En eski uygarlıktan
günümüze, belli bir kimliği korumuş her topluluğun kuşaktan
kuşağa aktardığı, kendi özelliklerini yansıttığı bir sosyal
davranışı vardır.
Doğadan ve yaşam şeklinden
kaynaklanan toplumsal deneyimler, görüşler, inançlar, töreler
mimariyi de etkilemiştir. Bu etkiler insan ölçüsüne dayalı kullanım
anlayışıyla birleştirilmiş ve mimari, "biçim durumuna gelmiş
bir hayat" olmuştur. Gerek Türk evi, gerekse geleneksel
Diyarbakır evinde de aynı durum gözlenmektedir.
Çeşitli uygarlıkların
sanat izlerini taşıyan Diyarbakır, gösterilen ilgiyi hak eden
bir kenttir. Özellikle tarihi evleri bu ilgiye fazlasıyla layıktır.
Diyarbakır'daki evlerin iç ve dış mekanlarının biçimlenmesinde
iklim koşulları ve sosyal yapı önemli rol oynamıştır.
Kent,
sık dokusu, dar sokakları, yüksek avlulu duvarlarıyla kendi
içinde tekdüzedir. Onu ancak kabaltı, sokak kapıları, cumba,
eğrilip uzanan, daralıp genişleyen sokaklar hareketlendirir.
Ancak burası Diyarbakır halkının yaşamını sürdürdüğü dış dünyadır.
Avludan içeri girildiğinde bu elemanlar değişmektedir. Bunlar,
ne tulumba ve kuyuya bırakırlar. Sokak duvarlarındaki taşlar
avluya girildiğinde anlam kazanır. Doluluk ve boşluklar, saçaklar
tekdüzeliği ortadan kaldırıp, avluya bütünlük sağlar. Diyarbakır
geleneksel evlerinde kullanıcıların gereksinimleri ve istekleri
doğrultusunda fiziksel açıdan açık, yarı açık (veya yarı kapalı)
ve kapalı nitelikte tanımlanabilen alanlar mevcuttur. Oda, baş
oda, ara oda, arka oda, koltuk oda, kiler, mutfak,sandık odası,
taşlık içine girer. Eyvan, yarı açık alan olup; çevresinde yaşamın
kurulduğu avlu ise açık alan niteliğindedir.
Genel olarak geleneksel
Diyarbakır evi işleyiş şeması Çizelge 1'deki gibidir.
Kullanıcının
dışa ve içe gizlilik gereksinimi evlere belirgin biçimde yansımıştır.
Cepheler, bir anlamda İslam dininin gereği olarak, aile yaşantısından
gelmektedir. Evin mahremiyeti yüksek duvarlarla kapanmış avluda
geçen günlük yaşam sokaktan ve komşu mahremiyeti içinde, yazın
sıcağını, kışın ayazını göğüsleyen halk kendi güvenli dizlerinde
mutludurlar. Geleneksel düzende sokak ne kadar genelse, avlu
ve ev o denli özeldir. İnsanların tüm ortak özelliklerine karşın
her avlunun, her konutun onu kullanma anlayışının her biri için
ayrı ayrı değeri vardır. Bu boyut içinde oturanların gereksinimleri,
istekleri, kişilikleri, alışkanlıkları, sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel
değerleri ile bağlantılıdır. Çevre koşullarına bağlı gereksinimler
Diyarbakır geleneksel evleri içinde açık, yarı açık bağlamında
etkili olmuştur. Bu gereksinimlerin yaşama mekanıyla ilişkilendirilmesi
Çizelge 2 de verilmiştir.
Görüldüğü
gibi, yaşama mekanları ve çevre koşulları bağlı gereksinimler
arasındaki ilişki sıklığı (psiko-sosyal çevre koşulları, kültürel
çevre koşulları ve fiziksel çevre koşullarına bağlı gereksinimlerde)
eşit oranda dağılım göstermiştir.
Birçok medeniyetin
yerleştiği ve iz bıraktığı Diyarbakır geleneksel evlerinde bu
medeniyetlere ait yaşama biçimleri, kültürlerin yanısıra gelenek-göreneklere
ait eylemlerin de yaşama mekanına yansıması görülmektedir. Yaşama
biçimleri ataerkil aile yaşantısı ve dinin getirdiği mahremiyet
olgusuyla yoğrulmuş gibidir. Evler ailelerin kalabalıklığına
bağlı olarak nine-dede, karı-koca, çocuklar, evli erkek çocuklar
ve onların ailelerini kaldıracak büyüklükte düşünülerek yapılmıştır.
Bütün bu anlatımların ışığı altında Tablo 1 de de görüldüğü
gibi çevre koşullarına bağlı gereksinimlerin yaşama mekanlarına
yansıması Diyarbakır geleneksel ev oluşumunda yadsınamayacak
derecede önem taşımaktadır.
çizelge 2 - üzerine tıklayak
büyütebilirsiniz
|
tablo 1 - üzerine tıklayak
büyütebilirsiniz
|
diyarbakır evi plan örnekleri
üzerine tıklayak büyütebilirsiniz
|
|