|
Alman
Der Spiegel dergisi, insan eliyle eziyete uğrayan, bilim adına deneylere
kurban edilen, hastalıklar nedeniyle kitlesel olarak itlaf edilen
ve canlı nakiller sırasında telef olan hayvanların duygu dünyasını
kapak yaptı. Dergideki yazıya göre zoologların yaptığı son araştırmalar
hayvanların ruhsal yaşantısının sanıldığından çok daha komplike
olduğunu ortaya koyuyor. Ve uzmanlar şunu söylüyor; ‘‘Hayvanlara
eziyet etmek aslında insanlık onurunu zedeliyor.’’
‘HAYVANLARI değil politikacıları
itlaf edin...’
Hayvanseverlerin isyanını dile getiren
bu satırlar Alman Tarım Bakanlığı'na çekilen faks mesajlarında yer
alıyordu. Çünkü Almanlar, bir sürüde deli dana hastalığı çıktı diye
binlerce sağlıklı hayvanın büyük acılar çektirilerek kitleler halinde
itlaf edilmesine karşı çıkıyordu. Sadece bir köyde 7 bin büyükbaş
hayvan birden itlaf edilmişti; sebebi sürüdeki tek bir sığırda BSE'ye
rastlanmasıydı.
Alman Hayvanları Koruma Derneği'nin
Başkanı Wolfgang Apel, Spiegel'e yaptığı açıklamada, ‘‘İnsanlar, kendisi
gibi bir canlı olan hayvanları birer elden düşme otomobil gibi görmekten
vazgeçmeli artık’’ diyor. Tarım Bakanlığı'nı protesto yağmuruna tutan
Alman vatandaşlarının, hayvanlara yönelik muamele yüzünden vicdan
azabı çektiğini belirten Apel, ‘‘Çünkü insanlar, hayvanları basit
birer mal olarak gördüğümüzün farkında’’ diye konuşuyor.
Aslında deli dana ve şap kriziyle birlikte
yaşanan toplu itlaflar insanların gözünü açtı. Bugüne kadar hiç kimse
o hayvanların hangi süreçlerden geçip sofralara geldiğini pek düşünmüyordu.
Daha deli dana ve şap hastalığı yokken de hayvanlar kitleler halinde
eziyete uğruyordu.
20 saat kıpırdamadan susuz yolculuk
yapıyorlar
Her yıl gıda zincirine girmek üzere
yetiştirilen 44 milyon domuzun 1 milyonu çöpe gidiyor. Çünkü bu
hayvanlar mezbahaya canlı olarak ulaşamıyor. Hayvanlar ömürlerini
yarı karanlık ahırlarda geçiriyor ve mezbahaya götürülmek üzere
ilk kez gün ışığına çıkarıldıklarında kalp krizi geçiriyorlar.
Her yıl 43 milyon yumurta tavuğu
çiftliklerde kıpırmadan yaşıyor. İstiflenmiş vaziyette duran tavuklar
kanat bile çırpamıyor.
Avrupa'da her yıl 250 milyon sığır,
domuz, at ve koyun canlı olarak naklediliyor. Hayvanlar 20 saat
boyunca hiç kıpırdamadan, susuz yolculuk yapıyor. Bu yolculuk sırasında
10 hayvandan biri ölüyor.
Bilimsel deneylerde de hayvanlar toplu
kıyıma uğruyor. 1999 yılında 1.6 milyon köpek, kedi, maymun ve fare
laboratuvarlarda eziyete uğradı. Bu hayvanların bir kısmı mikrop bulaştırılarak
hastalandı, bir kısmı zehirlendi, bir kısmı da kesildi.
Fransız düşünür ve doğabilimci Rene
Descartes, ‘‘Düşünüyorum, öyleyse varım’’ önermesini ortaya atarken,
hayvanları duyguları olmayan, güçlü reflekse sahip ruhsuz yaratıklar
olarak tanımlamıştı. Ancak Descartes'ın 16'ıncı Yüzyıl mantalitesi
artık geçmişte kaldı. Araştırmacılar hayvanların insanlara yakın
bazı yetkeneklere sahip olduğu ve ruhsal acı çekebildiği yönünde
güçlü kanıtlar elde etti.
En önemli sorunları insanlarla konuşamamak
olan hayvanlar şaşırtıcı yetenekler gösteriyor. Örneğin fareler
zehirli yiyecekleri ayırt edebiliyor, filler ölen yakınları için
ağlıyor, bazı maymun türleri bir yaşındaki çocuğun anlayamayacağı
matematik işlemlerini çözümleyebiliyor, bazı maymunların zekası
ise dört yaşındaki çocuklarınkine eşit.
Hürriyet - 27 Mart
2001
|