|

EGE DENİZİ
Kuzey-Güney doğrultusunda 660 km uzunluktaki, ortalama 350 m derinlikte
ve toplam 214 bin km2 yüzölçümlü Ege Denizi’nin girintili çıkıntılı
kıyılarında Türkiye’nin payı 2800 km’dir. Bu kıyılar boyunca 7’si
akarsu, 6’sı irili ufaklı evsel ve turistik, 1’i ise sanayi yerleşme
bölgesi olmak üzere 15 noktadan atıksu deşarjı yapılmaktadır. Karadeniz
ve Yunan kökenli nüfus kirliliğini de katarsak Ege, 27.5 milyon
eşdeğer nüfusluk kirlilik yüküyle karşı karşıyadır. En çok Çanakkale
Boğazı, İzmir Kenti, Meriç, Gediz ve Büyük Menderes Nehirleri’yle
kirlenen Ege, ayrıca Aliağa’da petrol kirliliğiyle, Güney Ege kıyılarında
turistik yerleşimler, Gökova Körfezi’nde de termik santral (çalıştırıldığında)
gibi etkenlerin kirleticiliğiyle karşı karşıyadır. İzmir Körfezi,
Çandarlı, Akçay, Aliağa, Çeşme, Kuşadası ve Davutlar, Bodrum, Turgutreis
ve Marmaris bölgeleri çevre sorunlarını değişik boyutlarda, ancak
yoğunlukla yaşamaktadır.
Ege’nin
kıyıları fazla girintili çıkıntılı olduğundan su sirkülasyonu yavaştır.
Bu nedenle kirlenmenin etkileri kalıcı olmaktadır. Örneğin: “İzmir
Körfezi, Ege sahilinde yer alan önemli bir körfez olup, özellikle
iç İzmir körfezine arıtılmadan deşarj edilen çeşitli akarsuların
körfez dışına atılması oldukça yavaş cereyan etmektedir. İç Körfez,
evsel ve endüstriyel kirlilik deşarjları ile fazla miktarda yüklendiğinden,
kendi kendini temizleme kapasitesi çok azalmıştır. Bu bölgede yapılan
çeşitli araştırmalar; ağır metallerin oldukça yüksek düzeylerde
olduğunu, çözünmüş oksijen değerlerinin balık yaşamı için gerekli
olan sınırın altına düştüğünü, azot ve fosfor gibi besin maddelerinin
yüksek konsantrasyonlarda olduğunu ortaya koymuştur.
İzmir körfezinde ayrıca petrol rafinerilerinden birisinin de yer
alması ve yoğun deniz trafiği de petrol ve diğer petrol türevlerince
körfezin kirlenmesine yol açmaktadır. İzmir Körfezi’nde çeşitli
dönemlerde ölçülen bazı kirletici unsurların konsantrasyonu çizelgede
verilmiştir.
Ege denizinde yer alan
diğer koy ve körfezler (Çandarlı Körfezi, Büyük Menderes Deltası
vs)’de yapılan araştırmalar da özellikle ağır metal konsantrasyonunun
oldukça yüksek düzeyde olduğunu ortaya koymuştur.”
Kaynak : Alaettin Bahçekapılı'nın basım aşamasında
olan "Çevre İçin Kurtuluş Savaşı" isimli kitabından alınmıştır.
|