|
Trabzon
Atatürk Köşkü

Trabzon'un 7 km.
güney batısında, Soğuksu tepesinde yer alan Atatürk Köşkü şehrin
bir simgesidir. Köşk, 1903 yılında Konstantin Kabayanidis isimli
bir Rus tarafından yapılmış, 1916-1918 yıllarındaki işgal sırasında
Rusların karargahı olmuştur. Cumhuriyetin ilanından sonra mülkiyeti
hazineye geçmiş, Atatürk'ün 15 Eylül 1924'te Trabzon'u ziyaretinde
de O'na hediye edilmiştir. Atatürk, Trabzon'a 1930 ve 1937 yıllarındaki
gelişlerinde burada kalarak vasiyetinin bir bölümünü yazmıştır.
Atatürk'ün ölümünden sonra köşk, kızkardeşi Makbule Atadan'a
geçmiş.
17.4.1943'te de
Trabzon Belediyesi'nce kamulaştırılmıştır. 1964 yılından itibaren
Müzeye dönüştürülmüştür.
XIX. yüzyıl Avrupa
mimarisi özelliklerini taşıyan köşk, dört katlıdır. Birkaç mermer
basamakla çıkılan birinci katın ortasında bir salon ve bunun
çevresinde sıralanmış odalar vardır.Salonun ortasında bir bilardo
ile duvarda 15 Eylül 1924 Pazartesi günü Trabzon Belediyesi'ne
Atatürk'e verilen ziyafette Belediye Başkanı Kazazoğlu Hüseyin
Efendi'nin nutkun'a karşılık Atatürk'ün söyledikleri yazılıdır.
Ayrıca burada Atatürk'ün Trabzon'a gelişi ile ilgili resimler
sergilenmiştir. Misafir odasında ampir uslüpta oturma takımları,
çini vazo ve bir vitrin içerisinde biblolar sergilenmiştir.
Diğer odalarda yemek takımları, eski bir radyo, orjinal etejerler,
mutfakta kristal ve antika yemek takımları porselenler görülmektedir.
Ahşap bir merdivenle çıkılan ikinci katta muhafızlara ait odalar,
banyo dairesi ve yatak odası bulunmaktadır. Yatak odasında Atatürk'ün
yattığı yatak, çalışma masası ve çizmiş olduğu bir harita ile
tarihteki Türk devletlerini simgeleyen bayraklar görülmektedir.
Üçüncü katta ise
depo olarak kullanılan odalar dikkat çekmektedir. Yapının alt
katında ise kalorifer tesisatı ile kurnalı küçük bir hamam vardır.
M.Volkan CANALİOĞLU
- İl Turizm Müdürü
Trabzon'da
bir Ata yadigârı
Trabzon'a
Atatürk'ün 1924'te yaptığı ziyaretten bu yana ilk günkü güzelliğini
ve zerafetini korumuş Soğuksu'daki Atatürk Köşkü. Bir dantel
inceliğiyle işlenen Avrupa tarzı mimarinin biçimlendirdiği yapıyı
çam ormanı kucaklıyor. Güzel bahçede ise mevsimine göre pekçok
farklı tür açıyor; hergün bir demet halini alıp. Ata'nın büstünü
süsleyen...
Güzel evler, özenli
bahçeleri ve şehre hakim konumu nedeniyle Trabzon için özel
bir yere sahip olan Soğuksu Mevkii'nin en özel mekanı, hiç kuşkusuz
ki Atatürk Köşkü'dür. Kendine özgü mimarisi ve geçmişten bu
yana kişiliğinde sakladığı manevi miras, onu tüm diğer yapılardan
daha önemli kılar çünkü.
1903 yılında o döneme
özgü, Avrupai bir tarzda inşa edilen binanın, giriş sütunları,
manzaraya açılan panaromik balkonları ve farklı çatı sütrüktürü
binaya özgünlük katıyor. Atatürk'ün ilk kez 15-17 Eylül 1924
tarihlerinde Trabzon'u ziyareti sırasında Soğuksu çevresinde
otomobiliyle gezinti yaparken görüp beğendiği ve bir müddet
de oturup dinlediği köşk, 1931'de satın alınarak; İl Daimi Encümeni'nin
kararıyla Atatürk'e armağan edilmiş.
Trabzon'a 1937 yılında
yaptığı son ziyaret sırasında da bu köşkte tercih eden Ata'nın
ölümünden sonra, bina içinde konumlandığı bahçesiyle birlikte
kız kardeşi Makbule Hanım'a intikal etmiş, daha sonra ise müze
olarak düzenlenmiş.
Bodrumuyla
birlikte toplam dört kat olan köşk, doğu ve kuzey yönlerine
doğru cephelendirilmiş. Taş binanın iç bölümleri tuğla ile örülürken,
ahşap doğramaların yanısıra merdivenlerde gerçekleştirilen ustalık
çok dikkat çekici. Giriş katın kalbi niteliğinde olan kare formdaki
salon, bu katta yeralan diğer mekanlara da geçit tanıyor. Atatürk'ün
yaptığı önemli konuşma metinlerinin de asılı olduğu salonun
ısıtmasını ise bir şömine sağlıyor. Dönemine göre oldukça yalın,
ancak seçkin mobilya ve aksesuarlarla dekore edilen binanın
doğusunda bir misafir odası, batısında yemek odası, güneyinde
telefon odası, kuzeyinde ise Ata'nın dinlenme odası yeralıyor.
Üst katı yatak odalarına ayrılan binanın çevresi ise, çamlarla
sarılmış vaziyette.
Ormanlık arazinin
ortasında konumlanan bahçe, güzelliğini büyük bir sevgi ve itina
ile gösterilen bakıma borçlu. Mekanı her mevsim renkli ve yeşil
kılacak biçimde düzenleyen Asım Aktürk, emeğini ve bilgisini
iki yıldır bu bahçeye sunuyor. Toplam üç dönümlük geniş araziyi
kapsayan bahçenin çevresini saran çam türlerinin yanısıra, ıhlamur
ve çeşitli türlerdeki meyva ağaçları da göze çarpıyor. Formal
karakterli tasarımın en önemli yapısal unsuru ise ana yolu köşke
bağlayan cephede yer alan havuz. Yapının dört tarafında yer
alan kanatlarını açmış kuş biçimindeki dekoratif fiskiyeler
tasarıma hareket katıyorlar. İçinde güzel balıkların dolaştığı
havuzun çevresi rengarenk mevsimlik türlerle örülmüş. Japon
sardunyası, Halime Macide, vapur dumanı, kasımpatı, petunya,
ateş dikeni, hüsnü yusuf, mine, bahçe açelyası ve güller mekanın
güzel renklerinden bazıları.
Oval
bir biçimde düzenlenen ön bahçedeki çiçek tarhları, şimşirlerle
çevrelenerek biçimlendirilmiş.
Köşeler için top
şimşirler tercih edilirken, bordürlere her yıl mart ayında budanarak
şekillendirilen ve çitlerde kullanılan türler tercih edilmiş.
Her yıl iki defa
bitki değişimi yapılan çiçek tarhları ise küçükten büyüğe doğru
giderek büyüyen yuvarlak formlarıyla tasarımı zenginleştiriyorlar.
Kadife, yıldız, dinya, vapur dumanı, kasımpatı, petunya, ateş
çiçeği ve çeşitli güller ise bu unsurlarda kullanılan sayısız
türden yalnızca birkaçı.
Tasarımdaki bitki
çeşitliliğine saz ve palmiye türlerinin katkısı büyük. Mevsimlik
türlerin yanısıra kullanılan bu bitkiler, düzenlemenin biçimini
ortaya çıkartacak şekilde yerleştirilmiş. Bahçenin sağında kalan
ve kenarları taş korkuluklarla çevrelenen merdivenlerden ulaşılan
taraçalı kısmın ilk bölümünde leylaklara yer verilmiş. Gözalıcı
renkleriyle hemen dikkat çeken bitkiler, çok canlı pembe tonda.
Merdivenin iki yanına simetrik olarak yerleştirilen konik saksılara
ise bahçe açelyası ve vapur dumanı ekilmiş. Adeta bitkilerle
örtülmüş bir tüneli andıran çardakları ise hanımelleri, leylaklar
ve mor salkımlar süslüyor.
Yine
merdivenlerle ulaşılan ikinci taraçada karaladin, sedir ve top
biçiminde budanmış kırmızı yapraklı kırık tomarya gibi türler
göze çarpıyor. Bu bölümün en özel bitkisi ise özellikle Doğu
peyzaj anlayışında çok özel anlamlar taşıyan Japon kirazı.
Oturma alanı olarak
düzenlenen arka bahçe de mevsimlik türlerin güzelliği ve renklerinden
nasibini almış. Ortancalar, güller, kasımpatılar, kadifeler
ve margaretlerle içleri doldurulan biçimsel çiçek tarhlarını,
yine ulu çamlar gölgeliyor. Köşkün beyazlığına yakışır, aynı
renkte zarif ferforje fenerlerle aydınlatılan bahçe, isabetli
bir tercih sonucunda yine aynı türdeki parmaklıklarla çevrelenmiş.
Hale YAYLALI /
HOUSE - Nisan 1998
Atütürk`ün
Evleri`ne dönüş 
|