Dar hacimli konutlarda, farklı nedenlerle
içinde yaşayan kişi sayısı ve dolayısıyla mobilya gereksinimin
büyüklüğü değişebileceğinden konutlarda standart mobilya kullanımı
yerine mobilya sayısının veya hacminin ayarlanabilir olması gerekir.
Çözüm:Modülerlik
- İhtiyaçlar ortaya çıktıkça devreye
sokulmak üzere, mobilyalar çok fonksiyonlu olmalıdır. Çözüm:Çok
Fonksiyonunluluk
- Dar hacimli konutlarda yaşayanların
önemli bir kısmı da kiracı durumundadır. Tasarlanacak olan mobilyaların,
konut değiştirme durumunda farklı yapı ve büyüklükte mekanlara
uyum sağlayabilecek şekilde olması gerekir. Çözüm:Modülerlik
- Mobilyalar, insanların farklı gereksinimlerini
farklı oranlarda karşılayabilecek şekilde olmalıdır. Çözüm:
Modülerlik
- Gelir seviyesi arttıkça satın alma
kararında fonksiyon önceliği yerine fonksiyon karşılama ile birlikte
kalite ve estetik tatmin ön plana geçer. Bu nedenle, mobilyaların
farklı gelir seviyelerine hitap edecek şekilde tasarlanması gerekir.
Çözüm: Ürün Farklılaştırma
- Dönem kalite dönemidir. Tasarlanacak
olan mobilyanın kaliteli olması gerekir. Bu da ancak mobilyanın
kalite boyutları olarak adlandırılan fonksiyonellik, sağlamlık,
dayanıklılık, estetik uygunluk ve emniyet açısından tatmin edici
olması ile sağlanabilir. Çözüm : Kaliteli Üretim
- Mobilyalar zaten dar olan konut
hacmini maksimum değerlendirecek şekilde tasarlamalı, gereksiz
hacim işgâl eden abartılmış formlara yer verilmemelidir.
Yukarıda özeti verilen durum saptamasından
sonra ortaya çıkan sonuçlar, dar hacimli konutlar için mobilya tasarımına
ilişkin tasraım kriterlerine dönüştürüldüğünde üç tasraım kriterinin
öne çıktığı görülür:
1) Fonksiyon öncelikli tasraım ve çok
fonksiyonluluk (Tasarımın Fonksiyon boyutu)
2) Modülerlik
3) Üretim farklılaştırma (Estetik,
fiyat ve kalite açısından)
3.1. Fonksiyon ve Fonksiyonellik
Fonksiyonellik mobilyada bir ihtiyacı
karşılama özelliği olarak tanımlanır. Bir konut içerisinde mobilya
kullanmanın ana nedeni konut içerisindeki yaşamsal faaliyetler esnasında
ortaya çıkan ihtiyaçları konforlu bir şekilde karşılamaya yöneliktir.
Bu ihtiyaçların en önemlileri yemek, yatma, depolama, sergileme,
zihinsel ve bedensel çalışma, oturma-dinlenme olarak sıralanabilir.
Temel hedef insan ihtiyaçlarının karşılanması olduğuna göre, mobilyaya
ürün değeri olan fonksiyonelliğin katılması esnasında, fonksiyona
bağlı ürün kullanışlılık değerinin arttırılabilmesi için, ölçülerin
insan ve depolama-sergileme fonksiyonlu mobilyalar için içerdiği
objelerin ölçülerine uygun olarak (Antropemetrik uygunluk) verilmesi
gerekir. Bu nedenle, mobilya tasarımı aşamasında, tasarımcı bu ölçüleri
el atında bulundurmalıdır. Bu durum mekânın ve mobilyanın mevcut
hacminden optimum yararlanma açısından son derece önemlidir. Dar
hacimli içerisinde gereğinden fazla kişinin yaşadığı konutlarda
kullanılacak mobilyalarda da antropemetrik uygunluk önemlidir. Mobilyalar
tasarlanırken, işlevsel hacim boşluğu dışında, mobilyanın tüm hacminden
yararlanma esas alınmalıdır. Örneğin; raf yüksekliğinin, kitap boyları
esas alınmadan gereğinden büyük alınması, dolabın kullanım kapasitesini
azaltır.
Benzer şekilde, elbise depolamada askılık
yüksekliğinin elbise ölçülerinin esas alınmadan gereğinden büyük
bırakılması kullanım kapasitesini azaltır ve daha çok dolap gerektirir.
Aksi ise, mobilyanın kullanışlılığını olumsuz etkiler.
Dar hacimli konutlara uygun mobilya
tasraımı yapılırken mevcut hacminden optimum şekilde yararlanarak
daha az mobilya kullanımı için insan ile ilgili antropemetrik verilere
ve mobilyaların tasarlanmasına temel teşkil eden eşyaların kütlesel
ölçülerine dikkat edilmeli ve bu veriler tasarlama faaliyeti aşamasında
sürekli el altında bulundurulmalıdır.
Çok kişinin yaşadığı dar hacimli konutlarda
mevcut hacimden en iyi şekilde yararlanabilmek için çok fonksiyonlu
mobilyalar tercih edilmelidir. Bu durumda, ihtiyaç ortaya çıktıkça
çok fonksiyonlu mobilyanın ilgili fonksiyonunun devreye sokulması
esastır. Dar hacimli konutlarda oda sayısının az olması nedeniyle
mobilyada çok fonksiyonluluk, daha çok ihtiyacın giderilmesinde
mahremiyetin olduğu yatma ihtiyacının karşılanmasına yönelik olarak
gerçekleştirilir. Bu amaçla, daha çok mobilyaların ölü hacimlerinden
yararlanılır. Koltuklarda oturma yüzeyinin, karyolalarda yatma yüzeyinin,
maralarda üst tabla yüzeyinin alt kısımları bu tür ölü hacimler
olup, küçük hacimli konutlarda bu hacimler, başta yaptma fonksiyonu
olmak üzere, yatma ve depolama fonksiyonunun karşılanamsı için kullanılmasıyla
ilgili mobilyalarda çok fonksiyonluluk ortaya çıkar.
Akşamdan akşama beliren mahremiyetin
arandığı yatma ihtiyacının karşılanması için yatak odası olarak
bir hacim ayrıldığı zaman bu hacim 8-10 saatlik yatma sürecinin
dışında atıl kalacaktır. Konut büyüklüğü yeterli ise bu önemli bir
durum değildir. Ancak; konutun küçük olması durumunda, hacimden
maksimum yararlanma esastır. Mevcut hacmin yatma süresi dışında
da kullanılması öngörülmelidir. Yatak odası mobilyalarından karyola
en çok hacim işgal eden donatı elemanı olduğundan, bu durumda karyolanın
toplanabilir olması, fiiliyat dışında az yer işgal etmesi veya depolama
gibi ek fonksiyonlar yüklenmesi gerekir.
Oturma ve salon mobilyası olan koltuklarda
da oturma yüzeyinin altı kısımlarında, oturma fonksiyonu giderildiği
anda, koltuğun altında toplu olarak duran yatak, gece saatlerinde
yatma fonksiyonu için açılarak yatma ihtiyacını karşılamak için
kullanılır. Bu sistem tekli, ikili, ve üçlü koltuklara uygulanarak,
çocuk, tek kişilik veya iki kişilik yatma üniteleri ortaya çıkarılabilir.
Böylelikle salon ve oturma odası, mahremiyetin de sağlandığı yatak
odalarına dönüştürülebilir. Aynı amaçla duvar dolapları da kullanılabilir.
Yatma ihtiyacının olmadığı durumlarda, yatak dolap içine kaldırılarak
gündüz faaliyetlerine hacim yaratılmış olur. Bu uygulamada, yatak
dolabının dış görünüşünün genel hacimle uyumlu olması istenir.
Benzer bir uygulama masa altlarında
yapılır. Bu uygulamada, masa ayağı olarak dolap konstrüksiyonlu
elemanlardan faydalanılır. Bu hacmin içerisi depolama amaçlı veya
katlanır ve saklanabilir yatak için kullanılabilir.
İçerisinde çok kişinin yaşadığı dar
hacimli konutlara uygun mobilya tasarımında dikkat edilmesi gerekli
bir başka nokta, sırf estetik kaygılarla, özellikle enine (genişlik)
yönünde fonksiyona bağımlı olmayan çok fazla yer işgal eden, gereğinden
büyük formlara yer vermemektedir.
Sorun saptama amacıyla ankette de bu
olumsuzluklardan kaynaklanan sorunlar nedeniyle, en çok salon-oturma
odası koltuklardan yoğun şikayet olduğu ortadadır. Ürün farklılaştırma
amacıyla yapılan uygulamalarda, koltuklarda hoşa giden formlar yaratabilmek
amacıyla ölçüler yana doğru genişletilebilir. Bu durumda enine yönde
ölçülerin artmasıyla daha az sayıda oturma ünitesi yerleştirilebilmektedir.
Koltuklarda normalde oturma genişliği 55-60 cm. iken, koltuğun yapısal
elemanlarının (kolçak) abartılması ile, koltuk genişliği 110 cm'ye
kadar çıkabilmektedir. Bu da, dar hacimli konutlarda, yerleştirme
hacim sıkıntısı doğurmaktadır.
3.2. Modülerlik
Mobilyada uygulandığı şekliyle modülerlik,
konut içerisinde ortaya çıkan ihtiyaçları farklı oranlarda karşılayacak
şekilde oransal bölünmeler yaratarak ortaya çıkarılan modüleri yan
yana ve/veya üst üste getirerek ihtiyacı tam olarak karşılama sistemi
olarak tanımlanır.
Bu şekliyle modülerlik, dar hacimli
konutlarda hacmin tüm olarak değerlendirilmesi ve ihtiyacın istenilen
oranda karşılanabilmesi açısından en uygun sistemdir. Bu araştırmada
da, sistemler modülerlik esasına dayandırılmıştır.
Modüler mobilya tasarımında mobilyanın
yüzeyi ile oluşturulmak istenen statik (durgun-kayıtsız), alışılmamış,
hareketli görsel etkiye bağlı olarak oransal bölümlemeler kullanılır.
1/1, 1/2 ve altın oran en çok tercih edilen oransal bölümleme sistemidir.
1/1 oransal bölümlemesinde, yan yana
veya üst-üste gelen modüllerin genişlikleri veya yükseklikleri eşittir.
Statik (durgun-kayıtsız) bir görüntü verir.
1/2 oransal bölümlemesinde, yanyana
veya üst üste gelen modüllerin genişlikleri veya yüksekliklerinin
benirlenmesinde katlı ölçüler kullanılır. Bir modülün genişliği
veya yüksekliği 30 cm. ise diğeri 60 cm. olur.
Altın oran bölümlemesinde yan yana
veya üst üste gelen modüllerin genişlikleri veya yükseklikleri arasındaki
orun 1/1,618'dir.
Altın oran göze en hoş gelen orandır.
Dikdörtgensel oluşumlarda bu orana uyulduğu zaman görsel etki son
derece tatmin edicidir. Bir çerçevenin kısa kenarı 1 birim ise uzun
kenarın 1.618 birim olması veya masa tablasının kısa/uzun kenarının
1/618 oranı ile ölçülendirilmesi görsel etkiyi artırır.
3.3. Ürün Çeşitlendirme ve Farklılaştırma
Mobilya endüstrisinin modaya dayalı
bir endüstri olması, bu endüstriyi tasarım ağırlıklı bir endüstri
durumuna sokmaktadır. Aynı fonksiyonu karşılamasına rağmen kullanıcıların
satın alma kararında aldıkları mobilyanın beğenilerini yansıtması
yanında alışılmışın dışında bir dış görünüme sahip olmasını istemektedirler.
Bunun nedenlerinin başında, gelir seviyesinin artmasıyla mobilyanın
mekân içerisinde bir iletişim aracı olarak da görülmesidir. Bu anlamda,
mobilya kullanıcısı ile ilişkide olan kimselere kişinin beğenisini,
kültürünü, statüsünü ve zenginlik derecesini aktaran bir medya durumuna
girmektedir. Bu durum, yüksek gelir seviyesine sahip gruplarda daha
belirgindir. Düşün gelir seviyesine sahip gruplarda ise, öncelikle
ihtiyacını karşılamaya yönelik olarak fonksiyon öncelikli satın
alma kararı etkili olmaktadır.
O halde, mobilya tasarımı yapılırken,
kişilerin beğenilerinin gelir seviyelerinin ve statülerindeki farklılıklar
nedeniyle, tüm isteklere cevap verebilecek şekilde bir ürün farklılaştırmasına
gidilmesi gerekmektedir.
Bu araştırmada, formda, malzemede,
renkte ve kapaklarda farklılıklar yaratarak farklı kesinlerin ihtiyaçlarına
cevap verilmesi hedeflenmiştir. Çözümler uygulama bölümünde verilmiştir.
4. Uygulama
İçerisinde bir çok kişinin yaşadığı
dar hacimli konutlara uygun, yapılan anket çalışması ile ortaya
konan sorunlara da çözüm getirecek olan mobilya tasarımına yönelik
bu araştırmada tek bir konutun mekânlarına uyan mobilyalar yerine
konut planı ne olursa olsun her tür dar hacimli konutun mekanlarına
uygulanabilecek genel bir sistem içeren mobilya tasrımına yönelinmiş,
ve daha önce açıklanan sorunların çözümünü içine alan bir sistem
önerisi getirilmiştir. Bu genel sistem üç alt sistemden oluşmaktadır.
1.Kutu
mobilya sistemi
(TOKİ -ERY KMS)
2.Oturma
ve yatma mobilya sistemi
(TOKİ-ERY OYS)
3.Masif
mobilya sistemi
(TOKİ-ERY MMS)
4.1 Kutu Mobilya Sistemi
(TOKİ-ERY KMS)
Kutu mobilya, konut içerisinde depolama
ve sergileme ihtiyacını karşılayan büfe, vitrin,gardrop, kütüphane,
vestiyer, mutfak-banyo dolabı, komidin vb. gibi yapısal eleman olarak
ahşap kökenli levhaların kullanıldığı mobilyalardır. Piyasada, panel
mobilya olarak da anılmaktadır. Genelde mekân duvarlarına yaslanarak
veya asılarak kullanılırlar. Kapı, pencere gibi yapı elemanlarının
fonksiyonlarını engellemeyecek şekilde düzenlenirler.
Dar hacimli konularda ana hedef mevcut
hacimden maksimum şekilde yararlanmak olduğundan sistem oluşturmada
öncelikle fonksiyonel ölçüler tespit edilmiştir. Fonksiyonel ölçülerin
ortaya çıkarılmasında, mobilyada özel aksesuarlarla hareketli olan
(yeri ayarlanabilen) rafların aralıkları ayarlanabildiğinden burada
sadece dolap derinliği, dolap yüksekliği sabit ara bölme yüksekliği
gibi sabit ölçüler standartlaşmıştır.
Konutlarda kullanılan dolapların yükseklikleri
incelendiğinde aşağıdaki ölçüler ortaya çıkmaktadır.
Mutfak-banyo üst dolabı yükseklikleri
72 cm.
Mutfak-banyo alt dolabı yükseklikleri
82 cm.
Büfe yüksekliği 80-100 cm.
Televizyon dolabı yüksekliği 55
cm.
Komodin yükseklikleri 40-60 cm.
Gardrop, kütüphane, vestiyer 200-210
cm.
Uygulamada kullanılmakta olan bu ölçüler
esas alınarak tüm dolaplar için uygulanabilecek ölçüler araştırılarak
dört farklı dolap yüksekliği öngörülmüştür. Baza, bir ürün farklılaştırma
aracı olarak kullanıldığından 10cm'lik baza ölçüsü, genel ölçüden
düşüldüğünde bu ölçüler aşağıdaki gibi standartlaştırılabilir:
Mutfak-banyo ve alt dolabı, büfe
72 cm
Televizyon dolabı, komodin 45 cm.
Alçak modül ve dikey bölümleme 117
cm.
Gardrop, kitaplık 190 cm.
Dolap derinliği olarak da aşağıdaki
ölçüler standartlaştırılmıştır.
Kitaplık, vestiyer, mutfak-banyo
üst dolabı 33 cm.
Mutfak-banyo alt dolabı gardrop
55 cm.
Komodin, büfe, vitrin 44 cm.
Dar hacimli konularda mevcut hacmi
dolap açısından en etkin şekilde değerlendirebilmek için duvar yüzeylerini
tam olarak değerlendirmek gerekir. Bu açıdan duvar yüzeyinin her
cm'sini değerlendirebilmek ve maliyeti düşürmek için farklı ölçülerde
kapaklı ve çift kapaklı modeller arasındaki ölçüsel ilişkiler oransal
esaslara göre kurulmuş ve yandaki ölçüler belirlenmiştir.
Yine duvar yüzeyinin tam olarak değerlendirilebilmesi
ve kullanıcı isteğine bağlı olarak görsel farklılık yaratabilmek
amacıyla yan yana modülasyon elemanları oluşturulmuştur. Bu elemanlar
şunlardır.
1. Modülasyon başlangıç ve bitirme
modülleri
2. Ara modüller

3. Köşe modülleri
4. Derinlik geçiş modülü
Bu modüllerin yan yana düzenlenmesiyle
oluşturulacak görsel etkiye estetik sağlayabilmek için modüllerin
konturlarında yükseklik ve derinliklerinde form farklılıklarına
gidilmiştir. Bu form farklılıkları ile farklı kullanıcı zevklerinin
tatmin edilmesi amaçlanmıştır.
Ortaya çıkarılan farklı yükseklik ve
farklı konturlara sahip bu modüllerin yan yana ve üst üste getirilmesi
ile farklı zevklere hitap edecek gardrop, kütüphane, büfe-vitrin
kombinasyonları oluşturmak mümkündür.
Bu modellerin yan yana düzenlenmesiyle
oluşturulacak görsel etkiye estetik katkılar sağlayabilmek için
modüllerin konturlarında da yükseklik ve derinliklerinde form farklılıklarına
gidilmiştir. Bu form farklılıkları ile farklı kullanıcı zevklerinin
tatmin edilmesi amaçlanmıştır.
Dar hacimli konutlardaki sorunların
belirlenmesine yönelik yapılan ankette çıkan sonuçlardan en önemlilerinden
birisi mobilyaların kullanıcıalrının zevklerine uygun olmadığını
belirtmeleridir. Bu şikayetlerin giderilmesi açısından çok sayıda
form oluşturulması gereklidir. Buradan hareketle, dolap gövde konturları
ile oluşturulabilecek farklı estetik kombinasyonları ile yetinilmemiştir.
Dolabın tabanla ilişkisini sağlayan bazalardan ve kapaklardan da
estetik farklılaştırma amacıyla yararlanılmıştır.
Bazalarda kutu baz, çerçeve ayaklı
baza ve ayaklı baza alternatifleri oluşturularak, baza yoluyla ürün
farklılaştırma olanağı yaratılmıştır.
Mobilya tasarımında en etkili ürün
farklılaştırma araçlarından birisi de kapaklarla yapılan farklılaştırmadır.
Bu araştırmada da kapaklar mobilya farklılaştırma aracı olarak kullanılmıştır.
Bu amaca yönelik olarak geliştirilen tüm başlama-bitirme, köşe,
ara ve derinlik geçiş modüllerine uygun konturlarda düz ve farklı
yüzey şekillerine sahip kapaklar geliştirilmiştir. Böylelikle isteyen
istediği dış hatlara sahip dolap modülünü seçerek yine kendi zevkine
uygun kapak modelini kullanarak görsel tatmin hedeflenmiştir.
Renk ve malzeme esteik farklılaştırma
amacıyla kullanılabilir. Farklı modüllerde ve kapaklarda farklı
renkler kullanılarak daha önce öngörülen ürün farklılaştırma araçlarıyla
birlikte kullanıcıya sonsuz sayıda görsel seçenek alternatifi sunulmuş
olmaktadır.
Dar hacimli konutlara uygun mobilya
tasarımına yönelik TOKİ projesi için geliştirilen bu sistemle sonuç
olarak şu avantaklşar ortaya çıkarılmaktadır.
1.Modülasyon sistemi esas alınarak
modüllerde yapılan ölçü farklılaştırmasıyla her cm. duvar yüzeyi
depolama-sergileme amaçlı kullanılarak dar hacimli konutların mevcut
hacminden maksimum yararlanabilmek imkanı ortaya çıkarılmıştır.
2. Farklı ölçülerdeki bu modülleri
yan-yana ve/veya üst üste kullanarak estetik farklılaştırma olanağı
sunulmuştur.
3. Ara modüllerin dışında geliştirilen
farklı köşe, başlama bitirme ve derinlik geçiş modülleriyle de estetik
farklılaştırmaya gidilebilir.
4. Ortaya çıkarılan modül sisteminde
yer alan farklı modüllerde farklı malzemeler kullanılarak, ürün
farklılaştırmaya gidilebilir.
5. Sistemde yer alan farklı modüllerde
birbirleriyle uyumlu farklı renkler kullarak, renk yoluyla ürün
farklılaştırmaya gidilebilir.
6. Ortaya çıkarılan farklı kapak modelleriyle,
isyen kullanıcı istediği kapak modelini seçerek, kullanıcı tatmini
ön plana çıkarılmıştır.
7. Modüler arasında ölçü standardına
gidilmesi ve ortak ölçülerin kullanılması esas alınarak üretim maliyetleri
ve sonuçta ürün maliyetlerinin düşürülmesi hedeflenmiştir.
Sonuçta sistemle, isteyene istediği
ürünü seçebilme ve alabilme imkanı yaratılarak kullanıcı tatmini
ve mutluluğu ön plana alınmıştır.
4.2.
Oturma ve Yatma Mobilya Sistemi (Toki-Ery Oys)
Daha önce de değinildiği gibi, koltuklar
kişisel olarak fazla yer işgal eden mobilyalar olması nedeniyle,
bu elemanların yer aldığı hacimler olan oturma odası ve salon dar
hacimli konutlarda en yoğun şikayetlerin yaşandığı hacim durumundadır.
Koltuklarda, oturma genişliği, oturma derinliği ve oturma yüksekliği
insanın antropemetrik verilerine göre yerleşik olarak standart olduğundan,
sorun koltuğun yapısal elemanlarının (arkalık-kolçak) estetik amaçlarla
gereğinden büyük tutularak fazla yer işgal etmesinden ve oturma
yüzeyi altında kalan kısmın etkin şekilde değerlendirilememesinden
kaynaklanmaktadır.
Daha önce de belirtildiği gibi, dar
hacimli konutlardaki esas sorun, konut içinde çok kişinin yaşamasıyla
ortaya çıkmakta ve içinde yaşayan kişi sayısı da değişebilmektedir.
Ölçülerin standar olması nedeniyle, dar hacimli konutlar için uygun
konut sisteminin oluşturulmasında aşağıdaki esaslar gözönüne alınmıştır.
1. Düşük depolama hacmi ve yatma ihtiyacının
karşılandığı hacimler dışında yatma elemanı istenmeyen aileler için
sadece oturma fonksiyonlu standart koltuklar.
Çok fonksiyonluluk, özel aksamlar ve
konstrüksiyonlar gerektirdiğinden koltuğun satış fiyatını arttırmakta
ve sağlamlığını azaltmaktadır. Bu da kullanıcıya gereksiz külfet
getirmektedir.
2. Kolçaklar bir koltuğun genişliğinin
artışında oldukça etkilidir. Kolçağa estetik kaygılarla abartılmış
formlar uygulanması, koltuğun toplam genişliğini fazladan 40 cm'ye
kadar arttırabilmektedir. Bu da, her cm'nin değerli olduğu dar hacimli
konutlarda fazladan yer işgali anlamına gelip, diğer ihtiyaçların
tam olarak karışlanmasını engellemektedir.
Kolçakların 10 cm. genişliğin üstüne
çıkmaması öngörülmüştür.
3. Koltuklarda oturma yüzeyinin karyolalarda
yatma yüzeyinin alt kısımları, başka fonksiyon içermemesi durumunda,
ölü hacim olarak karşımıza çıkar. Dar hacimli konutlarda, bu hacimler
değerlendirilmesi gerekli en önemli hacimlerdir.
Dar hacimli konutlar için karyolalarda
yatma yüzeyinin alt kısmının üç şekilde değerlendirmesi söz konusudur.
a) Yatağın özel kasa ve makas sistemiyle
hacim depolama amaçlı olarak kullanılması
b) Yatağın altında oluşturulan kasa
içerisinde depolama amaçlı çekmece uygulaması,
c) Esas yatağın altına sürülebilen
ve gerektiğinde alttan çıkarılan "yavru yatak" uygulaması.
Koltuklarda ise oturma yüzeyinin altındaki
ölü hacim iki farklı amaçla değerlendirilebilir.
a) Özel makas ve sürgü sistemi kullanılarak
gerektiğinde oturma yüzeyinin altından yatak çıkarılması. Bu uygulama
piyasada "aç-yat" veya "çek-yat" uygulamaları
olarak anılmaktadır. Bu uygulama ile tek kişilik, iki kişilik ve
üç kışılık koltuklarda tek kişilik veya iki kişilik yatma ihtiyacı
karşılanarak dar hacimli konutlarda gerektiğinde salon ve oturma
odaları yatma hacmine dönüştürülmüş olur.
b) Oturma yüzeyi hareketli ve oturma
yüzeyinin alt kasa şeklinde yapılarak ölü hacim depolama amaçlı
olarak değerlendirilmelidir.
4. Bu araştırma ile ilk defa olarak
koltuklarda da modülasyon gidilmesi önerilmektedir. Bu iki nedene
dayanmaktadır:
a) Konuta olan iç ve dış (misafir)
sirkülasyonunun değişken olması, Sirkülasyon konut içerisinde yaşayanların
sayısına ve bu kişilerin sosyal statüsüne bağlı misafir kabul sıklığına
ve ihtiyaç büyüklüğüne bağlı olarak değişmektedir. Sirkülasyon düşük
ise, konutun fazladan ve standart koltuk takımlarıyla donatılması
konutun hacim yararlanma oranını düşürmektedir. Hacimde fazladan
yer işgali nedeniyle yerleşim sorunları ile karşılaşılmaktadır.
Bu durumda, kişiler kendi ihtiyaçlarına bağlı olarak istediği sayıda
oturma elemanını alabilme şansına sahip olmalıdır.
b) İnsanların estetik zevkleri ve anlayışları
farklıdır. Çoğu zaman, üreticiler tarafından sunulan modeller tatmin
edici olmamakta, bir nevi kulalnıcı mevcut mobilyalardan birisini
seçmek durumunda kalmaktadır. Bu da, kullanıcı tatminsizliğini ortaya
çıkarmaktadır.
Geliştirilen modüler koltuk sisteminde,
birim modül oturma koltuğu, sökülüp-takılabilir kolçak ve köşeli
oturma yüzeyi oluşturabilmek için köşe modüllü olmak üzere üç adet
sistem elemanı mevcuttur. Birim modül ve gerektiğinde köşe modülü
alt taraftaki özel bağlantı sistemiyle istenildiği kadar yan-yana
getirilerek doğrusal ve köşeli gerekli ihtiyaç büyüklüğünde oturma
yüzeyi oluşturulabilmektedir.
Birim modülde yüksekliğine form farklılığına
gidilerek ve yine değişik formlarda kolçakları devreye sokarak form
açısından farklı değişik kombinasyonlar oluşturma imkanı yaratılmıştır.
Koltuklarda modülasyonun bir başka avantajı da, bir araya getirilecek
her modülde farklı döşeme kumaşı kullanarak çok renklilik yoluyla
ürün farklılaştırabilmelidir. Böylelikle, kullanıcının beğendiği
kumaşları modüle uygulatarak, beğenisine uygun bir mekan yaratmasına
olanak sağlamış olur.
4.3. Masif Mobilya Sistemi (TOKİ-ERY
MMS)
Masif mobilyalar, mobilyanın yapısal
elemanlarında masif ahşabın kullanıldığı mobilyalardır. Tam anlamıyla
bütün yapısal elemanlarının hepsinin masif ahşap olduğu mobilyalar
söz konusu olmamakla birlikte, sandalye, masa ve dolaplarda mobilyaya
gelen yükü dar bir kesitle zemine aktarmada ayak ve çerçeve konstrüksiyonlarla
masif ağırlıklı bir yapı ortaya çıkartılabilmektedir.
Otomotiv endüstrisinde olduğu gibi
mobilya endüstrisinde MONTAJ ÜRETİMİ'ne doğru bir geçiş yaşanmaktadır.
Bu üretim şeklinde, bir firma aynı teknolojiyle üretim yapabilecek
olan mobilya parçalarını üretimi konusunda uzmanlaşmakta ve bu parçalardan
farklı form ve ölçülerde çok sayıda üreterek farklı ihtiyaçlara
düşük maliyetle cevap verebilmektedir. Başka bir firma da, kendi
ürün grubuna girebilecek olan parçaları seçerek bunların montajını,
montaj sonrası işlemlerini ve pazara dağlılımını üstlenmektedir.
Bu araştırmada ise, bu anlayışa uygun
olarak farklı form ve ölçülerde sandalye, masa, dolap masif elemanlarını
üreterek, özellikle dar hacimli konutlarda olmak üzere, konutlarda
hacme uygun form ve ölçünün seçilip bu elemanların montajının yapılarak
mevcut hacimden en iyi şekilde yararlanmak hedeflenmiştir. Bu hedefe
yönelik olarak masif konstrüksüyonun yer alabileceği mobilyalar
belirlenmiştir.
1) Dolap, baza saplama ayakları ve
çerçeve baza konstrüksüyonu
2) Komodin, etejer, TV ünitesi ve karyola
başlığı ayakları
3) Sandalya
4) Masa
Dar hacimli konutlarda hacimsel ve
kişisel ihtiyaca uygun büyüklükte ve form açısından daha fazla kişinin
estetik zevkine hitap edebilmek için masif mobilya sistemi ile ilgili
olarak aşağıdaki sistemsel özellikler geliştirilmiştir.
1) Farklı fonksiyonel yüzey özellikleri
oluşturabilmek için aynı form korunarak farklı ayak yükseklikleri
oluşturulmuştur.
2) Farklı alanlarda yüzey oluşturabilmek
için mobilyanın taşıyıcı sisteminde farklı ebatlara yer verilmiştir.
3) Taşıyıcı sistemde aynı formlarla
farklı yapısal özellikler yaratılarak daire, kare, dikdörtgensel
yüzey formlarının uygulanması sağlanmıştır.
4) Masif mobilyaların yapısal elemanlarında
farklı formlar yaratılarak, isteyene istediği modeli seçme imkanı
sağlanmıştır. Böylelikle, maksimum tüketim tatmini hedeflenmiştir.
5) Yapısal elemanları birbirine bağlayan
ara kayıtlarda farklı uzunluk standartları getirilerek istenilen
ebatta yüzey oluşturma imkanı yaratılmıştır.
6) Kalınlaştırma ve yapısal eleman
olarak kullanılan kayıtlarda 12x30 mm'den 25x120 mm'ye kadar farklı
ebat ve form standardır getirilerek kayıtlar yolu ile ürün farklılaştırmasına
gidilmiştir.
Sistemin pratiğe aktarılması ile istenilen
alansal yüzeye sahip elemanlarla farklı estetik zevklere hitap etmek
mümkün olacaktır.
5.Sonuç ve Önerileri
İnsanlar sosyal ve kültürel açıdan
oldukları kadar ekonomik güçleri açısından da farklılıklar göstermektedirler.
Bu farklılık onların tüketim alışkanlıklarını doğrudan etkilemektedir.
Mobilya da prestij ürün boyutu ile bir statü sembolü olarak kullanılabilmekte,
yapısı ve estetik düzenlenişi ile dönemin kültürüne ayna olabilmekte,
teknolojik gelişmeleri yansıtabilmekte ve farklı maliyet unsurları
nedeni ile çok farklı fiyatlara mal olabilmektedir. Genelde pahalı
bir ürün olması nedeniyle bir defa satın alındığı zaman uzun süreli
kullanımı zorunlu olmaktadır. Bu durumda, kullanıcı eksik konforlu,
ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamayan mobilyalardan oluşan bir
ortamda uzun süreli olarak sıklıkla yaşamaya mahküm kalabilmektedir.
Halbuki dönem "Koşulsuz Tüketici Memnuniyeti" dönemidir.
Mobilya'da bu şartın sağlanabilmesi
için her tüketicinin barındığı mekana, sosyal yapıya, kültürüne
ve maddi gücüne uygun tasarımların ortaya çıkarılması gerekir. Bu
da tüketici odaklı yapılanmayı gerektirir.
Mobilya tüketicilerinden gelen isteklerin
tam olarak karşılanabilmesi sadece tasarlama gücüne bağlı olmayıp
üretim teknolojilerinin isteklere uygun tasarımı üretebilme yetisine
ulaşmasına da bağlıdır. Son zamanlardaki bilgisayar teknolojileri
ve destek hizmetlerinde ortaya çıkan hızlı gelişmeler tüketici odaklı
yapılanmayı mümkün kılmıştır. Bilgisayar destekli tasarım, CNC makinelerle
üretim ve bilgisayar destekli merkezi bilgi aktarımına dayalı işleme
yapılanması ile tüketici isteklerine maksimum uyumu sağlayacak ürün
çeşitlendirmesine ve farklılaşmasına gitmek mümkün hale gelmiştir.
Mobilyada bunun modülasyondur. Bu sistemde ihtiyacı bütünüyle karşılayan
standart üniteler yerine belirli büyüklükte karyılayan modüler esas
alınır. Bu modüllerin üst üste ve/veya yan yana getirilmesi ile
istenilen şiddette ihtiyaç giderilmiş olur.
Mobilya Dekorasyon -
Eylül/Ekim 2000
|