|

KUZEY ANADOLU EVLERİ:
Kuzey Anadolu, ev tiplerine göre değerlendirildiğinde
İstanbul Boğazı'nın doğusundan Batum ve ötesine uzanan kıyı şeridiyle,
kıyıya paralel İsfendiyar, Canik ve Doğu Karadeniz dağlarının hemen güneyindeki
Göynük, Safranbolu, Kastamonu, Çankırı, Ankara, Tokat, Amasya ve Kelkit
Vadisi'ni kapsayan iç şeridin oluşturduğu alanlar Kuzey Anadolu Evleri
bölgesi olarak tanımlanabilir.
Plan şemalari ve yapi sistemleri arasindaki farklar
nedeniyle, kiyi şeridini Sinop sinir olmak üzere iki bölüme ayirmak mümkündür.
Dogu Karadeniz aşiri yagişli iklimi, aşiri engebeli topografyasi ve çeşitli
etnik gruplarin belirledigi mimarlik özelliklerine sahiptir. Bati Karadeniz
ise, gerek plan tipleri gerekse yapi sistemi açisindan daha çok Marmara
Bölgesinden etkilenmiştir.
İç Karadeniz olarak tanımlanabilecek Kuzey Anadolu
şeridi ise, Güney Marmara evleriyle benzerlik gösterir. Plan tipleri açısından
açık sofalı, iç sofalı ve orta sofalı evlerin örneklerini bu şerit içinde
batıdan doğuya kadar her kesimde rastlanabilmektedir.
Ancak yine de kendi için e
farklı biçimlenmenin ortaya koyduğu farklı üsluplar vardır. Örneklenirse
Çankırı ve Ankara evleri, Karadeniz ile İç Anadolu'nun işlevini taşırlar.
Kent evleri Karadeniz'e, köy evleri ise İç Anadolu'ya yakındır.
Sofalık plan tiplerindeki
yörelerin kendine özgü yorumlarının getirdiği çözümler, Kuzey Anadolu'yu
diğer bölgelerden ayırır. Ama asıl ayırım özelliği ahşap yapı malzemesinin
kullanım farklılığından doğmaktadır.
Doğu Karadeniz'de yığma sisteminden değişik çatma
sistemlerine kadar detaylamadaki farklı yaklaşımlar
yapının bütününe kendine özgü yöresel karakter kazandırmıştır. Batıya
doğru bu farklılık azalmakta ve Bafra çevrelerinde İç Karadeniz ile ilişki
kurma olanağı vermektedir. Doğu Karadeniz kıyı şeridinde Artvin, Rize,
Trabzon çevreleri yöresel karakterin daha belirginleştiği yerleşmelerdi.
Giresun, Ordu, Samsun çevreleri ise, İç Karadeniz yerleşmeleri ile daha
fazla ilişkisi olması nedeniyle doğu kesime nazaran değişik kar akterdedir.
Bu farklılık plan tiplerinden yapı sistemine kadar kendini belli etmektedir.
Sinop, Ayancık, İnebolu, Cide, Amasra, Bartın, Zonguldak,
Akçakoca
gibi irili ufaklı yerleşmeler ise plan karakteri bakımından İç Karadeniz
ile Marmara özelliğini taşırken, yapı türü bakımından İğneada'ya kadar
ulaşan kesimde, ahşap kaplamalı karkas sistem egemendir. Kuzey Anadolu
Evleri tanımı içinde, elbette ki bu konuma uymayan taş yada taş ahşap
karışımı, hatta plan tipi bakımından farklılık gösteren eski yerleşenlerden
kalma yapılara da rastlanabilmektedir. Ancak günümüzde bunların sayısı
oldukça azalmıştır. Günümüze ulaşabilen örneklere göre, Kuzey Anadolu
Evlerini Doğu Karadeniz, Batı Karadeniz ve İç Karadeniz olmak üzere üç
bölümde incelemek mümkündür.
DOĞU
KARADENİZ:
Doğu Karadeniz yöresel mimarlığını oluşturan
en önemli etkenler doğal, ekonomik ve sosyo-kültürel yapıdır. Yerleşme
dağılımından ev ve eklentileri arasındaki bağlantının organizasyonuna,
plan tipleri ve yapı sistemlerinin özelliklerine kadar, bu etkenlerin
önemli ölçüde izleri vardır. Doğal yapının ağırlığı yerleşme biçiminde
kendini gösterirken, ekonomik yapı evin eklentilerinin ortaya çıkışında,
sosyal yapı ise çeşitli etnik gruplara göre değişiklik gösteren plan tiplerinin
oluşmasında etkili olmuştur.
Genç ve yüksek dağları, dik yamaçlı vadileri çok
yağışlı yumuşak iklim yapısı ve zengin bitki örtüsü ile, Doğu Karadeniz,
Türkiye'nin diğer bölgelerine göre doğal yapı bakımından oldukça farklıdır.
Bu farklılık yörede yerleşme biçimine ve mimarlığa da yansımış, çevreyle
bütünleşmiş, kendine özgü yapı karakterine ortaya çıkarmıştır. Engebeli
arazi yapısı ulaşım olanaklarını kısıtladığından yollar insan ölçülerine
göre yapılabilmiştir.
Kıyıya paralel doğu-batı yönünde uzanan sıra dağlar,
denize dikey olarak inen akarsuların oluşturduğu vadilerle yarılmıştır.
Bol yağış akarsuların sayısını arttırmış, bu nedenle de arazi engebeleri
çoğalmıştır. Gerek arazi engebeleri gerekse akarsular ın
çokluğu ulaşımı olumsuz yönde etkilemişlerdir. İç kesimlerdeki yerleşimler
arasında doğu-batı yönünde bağlantı yoktur. Kıyı kesimlerine ise ancak
vadi tabanlarındaki derelerin
yanlarından ulaşım sağlanabilmiştir. Kıyı şeridindeki ulaşım 60 yıl öncesine
kadar denizyoluyla yapılmaktaydı. Bugün kıyı şeridindeki devlet karayolunun
yapımı yeni tamamlanabilmiş, iç kesimlere olan bağlantıların yapımı ise
sürmektedir.
Vadi yamaçlarındaki yerleşimler arasındaki bağlantılar
çeşitli köprülerle gerçekleştirilebilmiştir. Eski çağlardan bu yana süregelen
köprü yapımı zorunluluğu, konutların ve deniz teknelerinin dışında, bu
alanda da doğayla bütünleşen, çevreye anlam
kazandıran çok özel örnekler ortaya çıkarmıştır .
Doğu Karadeniz'de topraksız aile yoktur. 2 ya da
3 dönümden başlayarak 100-200 dönüme kadar her aile en azından tüketimi
kadar üretim yapabileceği toprağa sahiptir. Ulaşım olanaklarının kısıtlı
oluşu nedeniyle bakımın rahatlıkla sağlana bilmesi, toprağa yakın olmakla
gerçekleşebilmektedir. Bu bakımdan doğal yapı kadar ekonomik yapının da
yerleşme biçimini etkilediği ortadadır. Tüketim için üretilen gıda maddelerinin
korunması, hayvan bakımının sağlanabilmesi gibi ekonomik yapını gerektirdiği
işlevi sürdürecek yardımcı yapılar, konutun yanında yerlerini almışlardır.
Evle birlikte eklentiler olarak tanımlanan ambar, dam, samanlık gibi yapılar
yerleşme birimini meydana getirirler. Arazi içinde dağınık bir doku oluşturan
bu evler, genellikle vadi yamaçlarında ekili alanların içinde yer alırlar.
Cami toplanma yeridir. Köy meydanı, cami ile birlikte kahvehane ve birkaç
dükkanla sınırlanmıştır. Cami yalnız ibadet için kullanılan, kahvehanede
yalnız oyun oynanan bir yer değildir. Zaten uzak olan yerleşme birimlerinden
buraya ulaşan insanlar için boş zamanların değerlendirildiği, diğer insanlarla
bilgi alışverişi yapıldığı ve bazı konuların tartışıldığı yer köy meydanıdır.

Kadınlar bu açıdan erkekler kadar şanslı değildirler.
Bu yüzden bahçe işlerini imecelerle sürdürürler. İmece, işle eğlenceyi
birleştirebilen bir toplanma biçimidir.
Köyde üretilenler, haftada belli bir gün pazarda satılır. Bu tür pazarlar
köylerin merkezi olan kasabalarda kurulur. Üretileni pazarlama hakkını
kadın elinde tutar. Üretimde en çok emeği geçen kişi olarak paranın harcanmasında
da en çok söz sahibi olan yine kadındır.
Kadının eğlenme olanakları içinde en önemlisi nişanlar
ve düğünlerdir. Ayrıca bayramlarda komşu gezmeleri, akrabaları ziyaret
ve büyüklerinin elini öpme gibi göreneklerde vardır.
Köy insanının kentlerle ilişkisi ise daha seyrektir.
Hastalık durumlarında, yada çok ender ortaya çıkabilecek özel sorunlarının
çözümünde kentlere gidilir. Erkeklerin kentle ilişkileri daha sıktır.
Eskiden deniz taşimaciligi yoluyla kentlere ulaşilmakta iken, daha sonra
kara taşimaciligi öne geçmiştir. Bu nedenle Karadeniz'in dalgalarina dayanikli
takalar ve benzeri diger tekneler işlevini yitirmişlerdir. Bugün yalnizca
balikçilik alaninda kullanilan deniz tekneleri de eski estetiklerini yitirmişlerdir.
Kent halkının yaşamı ise kırsal kesime göre farklılık
gösterir. Ticaret de bu ortam içinde yerini almaktadır. Bir kesim bakırcılık,
demircilik, kuyumculuk, terzilik gibi küçük zanaatlarda çalışmaktadır.
Tüm bu alanlar, yalnız kent için değil, kırsal kesiminde pek çok gereksinimlerini
karşılamaktadır.
Halkın sosyal yapısı etnik gruplara göre farklılık
göstermekle birlikte geleneksel yaşamın değişik gruplarda ortak yanları
çoktur. Birbirleriyle ilişki kurabilen yerleşimlerde, özellikle kıyı kesimlerinde
etnik grupların farklı oluşuna karşılık sosyal yapının büyük ölçüde benzerlik
gösterdiği, evlerin plan özelliklerinden izlenmektedir. Genellikle iç
kesimlerdeki plan tipleri kendi aralarında farklılık gösterirken, kıyı
kesimlerinde Hopa'nın doğusundan Trabzon'un batısına kadar uzanan alanda
evlerin bir plan tipinden türedikleri, farklılığın ise yalnızca ailenin
büyüklüğüne göre mekan sayısının değişiminden doğduğu anlaşılmaktadır.
Yapı kültürünün çok eskilere dayandığını, bugün
ayakta kalabilen geleneksel mimarlık örneklerinin gerek ölçü, gerekse
yapısal sorunlarının çözümünde gösterilmiş olan ustalık ortaya konmaktadır.
İç kesimlerde yapı malzemeleri daha kaba işlenmişken, kıyı kesimlerinde
özenle direk, kiriş ve bölücü duvarlara oymalarla motifler bile işlenmiş
olduğu görülür. Kıyı kesiminde yapı ustalarının gösterdikleri titizliğin
deniz teknelerinin yapımındaki alışkanlıktan geldiği söylenebilir. Yörede
bir usta her türlü yapı öğelerini gerçekleştirecek niteliktedir. Ev ve
eklentileri, mescitler, köprüler ve hatta deniz tekneleri yapımında ortaya
çıkan bir takım yapısal sorunların benzer biçimde çözümlenmesi bunu kanıtlamaktadır.
Özet olarak Doğu Karadeniz'deki geleneksel mimarlık,
toplumun çeşitli gereksinmelerinin ve sorunlarının yöresel olanaklarla
yanıtlanmasının ürünüdür.
Doğu
Karadeniz yerleşmelerini iki ana gruba ayırabiliriz:
Geçici
yerleşmeler
Sürekli
yerleşmeler
GEÇİCİ YERLEŞMELER ( Mezralar ve yaylalar) :
Köyden uzak olan tarlalar mezra olarak adlandırılır.
Çoğu kez köyde yayla yolu üzerinde bulunurlar. Mezralarda kaliv yada bagen
olarak tanımlanan çok ilkel evler vardır. Direkler üzerinde tek mekan
olarak kurulan bu yapı elemanları ekin ve hasat zamanları dışında ayrıca
tarlayı zararlı hayvanlardan korumak için de yaz ayları boyunca kullanılır.
Bunun dışında yaylaya çıkılırken konaklama yeri olarak kullanılır.
Deniz kıyısındaki yerleşmelerde gıda maddelerinin
en önemlisi deniz ürünleri olduğundan çok az sayıda hayvan beslenir. Bu
bakımdan yaylaya çıkma sorunu pek yoktur. Denizden uzak olan iç köylerde
ise hayvancılık önem kazanır. Yaz aylarında hayvanların daha iyi beslenmesini
sağlamak amacıyla yaylalara çıkılır.
Yayla ve mezra evleri genellikle iki katlıdır. Doğu
Karadeniz yerleşmelerini tümü gibi alt katlar hayvan barınağı olarak kullanılmaktadır.
Üst katlar yatma, pişirme, yemek yeme, süt işleme gibi eylemleri karşılayan
tek bir mekandır. Tek katlı evlerde ise hayvan barınakları evin yanına
eklenmiştir.
Evin girişi, üstü kismen örtülü yanlari açik, küçükbaş
hayvanlarinin barindirildigi agila bakmaktadir. Insanlarin barindigi mekan
küçük bir odaciktir. Gündüz oturma gece yatma eylemini karşilayan genişçe
bir seki, köşede açik ateş yakma ve bulaşik yikama yeri, diger köşede
süt küplerinin yerleştirildigi özel bir bölüm tefrişin tümünü oluşturur.
Mekanin havalandirilmasi ve işiklandirilmasi diş duvarlara açilmiş küçük
deliklerden saglanmiştir.
Girişin arkasinda diştan ulaşilan hela, yanda büyükbaş
hayvanlara ayrilmiş ahir yer alir. Sigir ve danalar genellikle ayni bölümlerde
barindirilir. Zemin, köy evlerinde oldugu gibi ahşap kaplamadir.
Hayvan barınaklarının alt, insan yaşamına ayrılan
mekanın üst katta yer alması bakımından köy evlerine daha çok benzer.
Dıştan ilkel bir merdivenle önce üst katta ki hayata, buradan da eve girilir.
Tefriş bakımından tek katlı evlerden farkı yoktur.
Bu evlerde temel yoktur. Yan duvarları oluşturacak
tomruklar doğrudan sıkıştırılmış toprağa oturtulur. Köşelerde tomrukların
uçları yakın açılan kertiklerinin üst üste bindirilmesiyle karaboğaz geçme
yapılmıştır. Kapı boşlukları, yatay kütüklerin düşey bir dikmeyle tutturulmasıyla
meydana getirilir. Çatılar iki eğimli ve yarma ahşap malzeme ile kaplıdır.
Döşemeden çatı üstüne kadar ahşap malzeme ile kurulan bu evlerin yapımında
alet olarak yalnız balta kullanılmaktadır.
Orman üst sınırını aşan yayla yerleşmelerinde, evlerdeki
yapı malzemesi zorunlu olarak taş seçilmiştir. Amaç, kolay ve işleve uygun
yapı üretmektir. Bu nedenle en yakın çevredeki yapı malzemesinin seçilmesi
doğaldır.
SÜREKLİ
YERLEŞMELER :
Sürekli yerleşmeleri kentler, kasabalar ve köyler oluşturmaktadir.
Kentler yerleşme ve mimarlik yönünden Türkiye'nin diger kentlerinden farkli
degildir. Kasaba yerleşmeleri iç kesimlerde eski karakterlerini korumakla
birlikte ulaşim olanaklarinin gelişimine paralel olarak yenileşmekte ve
biçim degiştirmektedir.
Evler yenilenmiş olsa bile yerleşme karakterini
en çok koruyan köylerdir. 1950 yillarina kadar kasaba merkezleri birkaç
idari bina ve dükkanlardan oluşmakta, halkin çogunlugu kirsal alanlarda
yaşamini sürdürmekteydi. Bu nedenle Dogu Karadeniz'deki geleneksel yerleşmeleri
tanimlarken daha çok köy yerleşmelerini ele almak gerekmektedir. Kent
ve kasabalar bir yana birakilirsa kirsal yerleşmeler, gösterdikleri degişik
karakter bakimindan iç kesim ve kiyi kesim olarak iki grupta incelenebilir.
İÇ KESİMDE YERLEŞME VE MİMARLIK:
Doğu Karadeniz'de iç kesimdeki yerleşmeler
arasında ulaşım yetersizdir. Denize doğru uzanan keskin sırtlar ve vadiler
buna olanak vermez. Doğu-batı yönündeki bağlantı ancak kıyı kesimindeki
devlet karayoluyla sağlanabilmektedir. Arazi engebelerinin çokluğu nedeniyle
ulaşım olanaklarının kısıtlı oluşu, yerleşmeler arasında ilişkiyi engellediğinden
değişik etnik gruplar sosyo-kültürel yönden birbirini etkileyememiştir.
Yukarıdaki nedenlerle evlerde plan tipleri yönünden
farklılık söz konusudur. Ancak yapı sistemlerinde de ayını yargıya varmak
zordur. Yapı sistemlerinin iç kesimlerde Artvin'den Trabzon'a kadar büyük
bir benzerlik göstermesi doğal koşulların ve yerel yapı malzemelerinin
değişmeyişindendir.
Yerleşme biçimi bakimindan da büyük benzerlik vardir.
Iç kesimlerdeki yerleşmeler kiyi kesimindeki gibi daginiklik göstermezler.
Köyler birbirine çok yakin ev ve eklentilerinin meydana getirdigi yerleşme
gruplarindan oluşmaktadir. Tüm evlerin birarada oldugu köylerin (Şalci
köy-Şavşat, Uzungöl ve Şinek-Çaykara) yanisira kopuk kopuk mahalle gruplarindan
oluşmuş (Yavuzköy-Şavşat, Aşiklar köyü-Ardanuç,Topluca-Çamlihemşin) köyler
de vardir.
Kısaca yapı sistemlerine de değinmek gerekir. Köşeleri
boğaz geçmeli ahşap yığmadır. Artvin çevrelerinde hayvanlara ayrılan alt
kat kaba kütük yığma, üst kat ise işlenmiş ahşap yığma sistemdir. Evin
büyüklüğüne göre çapları 30 ile 60 santimetre arasında değişen kütükler
yapı bünyesinde yerlerini almışlardır. Ahırlarda döşeme ve tavanlar daha
ince kütüklerle kurulmuştur. Kütük yığma duvar ve döşemelerdeki aralıklar
tezek sıvanarak kapatılmıştır.
Üst katlar insan yaşamina ayrildigi için yapi malzemesi
işlenmiş detaylara özen gösterilmiştir. Kütük yigma duvarin üzerine öncelikle
taban agaçlari ve döşeme ana kirişleri yerleştirilir. Bu ana kirişlerin
üzerine daha sik araliklarla döşeme kirişlemesi yapilir. Kasnak ve döşeme
kirişlemesi tamamlandiktan sonra diş duvarlarin kurulmasina geçilir. Dört
ile alti santimetre kalinligindaki tahtalara, köşe birleşmelerinin gerçekleştirilebilmesi
için uçtan 15-20 cm mesafede kalinligin dörtte biri derinliginde kertikler
açilir. Köşelerde bogaz geçme teşkil edilerek kurulan diş duvarda pencere
boşlugunun yaratilabilmesinde direklerden yararlanilmasi zorunludur. Ahşap
boylarinin yetmedigi yerlerde eklemelerde dikmelerin yardimiyla yapilabilmektedir.
Ayrica iç duvarlarda kapi boşluklarinin yaratilmasinda, yigma elemanlarin
eklenmesi sözkonusu oldugunda dikmelerden yararlanilmiştir. Bunlarin dişinda
eyvan yada hayat gibi açik mekanlarin tavan ve çatilari yine direklerle
taşitilmaktadir.
Bütün bu açıklamalar gösteriyor ki taşıyıcı düşey
elemanlar da yapının bünyesine girmesiyle yığma ahşap olarak tanımladığımız
bu sistem, aslında yığma-karkas karışımı bir yapı tekniğidir. Çatı iki
eğimli semer örtüdür. Yayla evleri gibi iç kesimdeki evleri çoğunluğu
yarma ahşapla kaplanmıştır. 80-100 cm boyunda kesilmiş olan kütüklerin
yarılmasıyla elde edilen bu malzemenin yöredeki adı Hartama ya da Bedevre'dir.
Çatı kuruluşunda genellikle aşıklar eğim yönünde, mertekler ise çok yakın
ve yatay yönde kullanılmışlardır. Hartama kiremitte olduğu gibi üst üste
bindirilerek kaplanır ve rüzgar etkisinden korunmak için üzerine sırayla
taşlar konur.
KIYI KESİMİNDE YERLEŞME VE MİMARLIK:
Kıyı kesimi iç kesimlere oranla ulaşım
olanakları bakımından daha gelişmiştir. Farklı etnik gruplar arasında
ilişkiler gelişmiş olduğundan evlerin çoğu aynı plan şemasından türemişlerdir.
Yapı sistemlerindeki farklılık etnik gruplardan çok, zamanla yerel yapı
malzemelerinin değişim göstermesinden kaynaklanır. Yörede nüfus artışı
hızlandıkça tarlalar açılmış ve giderek orman alanlarıyla birlikte ve
büyük ağaç türleri de azalmıştır. Bu olay taşın yapı bünyesine girmesi
zorunluluğunu doğurmuştur.
Kıyı kesiminde yerleşme çok dağınıktır. Her aile
kendi tarlasına evini kurduğundan evlerin araziye dağılışları tarlaların
dağılışlarına bağlı olmaktadır. Bazı örneklerde iki ev arasındaki uzaklığın
1000-15000 metreyi bulduğu söylenebilir. Arazi engebesi ve ulaşım yetersizliği
yüzünden tarlanın ekimi, gübrelenmesi, ürünün depolanması insan emeğiyle
gerçekleşebilmektedir. Arazinin yakınında bulunmak bir ölçüde yaşamı kolaylaştırır.
Ayrıca bu ölçüde zengin bitki örtüsü içinde ekimlere zararlı birçok hayvan
türü barınmaktadır. İnsan tarlasına yakın olmazsa bir yıllık çabasını
boşa harcamış olabilir. Bu nedenle dağınık yerleşme kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Mimarlık yönünden de kıyı kesiminin iç kesimlere
göre ayrıcalığı vardır. Plan tipleri oldukça farklı, mekan ölçüleri daha
kararlı ve yapı sistemi daha gelişmiştir. Plan şemalarının ana elamanı
Evcik yada Aşhane olarak tanımlanan mutfaktır. Mutfak evin diğer işlevlerini
karşılayacak ölçüdedir. Oturma, pişirme, yemek yeme ve bunun gibi evin
günlük işleri bu mekanda da görülür. Manzara bakan yönde yanları açık
ya da kapalı hayat yer alır. Evin odalarından bazıları doğrudan aşhane
ile diğerleri ise hayatla bağlantılıdır.
Kıyı kesiminde Hopa'nın doğusundan Trabzon'un batısına
kadar ev planları birbirine çok benzer. Küçük evlerin en az üç odası vardır.
İki odalı evlere çok az rastlanır. Ailenin büyüklüğüne göre oda sayısı
artabilir. Evler iç kesimlerde olduğu gibi alt kat ahır olmak üzere iki
katlıdır. Ahır duvarları kütük yığma yerine, yığma taşla inşa edilmiştir.
Farklardan biride odalarda döşemenin ahşap olmasına karşılık aşhanenin
döşemesi tokmaklanmış topraktır.
Buraya kadar sıraladığımız ortak karakterlerin dışına
çıkmış konutlara da rastlanabilmektedir. Ancak bu konutların zengin ailelere
ait, daha çok konak niteliğinde olduğu unutulmamalıdır.
Doğu Karadeniz evlerinin tipolojisi ve yapı sistemini gelecek sayıda
ele alacağız...

|