Bir asırdır kalkınmaya
odaklanmış
ama kalkınamamış olan Türkiye'de
kalkınma güncel büyüme
olarak
algılanıyor, bu algı biçimi kalkınmayı geciktiriyor.
TOBB ile TEMA Vakfı'nın liderliğinde
Ayaz'ın ana sponsorluğunda düzenlenen I. Sürdürülebilir
Kalkınma Kongresi 14 Ocak'ta İstanbul'da gerçekleştirildi.
Kongrenin
açılış konuşması TEMA Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Gökyiğit, TOBB
Yönetim Kurulu Başkan Vekili Halim Mete, Devlet Planlama Teşkilatı
adına Şenay Eser ile BM Türkiye Koordinatörü, BM Kalkınma Programı
(UNDP) Daimi Temsilcisi Jakob Simonsen yaptı. Jakob Simonsen özel
sektörü dışlayarak sürdürülebilir kalkınmayı gerçekleştirmenin hayal
bile edilemeyeceğini söyledi. Simonsen, sürdürülebilir kalkınmanın,
mevcut nesiller ile gelecek nesillerin ihtiyaçlarını tehlikeye
atmadan karşılayabilme kabiliyeti olduğunu kaydetti. Simonsen, iş
dünyasında artık ekonomik kararların, sosyal ve çevre boyutu
tartışılarak alınması gerektiğini belirtti.
Dünyada yaşayan herkesin, sürdürülebilir kalkınma
için kaynakların azalması tehlikesini dikkate alarak, bir büyüme
modelinin hayata geçirilmesi konusunda ikna edilmesi gerektiğini
vurgulayan Simonsen, şöyle devam etti: "Sürdürülebilir kalkınma
hedefine ulaşma doğrultusundaki çalışmalar sadece devletler,
hükümetler, Birleşmiş Milletler sorumluluğunda değildir. Bu hedefler
ve taahhütler,
sivil toplum kuruluşları, medya, hükümetler
arası kuruluşlar, akademik çevreler ve özel sektör
katılımı olmadan gerçekleştirilemez.
Dünyada ekonominin yüzde 90'ından fazlasının
özel
sektörün elinde olduğu ve bütün istihdamın da yüzde 90'ından
fazlasının özel sektörce yaratıldığı bir ortam söz konusu.
Dolayısıyla özel sektörü dışlayarak sürdürülebilir kalkınmayı
gerçekleştirmek hayal dahi edilemez, işte bu sebeple ortaklıklar
ve stratejik işbirliği yapılmalıdır."
Türkiye
Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkan vekili
Halim Mete, sürdürülebilir kalkınmada iş dünyasının rolü konulu
sunumunda Türkiye'de yılda yaklaşık 25 milyon ton atık oluştuğunun
tahmin edildiğini, bunun 13 milyon tondan fazlasının imalat sanayi
tarafından
üretildiğini kaydetti.
Mete, bu miktarın yüzde 57'sinin bertaraf edildiğini, giderilen
atıkların yüzde 30'unun belediye çöplüklerinde, yüzde 70'inin ise
düzensiz ve denetimsiz olarak uzaklaştırıldığını söyledi, iş
dünyasının yenilebilir enerji kaynaklarına yönelmesi gerektiğini
söyleyen Mete; " Uluslar arası rekabet için yenilebilir enerji
kaynakları kullanılmalıdır. Alternatif enerji kaynaklarına iş
dünyasının yönelmesi sağlanmalıdır. Dünya kaynakları sonsuz ve
yenilenebilir değildir." dedi.
Tek
başına çevreci olunamaz
Dünya Sürdürülebilir Kalkınma iş Konseyi adına katılan Rebekah Yaung
Sürdürülebilirlik için iş dünyasından örnekler konulu sunumun da
iş dünyasının sürdürülebilir kalkınmaya katkısını, kurumsal ve
sosyal sorumluluğun sürdürülebilirliğe olan etkilerini anlattı.
Bir takım sosyal konularda pazarın tek başına karar veremeyeceğini
söyleyen Yaung sürdürülebilir kalkınmayı sağlamanın tek yolunu
çevrenin ve toplumun, sivil toplum kuruluşlarının ortak kararı
olarak açıkladı. Procter & Gamble ( P&G) Kurumsal Sürdürülebilir
Kalkınma Departmanı Müdür Yardımcısı Dr. Peter VVhite da
konuşmasında 21. yüzyılın iş ve endüstri dünyasının sürdürülebilir
kalkınmadaki rolü nedir konusuna değindi. Sürdürülebilir kalkınmayı
üç ayaklı tabureye benzeten VVhite, P&G olarak ekonomi, çevresel
etkenler ve sosyal sorumluluk olmadan taburenin ayakta
kalamayacağını kaydetti. P&G olarak eko verimlilik ilkesiyle
çalıştıklarını belirten VVhite, şirket olarak evsel arıtmaya dikkat
çektiklerini kaydetti. Ürünlerinde geri dönüşümü mümkün ürünlere
yöneldiklerinin altını çizen VVhite, firma olarak yaptıkları
yardımları, yardım olarak değil sürdürülebilir kalkınma için
gerçekleştirdiklerini savundu. SHELL Grup Şirketleri adına konuşma
yapan Serge Giacomo, şirket olarak yenilebilir enerji kaynaklarina
yöneldiklerini,
güneş enerjisi çalışmalarına ağırlık vermeye çalıştıklarını söyledi.

Aygaz
Genel Müdürü Orhan Aklan Aygaz'ın
sürdürülebilir
kalkınma yaklaşımı ve çalışmaları hakkında bilgi verdi. Panel
sonrası KobiEfor'un sorularını yanıtlayan Orhan Aklan , Aygaz'
m kurulduğu
1961 yılından bu yana sürdürülebilir kalkınma çalışmaları yaptığını;
bu alanda ilk defa uluslar arası şirketler arasında sürdürülebilir
kalkınma raporunu hazırlayan şirket olduğunu kaydetti. Şirketin
sadece karlılığı artırma çalışmaları yapmadığını ifade eden Aklan; "
Aygaz'ın
enerji sektöründe
çalışan bir şirket olması dolayısıyla çevremize ve toplumumuza
gerekli katkıları sağlamaya çalışıyoruz" dedi. 2003 yılı
değerlendirmesini yapan Alkan Aygaz için 2003'ün en önemli gelişmesi
olarak şirketin Avrupa'ya açılması olduğunu söyledi. Aklan;
"Bulgaristan'da OPET ile stratejik işbirliği içinde çalışmalar
başlattık. Akaryakıt dağıtım işi ile LPG toptan işine girdik"
şeklinde konuştu. Aygaz'ın
ilk kez 2003 yılında
1 milyar doları aştığını kaydeden Aklan, 2004 yılı hedef cirosunu
ise 1 milyar doları aşmak olarak açıkladı.
Türkiye
doğal kaynakları kötü kullanıyor
Dünya
Bankası Türkiye Bölge Müdürü Marie Helene P. Bricknell Türkiye'nin
doğal kaynakları kötü kullandığını, bu şekilde devam edecek
büyümenin yoksul halkı olumsuz etkileyeceğini söyledi. Daha iyi
çevre yönetimi için güçlü siyasi çevrenin olması gerektiğini
belirten Bricknell özellikle Avrupa Birliği sürecinde olan
Türkiye'nin çevreye daha duyarlı hareket etmesi gerektiğini
kaydetti. Dünya Bankası olarak çevreye yatırım yapacak birçok
kuruluşa kredi temininde bulunduklarını hatırlatan Bricknell; "
Türkiye statüsünü netleştirmeli, bu konuda imzalanan uluslararası
anlaşmalara göre davranmalıdır" dedi.
UNDP Basın ve Kurumsal ilişkiler Yöneticisi Dr. Kadri
Özen Birleşmiş Milletler olarak sürdürülebilir kalkınmayı insan
merkezli kalkınma olarak tarif ettiklerini söyledi. Konuşmasında
sürdürülebilir kalkınmada iş dünyasının rolüne değinen Özen
özellikle bu konuda Birleşmiş Milletler olarak sosyal sorumluluk
anlayışıyla "Birleşmiş Milletler Küresel ilkeler Sözleşmesi"ni
hazırladıklarını kaydetti, insan odaklı 9 maddeden oluşan ilkeler
hakkında bilgilerin UNDP'nin internet sitesinden temin
edilebileceğini ifade eden Özen; "Türkiye Ekim 2002'den bu yana
sözleşmede yer alıyor. KOBl'lerin de bu anlamda sosyal sorumluluğu
benimsemeleri adına bu sözleşmenin
katkı
sağlaması iyi bir gelişme olacaktır" dedi. Türkiye'den sözleşmeye
40'dan fazla şirketin imza attığını kaydeden Özen konuyla ilgili
TISK, TOSYÖV,
KalDER, TESEV, KOSGEB olarak işbirliği
gerçekleştirdiklerini duyurdu.

Bölgesel
çevre koruma merkezi kurulacak
Avrupa Komisyonu Mali işbirliği Koordinasyonu ve
Yatırım Bölüm Başkanı Simon Mordue, Avrupa Birliği olarak Türkiye'ye
direkt ve dolaylı olarak destekler verdiklerini söyledi. Avrupa 6.
Çerçeve Programına katılan Türk firmalarının bu yardımdan
yararlanabileceğini hatırlatan Mordue, bunun dışında AB olarak
Türkiye'ye bölgesel çevre koruma merkezi kurulması için destek
verdiklerini söyledi. Avrupa çevre politikaları için Birliğe
katılacak yeni ülkelerin mutluluk verici bir gelişme olduğunu
belirten Mordue, aynı zamanda bu tür bir gelişmenin çevresel
sorunları da beraberinde getirdiğini kaydetti. Mordue Avrupa Birliği
olarak yaptıkları çalışmaları şöyle özetledi: "iklim, doğal
kaynakların kullanımı, yaşlanan nüfus, mobilite, sağlık, yoksul
insan sayısının artımı ve toprağın kullanımı konularında çalışmalar
yapıyoruz" dedi.
Kaynak : KobiEfor Şubat 2004 |