"İnsan
bir sauna veya Türk Hamamı kurabilir, fakat banyo yapmanın yıkanmaktan
ayrı olarak düşünüldüğü Uzakdoğu'dan etkilenmek daha kolaydır.
Şöyle bir deyim vardır: "Amerikalılar kendilerini temizlemek
için banyo yaparlar, Japonlar ise banyo yapabilmek için kendilerini
temizlerler"... Yeni çağı destekleyen banyoda kendilerini
parfümlü sıcak suya bırakmadan önce hızlı bir duş alırlar. Burası
yogadan shiatsuya kadar bütün iyileştirici faaliyetlerin yapıldığı
bir oda olduğundan bio-mimari uzmanları yeterli havalandırma
ve ısıtılmış döşemeler önerirler."
Rönesans'ta
kaç saygın evin, kaç banyosu vardı? Hiçbirinin. Bayanlar kendi
olaranının mahremiyetinde yıkanırken ibrik ve leğen kullanırlardı.
Zaman zaman tahta veya porselen bir küvette hizmetçilerine sıcak
bir banyo hazırlatırlardı. Hizmetçiler ve diğer ev hizmetkarları
ev atıklarını (efendilerinin ve kendilerinkiler de dahil) Latince
düşüş anlamına gelen "Caseum" denilen bir yere boşaltırlardı.
Atıklar daha önce odalarda bulunan kaplarda saklanırdı. Bunlar
bazen oturma yerinde bir deliği olan özel bir iskemleye yerleştirilir
ve bir kere kullanıldıktan sonra bir kapak kapatılarak odanın
dekorunun bir parçası haline gelirdi. Bugünün villasının bu
ismi hak etmesi için kaç tane banyoya sahip olması gerekir?
Her oda için en az bir tane. Bir zamanlar ayrı olan iki fonksiyonu
birlikte yüklendikleri için de yeterince büyük olmalıdırlar.
Hemen hemen tüm evin merkezi haline gelmişlerdir. Bugün bir
banyo odasında bir kürek çekme aleti, ağırlıklar, bir jakuzi
hatta vücudunuzun bakımı yaparken hoşça vakit geçirebilmeniz
için de stereo gereçlerine gereksinim vardır.
Eski evleri sevenlerimizden
başka hiç kimse banyolarla olan ilişkimizin ne kadar değiştiğinin
farkına varamaz. Eski banyoların zaafı o tek küçücük parça olan
Caseum'dadır. Çoğu zaman restorasyonu büyük çabalar ve hatta
bir mimarın araya girmesini gerektirir. Yirminci yüzyılın ilk
dönemlerinde doğal gereksinimler için özel bir yer ayrılması
lüks bir işlem olarak düşünülürdü. Pek çok meskende genel alanlarda
"latrinler" bulunurdu. Neden böyle büyük bir değişiklik
yaşandı? Öngörüldüğü gibi konutlara akar suyun getirilmesi ve
iyi çalışan atık su sistemlerinin kurulması banyolar hakkındaki
düşüncelerimizi sonsuza kadar değiştirecekti. Bugün banyo geçici
olarak bulunduğumuz bir yer değildir. Rahatlayıp gevşeyebileceğimiz
hoş bir mekandır.
Eski
Roma devrinde hem özel, hem de toplu kullanımlar için banyoların
bulunduğu ve bu geleneğin Doğu Roma İmparatorluğu'nun egemenliği
altındaki bölgelerde gözden düşmediği söylenebilir. Bugün Budapeşte
ve İstanbul'un sıcak hamamları bu mirasın önemli şahitleri olarak
durmaktadırlar. Fakat ortaçağda Batı Avrupa'da pek çok eski
becerinin kaybolduğu görülmüştür. Bunların içinde Romalıların
uzmanı olduğu ve hamamlarında kullanılan hidrolik mühendisliği
de bulunmaktadır. Bu toplu unutkanlığı açıklamak zordur. Bunun
nedenini sadece dünyanın belirli bir bölgesinde görülen değişikliklerin
insanların bilinçlerini de etkilediği söyleyerek açıklayabiliriz.
Klasik banyo konsepti sadece Hristiyan Avrupa'da unutulmuş ve
terk edilmiştir. Yeni bir inancın ortaya çıkması insanın ruhu
ve vücudu arasındaki ilişkiyi değiştirmiştir. İnsan vücudu aşağılanan,
acı veren ve utanç duyulacak bir şey haline gelmiştir. Bunun
sonuçları Protestan inancının moral etkisinin halen kuvvetle
hissedildiği Kuzey Avrupa ülkelerinde görülebilir.Örneğin İngiltere'de
banyolarda çoğu zaman bide bulunmaz. Kendine has bir Katolik
ülke olan Fransa'da bu gereç geleneksel olarak hayat kadınlarıyla
ilişkilendirilir. Daha çok kişisel temizlik yerine güzellik
gereksinimleri için kullanılan büyük banyo odalarında, tuvalet
kabininde özel bir bölmeye saklanır.
Asi
Dadaist Marcel Duchamp bir serginin jürisinin karşısına geçme
adlı bir oturak çıkardığı zaman pek çok şeyin yanında burjuva
kesiminin tuvalet anlayışını da eleştirmek istiyordu. Yüz sene
sonra bu gibi yaklaşımlar tersine dönmüş görünmektedir. Amerikalı
sanatçı Robert Grober kişinin kendini gittikçe daha yalnız ve
İzole olmuş hissettiği bir çağda evcil ve ailevi değerlerce
olan nostajiyi yansıtmak için bazı yıkanma teknelerini yeniden
hayata döndürmeye çalışmıştır. 1995 yılında Venedik Bienali'nde
video sanatçısı Bill Viola tarafından sunulan belgeselde, basit
bir banyo odasında bir adam yıkanır, kurulanır, arınır ve kendini
yeniden keşfeder. Bütün dinlerde arıtıcı bir eleman olarak suyun
rolü vardır. Hristiyanlar'ın vaftiz fontlarından, Müslümanlar'ın
bir camiye girmeden önce yıkandıkları çeşmeler buna bir örnektir.
Hintliler günahlarından arınmak için Ganj nehrinin sularında
topluca yıkanırlar Filler ve primatlar gibi gelişmiş memelilerde
de yapılan toplu faaliyetlerin en anlamlısı ve güzeli de yıkamaktır.
Belki de çağımız Amerikan pragmatizminin de yardımıyla bilincin
yanında vücudun da varlığını kabul etmeyi öğrenmektedir. Pek
çok eski kültürün de bize öğrettiği gibi vücut bakımının yapıldığı
özel mekanların çağdaş evlerde bulunmasının özel bir yeri vardır.
Yeni Çağ Banyoları
Yumuşak
ve havadar bir atmosfer, yeterince bitki ve çiçek, akan suyun
yatıştırıcı sesi... Bu zarif ve sera veya kafe değildir. Yeni
çağın banyosudur. Bir insanın zihin, vücut ve ruh olarak bir
bütün olduğunu kabul eden kişiler için, evin en önemli odasıdır.
Burada kendinizi portakal renginden Tibet pembesine kadar tüm
sıcak renkler arasında bulabilir ve özellikle kentlerde yukarıda
gökyüzü cennetini görmek olanaksız olduğundan, belki de tavanımız
üzerinde noktasal yıldızlar olan bir mavi yaratabiliriz. Arıtılmış
su ve ısıtmak için termal enerji oldukça güç elde edilebilir,
fakat solar panellerinin kullanımı oldukça yaygınlaşmıştır.
Bu oda suyun hüküm sürdüğü bir alandır. Bu odanın terapik ve
gevşetici etkisi suyun çıkardığı seslerle de etkilidir. Oda
içine bir çağlayan veya mırıldanan bir dere getiremeyeceğimize
göre devamlı devreden bir çeşme koymak doğru olur. Cam ve ahşap
gibi doğal malzemeler yanında çiçek ve bitkiler koyarak doğal
görünümü kuvvetlendirebiliriz. Banyo teknesi büyük ve hacimli
olmalıdır ve her şey kişilerin kendini iyi hissetmesine yönelik
bir amaca uygun olarak yapılmalıdır. Sağlık merkezlerindeki
gibi bizi ellerinde havlularla karşılayıp şezlonglarda dinlenmeye
götürecek görevliler olmasa da, banyolarımızda yumuşak havlulardan
oluşan demet ve bir bornoz bulunmalıdır. Telefon ve diğer kötü
elektronik eşya bulunmazken "sakinlik denizi" veya
"okyanus ninnisi" gibi yatıştırıcı müziği dinleyebilmeliyiz.
Kişi bir Sauna veya Türk Hamamı da kurabilir, fakat banyo yapmanın
yıkanmaktan ayrı olarak düşünüldüğü uzak doğudan etkilenmek
daha kolaydır. Şöyle bir deyim vardır: "Amerikalılar kendilerini
temizlemek için banyo yaparlar. Japonlar ise banyo yapabilmek
için kendilerini temizler"... Yeni çağı destekleyen banyoda
kendilerini parfümlü sıcak suya bırakmadan önce hızlı bir duş
alırlar. Burası yogadan shiatsuya kadar bütün iyileştirici faaliyetlerin
yapıldığı bir oda olduğundan bio-mimari uzmanları yeterli havalandırma
ve ısıtılmış döşemeler önerirler.
Minimalist Banyo
Minimalizmin yeni
sınırları; yeteneği en aza indirgeme becerisi olarak görülmemektedir.
Artık bizlerden daha iyi şeyler yaptıklarını düşündüğümüz kişilerin
evlerinin fotoğraflarına bakarak, onlar öyle yaptıkları için,
evlerimizden ince bir minderden ve demir bir palto askısından
başka her şeyi çıkardıktan ve mecmuaların sayfalarını karıştırarak
harcanan mevsimlerden sonra, bir değişiklik yapmanın zamanıdır.
Minmalden çok ayrıntıya, hiçlikten tarih öncesine hareket ederken
bir risk vardır. Şimdi gerekeni, temizliği, safı sevenler; hem
modernlikten hem de antiklerden nefret edenler, kalabalık sergi
ve tezgahları ile pazar günlerin kurulan bit pazarı düşüncesinden
bile irkilenler, yeni bir meydan okumayla karşı karşıyadır.
Bu yüksek teknolojidir. Banyoya bile yeni şeyler eklemeye başlanmıştır.
Kusursuz, parlak yüzeyler, çıplak duvarlar, tehdit edici çelik
raflar, laboratuar ışıkları, yeni malzemeler, sofistike finisyonlar
ve garip mekanizmaları saklayan gizemli düğmeler veya gizli
kapılar ile banyolar zenginleşmektedir. Hiç şüphesiz bu eğilim
bize Japonya'dan gelmektedir. Bu gereçler bir gece bile çiçekli
duvar kağıdına dayanamayan ve Londra'ya gittikleri zaman sadece
Hempel'de, New York'u ziyaret ettikleri zaman Morgan'da kalabilen
bilge seyyahlar ve ultra-minimalistlerce ithal edilmiştir. Bu
şekilde bir zamanlar kamu kuruluşlarına, müzelere ve en avangard
otellere özgü yüksek teknoloji bize, evimize gelmektedir. Kendi
kendine açılan lambalar, otomatik akan su, düşüncelerimizle
çalışır gibi dönen bataryalar, doğru zamanda açılan kapılar
bu teknolojinin eseridir. Bununla beraber Japonya'da daha da
fazlasını yapmaktadırlar: En yenilikçi evlerin banyoların öylesine
düzenlenmektedir ki her şey düğmelerle, dokunmatik panellerle,
hatta uzaktan kumandayla çalışmaktadır. Bu gibi yerlerde her
çeşit beyaz hüküm sürmektedir. İnci beyazından opale ve fildişine
kadar. Duvarlar ve döşemeler seramikle döşenmiştir. Duşlar ve
tekneler her hızda, her basınçta ve her ısıda su masajı seçenekleri
sunarlar. Havlu ısıtıcısından vazgeçilemez. Banyodan sonra gözler
kontrol panelinin bir parçası olan saate bakarak müzik dinlerken
sıcak hava akımlarıyla kurulanır. Acelesi olmayanlar televizyon
seyrederek vakit geçirebilirler. Bir grup Hollandalı tasarımcı
tarafından icat edilen ve banyo duvarlarını kaplayan fonksiyonel
fayanslar küçük çekmeceler gibi açılarak kullanıma hazır büyültücü
aynalar, minik televizyonlar, saç kurutucuları ve usturaları
açığa çıkarırlar.
Dekore Banyo
Dekorasyona
önem veren kişiler çevrelerinde estetik düzenlemeler yapmaktan
kendilerini alıkoyamazlar. Onlar bir evde boş yer buldukları
zaman onu nasıl dolduracakları korkusunu taşırlar. Bir kaç yıl
için de olsa sürekli duvar kaplamalarını ve finisyonlarını elde
ettikleri zaman, bu yorulmaz dekoratörler mükemmel mobilyalar
ve aksesuarlar ararlar. Banyo bu yoüğun faaliyetten kaçınamaz.
Diğer odalardan ayrı bir muamele görmez. Sadece buhar ve nemin
kıymetli tablolara ve mobilyalara zarar vermemesine dikkat edilir.
Banyo en önemli ve konforlu oda olarak yaşam odasının yerini
almaktadır. Özellikle Asya geleneğine uygun olarak misafirlerine
bir içki ve en sevdikleri parfümü içeren bir banyo sunanlar
için bu tensel zevkler değerli malzemelerle çerçevelenmiştir.
Mısırlılar'ı, Romalılar'ı, Yünanlılar'ı ve banyo yapma sanatından
zevk alan diğer toplumları hatırlatan mermer, cam, seramik ve
mozaik gibi elemanlar ve bu dekora sıcaklık eklemek için zengin
dokumalar ve perdeler de vardır. 19. yüzyıl banyo dekoru içinde
bir heykel bulunur. Fazladan hasır iskemleler veya egzotik gezilerden
birkaç anı varıdr. Mobilyalar Fransız demir bahçe masalarının
ve sandalyelerinin reprodüksiyonudur. Tablolar yerine duvarlar,
büyük aynalar ve işlemeli çerçevelerle kaplıdır. Döşemeler ile
halılarla örtülüdür. Işıklandırma bile yüksek teknolojiyi yansıtmaz.
Zevkli abajurlar halojenlerden daha yumuşak bir ışık verir ve
bir ingiliz klübü havasını yansıtır. Raflar, kitaplar ve uluslararası
mimarlık dergiler ile doldurulur. 1950'lerden kalma minyatür
bronz heykeller veya vazolar değişimli olarak koyulabilir. Büyük
güçlü tekneler tercihen ayaklı olanlar ve eğri hatlı bataryalar,
büyük duş başlıkları vardır. Bu elemanlar genellikle İngilizdir'dir.
Mutfak Banyo Dekorasyon
- Sayı 32