|
Batı Karadeniz
evleri, plan sem alan bakımından Marmara ve Trakya'daki örneklerde
olduğu gibi hayadı/açık sof alı, iç sofaü ve orta sofalıdırlar. Bu
evlerin en otantik türü Çanü'dır. Çanü tipi evler alt kat dahil
olmak üzere tamamen ahşap yapıdır. Eski örneklerinde çatı
örtüsünün bile yarma ahşapla/hartama yapılmış olduğu, ama daha
sonra alaturka kiremit ile yer değiştirdiğini eski ustalar ifade
etmektedirler.
Plan tipleri
Çanü
evinin alt kan hayvan barınağıdır. Ahırlar küçük hava delikleri
bırakılmış korunaklı mekânlardır. Kapalı ahır mekânlarının önünde
bazı örneklerde tamamen açık, diğer bazı örneklerde ise kapalı bir
giriş bulunmaktadır. Bu mekândan üst kattaki sofaya bir merdivenle
ulaşılmaktadır.
Çanü'mn üst kati
insan yaşamına göre düzenlenmiştir. En küçük örnekler de açık sofa
ve bu sofaya açılan yanyana iki oda bulunmaktadır. Bu odalara İçer
Oda adı verilmektedir. Genellikle içer odaların ikisinde de ocak
bulunur.
Ocak yanlan dolap
ve gusulhane olarak değerlendiriJmiştir. Bu odaların her iki
yanında köşelere gelen abdestlik ve hela bulunmaktadır.
Sofanın etrafı
kapalı olmasına rağmen biçim olarak açık sofa çözümüne benzer,
ihtiyaç doğduğunda sofa'nın köşesine Güllük oda eklenir. Bu mekân
açık sofalı evlerdeki Köşk odaları anımsatır. Sofanın iki köşesine
de güllük odanın kurulmasıyla oda sayısı dörde ulaşarak en büyük
çanti evi tamamlamış olur.
Çantı evler daha
sonra gelişerek değişmeler göstermiş ve giderek Marmara Bölgesi'nin,
ahşap karkas sistem üzerine tahta kaplanarak dış yüzeylerin
oluşturulduğu evlerine benzemiştir. Bu tip evlere günümüzde
Sinop-Zonguldak arasındaki köylerde rastlanabilmektedir.
Batı Karadeniz
evlerinin çantıdan sonraki gelişimleri incelendiğinde, erken
dönemlerde açık sofalı tiplerin çoğunlukta olduğu saptanmaktadır.
Büyük ailelerde oda sayılan artmış, evler genellikle odaların
yan yana gelmesiyle uzamıştır. Buna karşılık iki odalı tipler
kareye yakın bir dikdörtgen plan üzerine kurulmuştur.
Odalar geleneksel evlerin hemen hemen tüm
bölgelerde rastlanılabilen niteliklerine
sahiptir. Sofa
ve odaların plan semasındaki yerleri, arazi eğimi, manzara,
iklim koşullarının değerlendirilmesiyle belirlenir.
Karadeniz ve
Kuzey Anadolu evi ormanlık ve nisbeten bol yağışlı bir bölgenin
ürünüdür. Bir oranda 18. yüzyıl sonuna kadar evler açık sofasını
korumuştur. Daha sonraki gelişimi, iç ve orta sofa yönündedir.
Bu bakımdan klasik diye nitelendireceğimiz ve merkezi Marmara
bölgesinde olan ev tipine yakındır. 17. yüzyıla kadar giden
örnekleri vardır. Bu eski tiplerde odaların planında Derbendi
yani rüzgârdan korunmuş girişler dikkat çekicidir. Hemen her
oturulan odada, bazen sofalarda da geniş ocakları vardır. Bu
ocaklar bazen tahta, bazen alçı veya kesme taş yaşmaklıdır.
Alt kat köy
evlerinde ahır olarak kullanılmaktadır. Kent evlerinde ise
çeşitli hizmet amacına yöneliktir. Küçük de olsa kent evlerinde
de bahçe bulunmakta ve sofalar bahçeye baktırılmaktadır. Bazı
tiplerde yerden 80-100 santimetre yükseltilerek üst kat planına
benzer düzenlemenin zemin katta da gerçekleştirildiği görülür.
Yapı sistemi
Batı Karadeniz
evlerinin en otantik olanı Çantı olduğuna göre yapı sistemi
bakımından da bu özellik geçerlidir.
Çantı evlerin temelleri
genelde münferit taşlardır. Bu büyük taşlar köşelere, belli
aralıklarla toprağa yan yana gömülü olarak yerleştirilmektedir.
Hazırlanan münferit taş, temeller üzerine kaba haliyle ya da çok
az yontularak kütükler yatay konumda olmak üzere üst üste
dizilmektedir. Köşeler kesilerek boğaz geçme
yöntemiyle oluşturulmaktadır. Zemin kattaki ahırlara hava
sağlamak amacıyla yine kesikler halinde havalıklar
bırakılmaktadır
Üst kat döşemeleri kurulurken 40-50
santimetre araziyle yatay kütük binişler oluşturulmakta ve bu
taşıyıcılar üzerine döşeme tahtaları dizilmektedir. Üst kat
odaların duvarını taşıyan kirişler genellikle alt kat ahır
mekânlarının duvarları üzerine bindirildiğinden, taşıma sorunu
çözümlenmiştir. Ancak Güllük Oda denen ve sofaya eklenen
odaların duvarları daha kalın kirişlere oturtulmuştur.

Üst kat duvarları bazı örneklerde yine alt
kattaki gibi kaba haliyle kütüklerin yatay olarak üst üste
yerleştirilmesiyle kurulur. Diğer bazı örneklerde ise baltayla
yontularak kütüklerden çıkarılan 8-10 santimetre
kalınlığındaki tahtalar yine aynı konumda, köşeler boğaz
geçmeyle birleştirilerek duvarlar kurulur.
Pencere boşlukları oldukça küçük tutulan ve
pencereye rastlayan yatay taşıyıcı elemanlar bu kesimdeki
düşey taşıyıcılara tutturulmuştur.
Kirişleme sistemi üst kat tavanlarında da
aynıdır. Bazı örneklerde yontma tahtalar kullanılarak daha
özenli tavanların yapılmış olduğu görülebilir.
Çantı sonrası aşamalar araştırıldığında
ahşap karkas sistemin yaygın olarak kullanım alanı bulduğu
gözlenmektedir. Ahşap karkas sisteminde dolgu malzemelerinin
farklılığı ya da uyumu malzemenin farklı şekilde dizilmesi
cephelerin çok yönlü estetiğini sağlamıştır.
Karadeniz evinin başka özelliği, plândan
çok yapı tekniğindedir. Kerestenin ve dolayısıyla geniş çapta
direk ve kiriş malzemesinin mevcut olması, binaların 'masif
bir
çatkı sisteminde inşa edilmelerine olanak sağlamıştır. Çoğu
zaman çatkının esasını oluşturan ağaçlar, az yontulmuş tomruk
şeklinde bırakılmıştır. Başka yerlerde, kiriş ve sütun başlan,
trabzanlar nisbeten yalın bir şekilde işlenmiş, fakat ağacın
masifliği ve karakterine zarar getirilmemiştir. Dış sofalar,
çılana köşk ve şakilikleri, dış merdivenleri ve gayet geniş
saçaklarıyla zengin bir ahşap inşaat' sistemini
simgelemektedir. Çıkmalar bazen desteklere oturtulmuştur.
Fakat bu destekler Marmara bölgesindeki eli böğründeler gibi
eğik değil, düzdür. Çoğu zaman çıkmalar, bindirmeler şeklinde
biçimlendirilmiş ve bunun için bir sıra kirişten fazlasının
üst üste bindirildiği de olmuştur. Bu sistemde, Ankara
evlerindekinden farklı olarak, kiriş aralan daha seyrek,
başlan da daha süslüdür. Saçaklar çok geniş ve bazen iki
katur. Mertekler çıkıntı aşıklar üzerine yerleştirilmiştir.
Çatı örtüsü şehirlerde kiremit, dışarıda tahta kaplamadır.
Binalar çoğunlukla masif ve yüksek bir zemin kati üzerine
oturtulmuştur. Üst katin duvarları dolmadır. Dolma daha eski
evlerde sıvasız tuğladandır. Zamanla burada da dolma duvar
eski özgün karakterini yitirmiş ve derz yüzeylerinin
büyümesiyle, duvarlar tamamen sıva kaplanır olmuştur. Sıvalı
da olsa, üzerleri bir süre tuğla örgüsü biçiminde bezenmiş,
daha sonra bu bezeme, yapısal karakterini yitirmiştir. Son
zamanlarda bu yüzeylerin hemen hepsi badana alanda kaldığından
özelliklerini saptamak güçleşmiştir.

İç Karadeniz
İç
Karadeniz olarak tanımlanan bölge, Karadeniz'in kıyı şeridini
iç kesimlerden ayıran sıradağların güneyinde Karadeniz etkisi
altında kalan alanlardır. Batı kesiminde Taraklı, Geyve,
Göynük, Safranbolu, ve Kastamonu gibi orta kesimde Çankırı,
Ankara, Çorum, doğu kesimde ise Merzifon, Amasya, Tokat, iç
Karadeniz evlerinin karakteristik örneklerinin yaygın olduğu
yerleşmelerdir.
Plan tipleri açısından
değerlendirildiğinde, açık sof alı/haya di ve iç sofalı
türlerin yaygın olduğu görülür. Eskiden daha yoğun olan açık
sofalılar, iç sofaya doğru bir değişim geçirmiştir. Bunun en
açık nedeni, insanların çağdaş olanaklardan yararlanmayı
ve giderek mekânlara ısı konforu sağlamayı tercih
etmeleridir.
Bu coğrafyada yer alan evler, plan tipleri
açısından birbirine benzemektedir. Ayırımı ortaya koyan yapı
sistemi ve detaylamayla elde edilen çözümlemelerdir. Bu
bakımdan plan tipleri yönünden birbirine benzeyen evler, detay
çözümlerindeki farklılıklarla değişik bir tarz ortaya
koymaktadır.
Safranbolu evlerinin alt ve üst katlarındaki
kademeli cesur çıkmaları, uzun boylu eli-böğründeleri, zemin
kattaki düşey ya da çapraz düzgün aralıklı havalandırma
ızgara-ları, yerel ustaların detaylamaya getirdikleri farklı
çözümlerdir. Çankırı ve Ankara
evlerindeki ahşap kirişlemedeki kademeli
bindirmelerle gerçekleştirilen Ankara tarzı çıkmalar ise bu
yörenin yapı ustalarının değişik yorumunun sonuçlandır.
Amasya ve Tokat'ta çatılardaki üçgen alınlar daha yaygın
kullanma alanı bulmuştur. Ayrıca pencere, kapı
pervazlarından, baca bölümleri ve saçak kaplamalarına kadar
yerel özelliklerin farklılığı dikkati çeker. Kıyı
şeridindeki ahşap taş karışımı dolgular ya da ahşap
kaplamalar yerine, iç kesimlerde bağdadi kıtıklı sıvanın dış
yüzeye girmesiyle iç Karadeniz önemli bir farklılık daha
ortaya koymaktadır. Arazinin olanaklarına göre bazı
kesimlerde kireç sıva, bazı kesimlerde kıtıklı çamur sıva
Tokat, Amasya, Çorum çevrelerinde ise tatlı kireç sıva
kullanılmıştır.
Kıyı kesiminde pek görülmeyen bir
uygulama da iç Karadeniz evlerinde zemin kat üstüne kışlık
ara kadardır. Ara kadardaki odalar daha basık tavanlı ve
küçük pencerelidir. Ara kadar yüksek tavanlı taşlıkta belli
bir bölüme inşa edilmiştir. Bazı örneklerde normal kadardaki
çözümlerin çok az farklılıklarla tekrarlandığı görülür.
Safranbolu'da Ev ve İnsan
iç Karadeniz kuşağının en ilginç kesimi
günümüze korunmuş olarak ulaşabilmiş olması açısından
kuşkusuz Safranbolu'dur. Yakınında kurulan Karabük
Demir-Çelik Endüstrisi'nin nüfusu çekmesiyle büyüme
baskısından kurtulabilen Safranbolu, ülkemizdeki toplu
korumanın kendiliğinden gerçekleşen belki de tek örneğidir.
Safranbolu evleri, tüketim için üretimin
geçerli olduğu kapalı ekonomi modeline uygun biçimlenir. Bu
evlerdeki büyük aile tipinde bireyler oldukça kalabalıktır.
Her aile

yiyecek içeceğinden başka giyim ihtiyaçlarını
bile kendisi karşılar. Yazın üretilenler bir sonraki yaza kadar
korunur ve tüketilir. Bu uzun korumanın gerçekleştirilebilmesi
için özel havalandırma detayları geliştirilmiş, ev içinde özel
mekânlar hazırlanmıştır.
Safranbolu yaşamında eski Türklerin geleneği
olan kışlak ve yayla yaşamının benzeri sürdürülür. Kışın soğuk
rüzgârlarından korunabilmek için vadi içine yerleşilmiştir.
Yaz aylarında serin ve havadar bir yer olan
Bağlar'a geçilir. Eski Türklerde olduğu gibi hayvanları taze otla
besleme amacına yönelik değil, meyve ve sebze üretimi için yazlığa
gidilir. Güz aylarında havaların bozulması ve soğumasıyla tekrar
kışlak yere dönülür.
Evlerde, geniş aile yapısının gereği oda
sayısı fazladır. Her evden üçten sekize
kadar değişen oda vardır. Bir oda aile reisi
ve eşinin, iki oda çocuklar ve kanlarının, bir oda hala ya da
teyzenin, bir ya da iki oda torunların ve ninenin, bir oda ise
aşevi olarak kullanılır. Odaların en güzeli yeni evlenmiş genç
çiftlere verilir. Üst kattaki bu oda gelinin evi gibidir. Burası
onun en özgür olduğu yerdir. Bu nedenle kendi zevkine göre
süsler.
Safranbolu evinde günlük yaşam sabah
namazından yatıya kadar belli bir sistematik içinde geçer. Erken
kalkan evin kadını çorbasını hazırlayarak namaza gidecek olan
kocasına sunar. Bazı ailelerde önce namaza gidilir ve kahvaltı
namaz dönüşünde yapık.
Erkek evdeki at ya da eşek gibi hayvanların
bakımıyla ilgilenir. Biraz da bahçe işlerine yardımcı olur. Evin
kadınları bu arada ineklerden süt sağma, yemek hazırlama ve sofra
kurma işlerini yürütürler.
Safranbolu'da dericilik önemli bir iş alanı
olduğundan tabakçılık yapanlar erkenden işlerine giderler.
Öğleye kadar işini tamamlarlar. Bu yüzden öğleden sonra yarım gün
bahçesiyle uğraşır ya da kahveye giderler. Dükkân sahipleri ise
ikindi vaktine kadar işinin başındadır. Güneş batmadan önce
evlerine ulaşırlar ve akşam keyfi evde geçirilir. Yemek
yendikten sonra akşam namazı kılınır. Erkekler yine bazen
kahveye giderler ve yatsı namazından sonra uykuya dalınır.

Kadınların yaşamı bulaşık yıkama, mutfak
düzenleme, temizlik yapma, eve su taşıma ve bahçe işleridir.
Genellikle öğle yemeği yemezler çünkü sabah kahvaltısı yemek
gibi kuvvetli
yapık. Akşama doğru kocalarını bekler ve
sofrasını hazırlarlar.
Safranbolu evinin mekânları ve bu mekânlar
arasındaki ilişkiler insanların günlük yaşamlarındaki eyleme
göre düzenlenmiştir. Mahremiyete önem veren ailelerde haremlik
ve selâmlık ayırımı vardır. Haremlik odaları sokağa bakıyor
ise, pencereleri kafeslidir. Haremlik ve selâmlık arasında eve
konuk gelmiş ise yemek servisleri özel detaylanmış dönme
dolaplarla sağlanır.
Odalar tek başına bir ev gibi işlevini
sürdürür. Buna olanak tanıyan, kullanıldıktan sonra kaldırılıp
korunmaya alınan eşyalar için insan elinin ulaşabileceği
düzeye kadar penceresiz duvarların dolaplar halinde inşa
edilmiş olmasıdır. Bu dolaplar sayesinde döşekler, leğen ve
ibrikler gündüz vakti dolaplardaki yerinde durur. Bu
dolaplardaki gusulhanelerde yıkanma olanağı bile vardır. Ancak
hela, bazı örneklerde evin dışında bazılarında ise alt kadarda
evin içinde olmak üzere odalardan bağımsız çözümlenmiştir.
Safranbolu'da eskiden sayılan daha fazla
olan havuzlu evlerden zamanımıza üç tanesi ulaşabilmiştir.
Evin en büyük odalarında kare ya da kareye yakın dik dörtgen
biçiminde insan boyu derinliğinde havuz yapılmıştır. Havuzun
sulan kaynak suyundan temin edilir. Havuzdan taşan sularla
bahçe sulanır.
Safranbolu evleri, geleneksel yaşamın
önemli ölçüde bugünde geçerli oluşu nedeniyle işlevlerini
sürdürmektedir. Çağın gerektirdiği kolaylıklardan yararlanma
eğilimi burada da vardır. Safranbolulular evlerinin değerini
bildiklerinden zorlayan çözümlerden kaçınmaktadırlar.
Kaynak :
Anadolu`da Ev ve İnsan
Emlak Bankası Yayınları 1996
|