|
Yarı kapalı deniz özelliği
taşıyan Akdeniz, kıyılarındaki nüfusun yoğunluğu ve sanayinin hızlı
gelişmesi yüzünden çevresindeki ülkelerin kirletici etkilerine açık
bir denizdir. Temel besin tuzları yönünden yoksul bir deniz olan
Akdeniz, en çok tarımsal faaliyet-lerden ortaya çıkan kirlilik unsurlarının
akarsularla denize ulaşmasından, kentleşmeden, sanayi, ticari ve
turizm alanlarındaki gelişmelerden kirlenmektedir.
“Akdeniz
kıyılarında 130 milyon insan yaşıyor ve bu insanlara, genellikle
yazın 100 milyon küsur turist ekleniyor. Her sene 1.7x109 m3'lük
lağım suyu doğrudan denize akıtılıyor. Bunun dörtte üçünden fazlasını
da hiçbir işlemden geçmemiş lağım suyu oluşturuyor.
Akdenize dökülenler bu kadarla da kalmıyor, buna 66x109 m3 endüstriyel
atık, 120,000 tonluk madensel yağlar, istenen veya arzulanan düzeyin
ötesinde nitrat ve fosfat içeren 60,000 ton deterjan, ağır metal
da ekleniyor. Bu rakamlar, Akdeniz'deki kirlenmenin ciddi boyutlara
ulaştığını ve ortaya çıkan tablonun cesaret kırıcı olduğunu söyleyen
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) raporundan geliyor.”
106 bin km2 yüzey alanı olan Kuzeydoğu Akdeniz’de, su sirkü-lasyonu
(öteki denizlerimize göre) daha fazla olduğundan kirleticiler dağılmakta
ve seyrelmektedir. Ayrıca Akdeniz’in fiziksel yapısı nedeniyle denizdeki
oksijen dağılımı da daha düzenli ve yeterli düzeydedir.
“Akdeniz sahilleri, Türkiye’nin en fazla turist çeken, deniz mevsimi
ve kumsal kıyı şeridinin çok uzun olduğu bir bölgemizdir. Sözkonusu
bölgede yer alan 25 plajdaki kıyı sularında yapılan kimyasal analizler
sonucu, genel olarak amonyak ve nitrat iyonu konsantrasyonunun sınır
değerlerin altında kaldığı tespit edilmiş, nitrit iyonuna ise hiçbir
plajda rastlanmamıştır. Buna karşılık tarımsal faaliyetlerin yoğun
olarak yapıldığı bölgelerde özellikle yaz aylarında fosfat iyonunun
sulama kanalları ile denize dökülen akarsulara yoğun bir şekilde
karıştığı tespit edilmiştir.
Taşucu İskenderun arasında kalan kesimde kurulu bulunan çok sayıdaki
fabrikalardan (tekstil, gıda, boya, soda, kâğıt, suni gübre, madencilik
vs) önemli miktarlarda kirletici denize deşarj edilmektedir. Bölgede
yapılan araştırmalar sonucu, Akdeniz’in genel olarak besin tuzları
yönünden fakir olduğu, fabrika yakınlarındaki bazı kesimlerde Hg,
Cd ve Sn düzeylerinin ise zaman zaman sınır değerleri aştığı saptanmıştır.”
Ayrıca
“Akdeniz, ham petrol ve petrol ürünleri için ana ulaşım yoludur.
Güneydeki ana üretici ülkeler ile Avrupa ve ABD’deki belli başlı
petrol tüketicilerini bağlayan bu denizde her yıl 260-350 milyon
ton ham petrol tankerlerle taşınmaktadır. Bu rakam dünya denizlerinde
taşınan ham petrolün 1/6’sıdır. UNEP’e göre Independenta ve Nassia
gibi kazalar hariç Akdeniz’e her yıl tanker işletmeciliği sonucunda
330 bin ton petrol karışmaktadır.”
Taşucu İskenderun bölümü sanayileşmenin, İskenderun Körfezi petrol
boru hatlarının ve komşu ülkelerin işleyemediği için Akdeniz’e bıraktığı
plastik atıkların dipte oluşturduğu şimdilik 25 cm’lik tabakanın
, Mersin petrol rafinerisinin, Antalya, Alanya, Side, Kemer gibi
yerler turistik yerleşmelerin olumsuz etkileri altındadır.
Ayrıca, küresel ısınma nedeniyle okyanuslarda geçen yüzyıldan beri
su düzeyi yaklaşık 1 mm’den fazla yükselirken, Akdeniz’deki su düzeyi
1960’dan bu yana yaklaşık 1.3 mm azalmıştır. Deniz suyu düzeyindeki
bu değişimin, suyun tuzluluk ve yoğunluk oranındaki artışa ve dolayısıyla
sorunlara yol açacağı ileri sürülüyor.
Günümüzde Akdeniz, Karadeniz ve Marmara gibi önlem alınmadığında
“ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olan” denizlerimiz arasındadır:
“Şöyle ki; Kendi kıyılarımızın kirlenmemesi için almamız gereken
önlemlerin yanısıra, Akdeniz’de bu konudaki uluslararası ted-birler
de büyük önem taşımaktadır. Afrika sahillerinden denize atılan maddelerin,
Mersin kıyılarını kirletmesi, sorunun tek bir ülkenin çabaları ile
çözümlenemeyeceğinin açık bir kanıtıdır. Kirlenme aynı hızla sürdüğü
takdirde, Akdeniz’deki tüm canlıların yokolması için 25 yılın yeterli
olacağı sanılmaktadır. Daha şimdiden Akdeniz’de hamsi hemen hemen
hiç kalmamış, Sardalya kayıplara karışmış, Ton balığı da 10 yıla
varmadan yokolabilecek kadar azalmıştır. Akdeniz’i yeniden efsanevi
mavi yeşil rengine kavuşturmak için, çok daha ileri aşamalarda işbirliği
gerekmektedir. Görünürde kapalı bir deniz olduğundan, Akdeniz’in
tüm sularının değişmesi için 80 yıl gerekmektedir. Her yıl Akdeniz’e
60 ton deterjan, 90 ton zehirli madde, 100 ton civa, 2400 ton krom,
3800 ton kurşun, 21000 ton çinko, hesaplanamayacak ölçüde yağ ve
petrol artığı dökülmektedir. Akdeniz’deki akıntılar, saat yelkovanının
aksi yönünde olduğu için, her ülkenin denize akıttığı pislik, komşu
ülkenin kıyılarında toplanmaktadır.”
|