Türkiye´de çalışan
kadın sayısı artsa da ´evdeki roller´ pek değişmiyor. Çocukların
bakımı, büyütülmesi, yuva ve okul seçimi hala kadınların omuzlarında.
Bu yıl yine binlerce çalışan kadın, gündüzleri, çocuk ya da
çocuklarından ´vicdan azabı çekerek´ ayrılacak. İşte yuva ve
anaokulu seçmenin püf noktaları.
Çocuğumu ne zaman
okula başlatmalıyım? Anaokulu yaşı nedir? Hangi okulu seçmeliyim?
Hangi öğretmen iyidir. Çalışan anneyim, çocuğumu bıraktığım
için vicdan azabı çekiyorum, kreşe ne zaman vermeliyim?...
Çocuğu okul çağına gelen ya da doğum yapıp, işe başlamak isteyen
binlerce anne bu sorulara yanıt arıyor. Okul çağı konusunda,
uzmanlar çocuğun sosyal olgunluğunun ön plana alınmasını, çalışan
annelerin de çocuğu ev ortamında mümkün oldukça ayırmamasını
öneriyor.
Çocuk
Ruh Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Kayahan Aydoğmuş,
çocukların 2.5-3 yaşında kreşe verilebileceğini söylüyor; ``Mecburiyet
karşısında, anne çalışıyorsa bebeklerini 6 aydan itibaren kreşe
verebilir. Ancak, çalışan anne kreşte 3-4 saatte bir aralıklarla
çocuğunu görmeli ve emzirmeli. Annenin doğrudan bakım ve yakın
ilişkisi bu çağda şart. Bu aksadığı taktirde, çocukta arzulanan
temel güven duygusu iyi çalışmaz ve bu da çocuğun bütün hayatını
etkileyebilir. Her alandaki başarısı, çekingen yapısı veya içe
kapınık halde olması bu çağın sonucu olabilir.``
Prof. Dr. Aydoğmuş,
çocuğun 2 yaşına kadar kendi evinde veya akşamları anne babasıyla
büyümesinin daha yararlı olacağını vurguluyor; ``Maalesef bazı
aileler çocuk, daha 1-2 yaşında iken, onu başka evde, büyüklerin
yanına veriyor. Sadece hafta sonları çocuğu alıyor. Bu, çok
yanlış. Çocuklar, kendi evini bilmeli, öz annesinin eğitim ve
etkinlik açısından birinci planda olması şart.''
Prof.Dr. Aydoğmuş,
çalışan annelere şunları söylüyor; ``Anne çocuğuna az zaman
da ayırabilse bile, ilişkiyi yoğun, ılımlı, duygusal açıdan
çocuğu besleyici, mutlu veren bir şekilde geliştirmeli. Çocukla
ilişkisi yüzeysel olmamalı. Çocukla birlikte yarım saat geçirse
bile bu saat yoğun ve doğal olmalı. Annesini bütün gün görmeyen
çocuk bu zamanda anneyle yoğun ilişki içindeyse, gün içindeki
yokluk telafi edilir.``
Prof.Dr. Aydoğmuş,
3-3,5 yaştan itibaren çalışan anneler için en uygun seçeneğin
kreş olabileceğini kaydediyor; ``Evkadınlarının da çocuğu yetiştirme
ve terbiye etmede bazı zorlukları varsa veya evin atmosferi
problemliyse çocuğu yuvaya vermek daha doğrudur. Bazı durumlarda
çocuğun diğer yaşıtlarıyla ilişkiye girmesi, aynı aktiviteleri
yapması evde sağlanamıyorsa yine en uygun ortam yuvadır. Çekingen
ve içe kapanık çocuklar için de yuva bir çözümdür.``
5 yaşı bitiren çocukların
okul öncesi hazırlık veya anasınıfı ile ilköğretime hazırlanabileceğini
söyleyen Prof. Dr. Aydoğmuş, ``Bu çağda okul, sınıf, öğretmen
kavramlarını çocuğa kazandırmak daha yararlıdır'' diyor.
OKUL ÖNCESİ EĞİTİM
Marmara Üniversitesi
Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Adil Çağlar ise, çocuğun
okul öncesi eğitimi almasının gerekli olduğunu, ancak bu kuruma
göndermeden önce çocuğun sosyal olgunluğunun ve okulun irdelenmesi
gerektiğini belirtiyor. Prof. Dr. Çağlar, ``Bazı aileler çocuğa
okul öncesi eğitim vermek istemeyebilir. Çocuğun sıkılmasından
endişe duyabilirler. Ancak, sürekli evde olan çocuk burada da
sıkılabilir. Bütün ilköğretim okulu bünyelerinde anasınıfı uygulaması
olmalıdır'' diyor.
Prof.Dr. Çağlar,
çalışmayan annelerin 3 yaştan 6 yaşa kadar yarım gün çocuğunu
okul öncesi eğitim kurumlarından yararlandırması gerektiğini
söylüyor; ``Bunu yaparken, de onu başından atıyor, uzaklaştırıyor
imajı çizmemeli. Bu, annelik babalık görevini savsaklamak değil,
ekmek-su kadar gerçek hayatın kendisidir. Ailenin bilinci ne
kadar iyi, zamanı ne kadar bol olsa da, günümüzün çok yönlü,
karmaşık kültürünü tek başına vermek zordur. Bu konuda dışardan
destek alınmalı, bu kurumlardan yararlanmalı.``
Prof.Dr. Çağlar,
ilköğretim için de, çocukta okul olgunluğunun oluşup, oluşmadığına
bakılması, okulu sevmesi, okulda mutluluğu bulabileceğine inanması,
çocuğun kendini toplumda ifade edecek durumda olması gerektiğini
söyleyerek, şöyle konuşuyor:
``Aile çocuğunu
iyi tanımalı, çocuk sosyal olgunluğa erişmişse okul öncesi eğitim
kurumlarına ve okula başlatılmalı. Veli ve öğretmenler çocuğu
iyi izlemeli. Okulda umduğunu bulamayan çocuğun uyumsuzluğu
yaramazlığına, öğretmenin kötülüğünü, konuların ağırlığına yorulur.
Konunun özüne gidilmez. Okulun çocuğa uygun olup olmadığına,
beklentilerine cevap verilip verilmediğine bakılmaz.``
İNSANİ OLANI
SEÇİN
Prof. Dr. Çağlar,
okul seçiminde velileri uyararak, şu önerilerde bulunuyor:
* Çocuk insandır.
Eğitim ve okulun da okulun da insani olması lazım. Okuldaki
öğretmen-öğrenci ilişkileri, okul-sistem ilişkileri insani boyutta
mı, yoksa çok bürokratik mi? Veli, ilk olarak okuldaki yönetici
insanın iletişimine dikkat etmeli. İnsani iletişimin paylaşmaya
yönelik olup, olmadığını irdelemeli.
* Veli çocuğunu
öğretmene vermez, okula verir. Öğretmenin iyi olup olmadığı
veliye göre değişir. Kimine göre, çok bilgi veren, yoğun müfredatla
derslerini geçiren öğretmen iyidir. Bu da tartışılır.
* İyi öğretmen tanımı
kimine göre anne gibi olmalı. Bu da tartışılmalı, sorgulanmalı.
Anne-baba gibi öğretmen, aile bireylerinden birinin yerine ikamet
eden kişilik tarzı pek rağbet görür. Çocuğun dünyasında anne
baba yerine geçecek öğretmen etkili ve başarılı değildir. Ancak,
öğretmen anne baba ruhunu taşımalıdır.
* Bütün öğrencilerine
eşit ve insanca davranan, onları birer dinleyici veya talep
edici değil, insan olarak gören ve öğrencileriyle hayatı ve
insanlığı paylaşabilen öğretmen iyidir.
* Öğrenciye yasalardaki
veya ideal öğrenci kültüründeki kişilik özelliklerini kazandırmaya
çalıştığı kadar, onun kendi olmasına da izin veren ve ondan
da birşey öğrenen ve hayat güzelliği ve insan zenginliğini öğrencisinde
bulan öğretmenler idealdir.
ÇOCUKLARA NELER
OLUYOR
Uyum bozuklukları:
* Okul başarısızlığı,
* Aşırı hareketlilik,
* Alt ıslatma,
* Tırnak kemirme,
parmak emme,
* Yalan söyleme,
* Kavga,
* Çocuğun okuldan
kaçması,
* Okul fobisi, okulu
reddetme, okuldan korkma,
Nedenleri:
* Genetik, kalıtımsal
özellikler,
* Okul ortamındaki
olumsuz etkiler (Sınıf kaotik, öğretmen agresif olabilir),
* Çocuğun içinde
bulunduğu mahalle apartman gibi sokak kültürü,
* Anne ve baba arasında
tutum farklılıkları. Baskıcı, tutarsız, aşırı koruyucu ve aşırı
titiz veya mükemmeliyetçi aile tipleri olabilir.
Cumhuriyet - 11.06.2001