|
Çocukların
evden uzaklaşmasıyla birlikte karı-kocanın yıllarca iletişim kurmadığının
farkına vardığını belirten Prof. Dr. Engin Eker, yaşlılık döneminde
pek çok evliliğin yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Engin Eker, yaşlılığı ''kişinin çevreyle olan ilişki kurma
yeteneğinin yavaş yavaş azalması'' şeklinde tanımlayarak bu dönemde
belli kayıp tehditleriyle karşılaşıldığını söyledi. Eker, eşini
ve yakınlarını kaybetme ya da bunama korkusuyla yaşayan yaşlının,
kurmuş olduğu psikolojik dengesinin ve dolayısıyla fiziksel dengesinin
bozulduğunu vurguladı.
Son
20 yılda yaşam standartlarının iyileşmesi, beslenme koşullarındaki
değişiklikler ve tıptaki gelişmeler insan ömrünü uzattı. Ortalama
yaşam süresinin fazla olduğu gelişmiş ülkeler ''bir gün herkes yaşlanacak''
düşüncesiyle yaşlılara, kendilerini güvende hissedebilecekleri ortamlar
yaratmaya çabaladı. Genç nüfusuyla gelişmekte olan ülkeler arasında
gösterilen Türkiye ise gelecekte artacak olan yaşlı nüfusunu görmezden
geldi.
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim
Dalı Gero Psikiyatri Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Engin Eker , 2020
yılında 1 milyara yaklaşacak olan dünya yaşlı nüfusunun yüzde 70'inin
gelişmekte olan ülkelerde yer alacağına dikkat çekti. Eker, kent
yaşamı içindeki yaşlıların sosyal konumlarını hızla kaybettiklerini
vurguladı.
Prof. Dr. Engin Eker,
yaşlılığı ''kişinin çevreyle olan ilişki kurma yeteneğinin yavaş
yavaş azalması'' şeklinde tanımlayarak bu dönemde belli kayıp tehditleriyle
karşılaşıldığını söyledi.
Eker, eşini ve yakınlarını
kaybetme ya da bunama korkusuyla yaşayan yaşlının, kurmuş olduğu
psikolojik dengesinin ve dolayısıyla fiziksel dengesinin bozulduğunu
vurguladı. Yaşlılık döneminde bedensel, zihinsel, ruhsal ve sosyal
değişiklikler olduğunu belirten Eker, yenilikten korkan yaşlının
sosyal ilişkilerinde daha derin ve seçici olacağını, eskiye özlem
duyacağını ifade etti.
Eker, yaşlılık döneminde
fiziksel yeteneklerini, ev ortamını kaybetme ve bunama korkusunun
hissedildiğini anlattı.
Kendi bedenleriyle aşırı
derecede ilgilenen yaşlıların çevreleri tarafından dışlanabileceğini
söyleyen Eker, belirtilen şikâyetlerin altında ciddi hastalıkların
da yatabileceğine dikkat çekti.
Yaşlılık döneminde bellek
kayıpları, dikkati verme ve yoğunlaştırmada, yeni bilgileri öğrenmede
zorluk yaşanacağını söyleyen Eker, ''Saçların beyazlaması, derinin
buruşması o kadar önemli değil. Dikkat edilmesi gereken nokta, yaşlılıkla
birlikte organların fonksiyon yapma kapasitelerinin azalmasıdır''
dedi.
Yaşlılık döneminde kişilikte
meydana gelen değişikliklerin yanında sosyal değişikliklerin de
olacağını belirten Eker, ''Emeklilik yaşlılar için kaygı verici
bir durumdur. Özellikle işlerini yaşamlarının merkezi haline getiren
kişilerde çalışma hayatından uzaklaşma bunalım yaratır. Büyükanne,
büyükbaba olma da sosyal değişikliklerden biridir'' dedi.
Eker, parasal durumlarının
bozulma endişesi taşıyan yaşlıların Türkiye koşullarında ekonomik
yönden de güvencesiz olduğuna dikkat çekti.
Kırsal kesimde güvenilen
ve düşüncelerine önem verilen yaşlının kent yaşamında çekirdek ailenin
yerleşmesiyle sosyal statüsünü kaybettiğini anlatan Eker, ''Yaşlı,
kentlerde bir apartman katına tıkılır. Oysa onun ayağı toprağa değmeli''
dedi.
Yaşlıların iyi bir ev
ortamı ve beslenme olanakları ile belli bir gelir düzeyine gereksinim
duyduklarını vurgulayan Eker, içten gelen ziyaretlerin onlar için
çok önemli olduğunu söyledi.
Eker, bilinenin tersine
yaşlıların aileleriyle içli dışlı yaşama taraftarı olmadıklarını
söyleyerek ''Onların tek istedikleri ihtiyaç duyduklarında yakınlarının
yanlarında olduğunu hissetmek ve yalnız kalmayacaklarını bilmek''
diye konuştu.
Mutlu bir yaşlılık için
Prof. Eker, mutlu bir
evlilik hayatı geçiren ve çevresiyle ilgilenen kişilerin yaşlılık
durumuna çok rahat uyum gösterdiğini belirtti. Çocukların evden
uzaklaşmasıyla birlikte karı-kocanın yıllarca iletişim kurmadığının
farkına vardığını anlatan Eker, bu dönemde pek çok evliliğin yıkılma
tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı.
El ve fiziksel becerilerini
sürekli kullananların zihinsel fonksiyonlarındaki azalmanın çok
yavaş olacağına dikkat çeken Eker, edebiyat başta olmak üzere güzel
sanatlarla uğraşanların mutlu bir yaşlılık geçirdiğini ifade etti.
Eker, her insanın yaşlanmayla birlikte fiziksel ve zihinsel değişikliklere
bağlı olarak kaygılar duyacağını vurgulayarak iyi bir yaşlılık dönemi
için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
''- Hoşlandığımız şeyleri
yapmaya devam edelim.
- Yaşlılığın kusurlarını
kabul ederek yaşlılığa uyum gösterelim.
- Sağlıklı kalmaya,
beslenmeye, fiziksel aktiviteye önem verelim
- Etrafta olup bitenlerle
ilgilenelim
- Eski hobilerimizi
sürdürelim ya da yeni hobiler bulalım.''
Cumhuriyet - 30 Aralık
2000
|