|
Yaşam enerjisinin akışını
anladığınız zaman hayatınız değişmeye başlar. Hem de görülür biçimde.
Şayet kendinizden ve
içinde bulunduğunuz koşullardan memnun değilseniz, yaşam enerjisini
yanlış kullanıyorsunuz, demektir. Daha doğrusu çevrenizi saran yaşam
enerjisini henüz algılayamamış, farkına varamamışsınız. Tabii bunun
sonucunda açığa çıkan mutsuzluk, başarısızlık ve sağlık problemleri
gibi sorunların neden sizi bulduğunu sorguluyorsunuz.
Yaşam enerjisi bütün
dünyayı kapladığı gibi bizi de sarar ve tıpkı bir nehrin akışı gibi
akar. Ne yazık ki, nehrin akışını gören bizler hayat enerjisinin
akışını göremeyiz ve anlayamayız. Çünkü, bunu anlamak için eğitilmedik
ve bu bilgiden yoksunuz.
Ancak, duyarlılığı yüksek
olanlar, kendi içleriyle iyi iletişim kurmayı başaranlar sezebilirler.
Bir de büyük şansızlıklar içine düşmüş olanlar, şiddetli sorunlarla
başa çıkmak zorunda kalanlar ‘‘Bana neler oluyor?’’ şeklinde soru
sormaya başladıkları zaman hissedebilirler. Fakat, bilemedikleri
için çözümü de çoğu kez anlayamazlar.
Sadece iç seslerine
kulak verenler, el yordamıyla yaşam enerjisinin akışına kendilerini
uydurabilirler. Tabii bu durum onların çıkışı olur. Ancak, sorunlarından
kurtulduktan bir süre sonra hissettikleri gizil gücü unutur ve bildikleri
gibi yaşamaya devam ederler. Taa ki bir başka sorunun içinde kendilerini
buluncaya kadar.
Yaşam enerjisi, pozitif
ve negatif güçlerin uyum içinde dans ettiği ortamlarda yoğunlaşır.
Aydınlık ve karanlık birlikte bulunur. Zıtların ahengini yakaladığınız
zaman, yaşam enerjisini kullanmaya başlarsınız. Bunu bilmeniz şart
değil. Fakat, pozitif ve negatif enerjinin ne olduğunu ve nerelerde
bulunduğunu bilmeniz gerekiyor.
Biliyorsunuz aydınlık ve karanlık, sıcak ve soğuk, vb. birbirine
zıt enerjiler yani pozitif ve negatif güçlerdir. Ve aynı şekilde
Kuzey-Güney, Doğu-Batı yönler de birbirinin karşıtıdır.
Her bir yönünün bütünleştiği
ve yönettiği elementlerin birarada bulunması, yaşam enerjisinin
güçlü akmasını sağlar.
Yaşam enerjisinin akışı
içinde ahenkle akacak olursanız, sağlıklı, güçlü, başarılı ve mutlu
olursunuz. İsteklerinizi gerçekleştirecek gücü, yaşam enerjisinden
sağlarsınız.
Yaşam enerjisi doğal
olarak zaten akar. Fakat, siz bu akışın içinde bulunduğunuz halde
bunu hissetmezsiniz ve kendinize çekemezsiniz. Şayet, kendiniz için
hayat enerjisinin ahenk içinde aktığı bir ortam yaratabilirseniz,
yaşantınızda ters giden şeylerin düzgün gitmeye başladığını ve kendinize
olan güveninizin arttığını hissedersiniz. Kendinizi daha mutlu ve
olumlu hissetmeye başlayacağınız için, başarı da beraberinde gelir.
Zaten işleriniz de yoluna girer. Hem de bütün bunlar kendiliğinden
ve siz hiçbir zorlanma hissetmeden meydana gelir.
Aslında hayat enerjisinin
akışını bilen eskiler, ev ve iş yerlerinin düzenlenmesini yaparken
bunu gözönünde bulundururlardı. Çünkü yaşadığınız ev de sizinle
birlikte yaşar. Tabii iş yeriniz de... Sizin canlılığınızın ölçüsü,
yaşadığınız yerin ne kadar güçlü bir yaşam enerjisiyle dolu olduğuna
bağlıdır.
İsteklerinizi oluşturabilecek
ve gerçekleştirebilecek gücü kendi içinizde biriktirebilmeniz için,
bulunduğunuz yerin enerjisinin yüksek olması gerekir. Ve tabii sizin
enerjisinizle de uyum içinde olmasına dikkat etmelisiniz.
İçinde yaşadığınız evi,
çalıştığınız yeri sevmeniz çok önemli. Çünkü, akıl yürüterek tesbit
edemeyeceğiniz çok önemli bilgileri, bedeniniz duygu olarak size
bildirir.
Sevmek ya da sevmemek
şeklinde ortaya çıkan bu duygu, sizin yaşadığınız yerle ne derece
bütünleştiğinizin işaretidir. Şayet yaşadığınız yerle uyum içinde
değilseniz, hayat enerjisi kesintiye uğrar ve bulunduğunuz yerde
kalmaktan hoşnutsuzluk duyarsınız.
Ayrıca, sevmediğiniz
bir yerde oturmaya ve yaşamaya devam ederseniz, o mekan sizin enerjinizi
emmeye başlar. Çünkü, yaşadığınız yer, sizin gibi canlıdır ve enerjiye
ihtiyacı vardır.
Aslında enerji akışı
iki yönlüdür. Yani siz yaşadığınız evi beslerken, eviniz de sizi
besler. Karşılıklı bir akış içinde bulunursunuz. Bu akış kesintiye
uğradığı zaman siz kendi enerjinizle evi beslerken, eviniz sizi
beslemez ve giderek halsiz, mutsuz, isteksiz bir hal içine girersiniz.
Hatta bu durum sağlığınıza ve iş hayatınıza da yansır. Performansınız
ve başarı grafiğiniz düşer. Ve siz, kendinize neler olduğunu bir
türlü anlamazsınız. Tabii bu arada yaşadığınız yerle ilgili sevgisizliğiniz
giderek büyür.
Aslında insanın bedeninin
verdiği işaretleri ciddiye alması gerekir. Çünkü, sizin bilmediğiniz
pek çok bilgiye sahiptir. Ve sizin için en önemli uyarıyı duygularınızda
meydana gelen değişikliklerle bildirir.
Mutluluk için işe yaşadığınız
yerle başlamalısınız. Öncelikle oturduğunuz yeri seveceğiniz hale
getirmeli ve evinizin içinde yaşam enerjisinin kesintiye uğramadan
akışını sağlamalısınız. Bunun için öncelikle yaşadığınız yer temiz
olmalı, düzgün sevdiğiniz renklerle boyanmış olmalıdır.
Evinizin içinde eşyaların
konumu, şekli ve yerleştirilmesi de yaşam enerjisinin akışını etkileyen
çok önemli unsurlardır.
Sizin enerjinizle uyum
içinde bulunması için kendinizi tanımanız gerekiyor. Tabii bunun
için de kendinizle iyi iletişim kurmanız şart. Çünkü, kendinizle
ilgili en doğruyu bilgiyi bedeniniz verir. Şayet kendinizi yaşam
enerjisinin akışına bırakacak olursanız, seçtiğiniz eşyalardan,
(eşyalarınız kırık ya da bozuk olmamalı) yerleştirmeye kadar içsel
dürtülerle davranır ve doğru seçimler yapabilirsiniz.
Fakat, çoğu zaman içimizi
dinlemeyip moda olanı seçmek ve boşlukları doldurmak gibi bir telaşa
düştüğümüz için nihayetinde neden mutsuz olduğumuzu anlayamayız.
Halbuki renkler, eşyalar
ve eşyaların poziyonu çok önemli. Ayrıca evinizin yönlerini de hesaba
katmalısınız. Tabii ihtiyaçlarınızı da...
Mesela insanların evinize
gelmesi sizi mutlu ediyorsa, renk ve eşyaların seçimini buna göre
yapmalısınız.
Yaratıcılık gerektiren
konularla ilgili çalışmalar yapıyorsanız, yaratıcı zekanızı besleyecek
ve harekete geçirecek türden objeler ve renkler seçmelisiniz.
Ayrıca yönlerin bütünleştiği
elementleri öğrenmeli ve kendinizin hangi elemente ait olduğunuzu
bilerek seçimlerinizi buna uygun yapmalı ve eşyalarınızı uygun biçimde
yerleştirmelisiniz.
Ateş elementi, Koç,
Aslan ve Yaylar'ı idare eder ve yönü Güney'dir. Toprak ise, Boğa,
Başak ve Oğlaklar'ı yönetir, yönü Kuzey'dir. Hava; İkizler, Terazi
ve Kova'yı yönetir, yönü Doğu'dur ve Su, Yengeç, Akrep ve Balıklar'ı
idare eder, yönü Batı'dır.
Kendi yönünüzü belirleyip
o yöne uygun objeleri yerleştirerek kendinizi güçlendirmeniz mümkün.
Tabii bütün yönlerin sembollerini doğru yerleştirmek suretiyle evinizdeki
yaşam enerjisinin akışını güçlü hale getirebilirsiniz, Yasemin'ce...
Hürriyet - 13,14,15,16
Mart 2001
|